ABD'nin Irak'a gelişi ve gidişiyle ilgili değişmeyen iki fotoğraf karesi var... ABD geldi diye Iraklılar kutlama yapmışlardı. Şimdi ABD gitti aynı Iraklılar kutlama yapıyorlar yine! Niyesi daha başka örneklerde olduğu gibi acılarla dolu maalesef: ABD 23 senedir Irak'taydı, demokrasi götürmek için gitmişlerdi, var olduğunu söyledikleri kitle imha silahlarını yok edeceklerdi, hepsi palavra çıktı. Trump'ın deyimiyle "Irak'tan defolup gittiklerinde" geriye bıraktıkları da kan ve gözyaşı sadece... 23 yıl süren Irak işgali, ülkede büyük bir insanlık trajedisine, yıkıma ve ekonomik faturaya yol açtı. Savaşın ve sonrasındaki kaosun tetiklediği dolaylı etkilerle hayatını kaybeden sivil, asker, direnişçisayısı 1 milyonun üzerinde. İşgal, isyanlar ve iç savaş nedeniyle milyonlarca Iraklı evini, barkını terk etmek zorunda kaldı... Aileler parçalandı, yok oldu, çocuklar anasız, babasız kaldı. ABD işgali sonrası kurulan siyasi sistem de, liyakat yerine etnik ve dini kimliklere (Şii, Sünni, Kürt) dayalı bir güç paylaşımını zorunlu kıldı. Bu durum, toplumu demokratik olarak birleştirmek yerine mezhepsel olarak daha da böldü. Mahalleler ayrıldı, herkes birbirini öldürdü... Geride kalan da siyasi bir enkaz, tarumar olmuş bir ülke...
***
Aslında ABD ilk çekilmeyi 2011'de yapmıştı Irak'tan ama sonra 2014'te DAEŞ ile mücadele bahanesiyle tekrar geri döndü. O DAEŞ'in de kaldığı yerden devam etmesi için kimler tarafından yapılmış bir örgütlenme olduğu da bilinen gerçeklik!..
Şimdiki son çekilmede de DAEŞ tehdidi devam ediyor yutturmacasıyla ABD'yi yine kalması için ikna çabaları var zaten. Ama bu sefer Trump çok kararlı gibi... Hatta kurtulmak istiyormuş havası da veriyor... Ancak yine de bu çekilme tamamen Irak'ın yakasından düşme değil, konuşlanma değişikliği görüntüsünde daha çok. Askeri işgal ve operasyonel birliklerin tamamı gitmiş olsa da, bu durum Irak'ta hiç Amerikalı kalmadığı ya da etkisi sıfırlandığı anlamına gelmiyor... Irak'ın petrol kaynaklarından elde ettiği gelirlerin finansal kontrolü, Amerikan askeri birliklerinin çekilmesine rağmen hâlen ABD›nin fiili denetimi altında. Sahada petrol kuyularının işletilmesi ve üretimi büyük oranda Irak devletinin ve Çinli/Batılı enerji şirketlerinin elinde gibi görünse de, paranın toplandığı ve dağıtıldığı ana kasa Washington'da, kontrol de tamamen ABD finansal sistemine bağlı. Patron ABD ve Bağdat yönetimi üzerinde doğrudan ekonomik yaptırım gücünü elinde tutuyor yani... Bu finansal mekanizmayı Bağdat'taki hükümetleri kendi jeopolitik çizgisine çekmek için bir silah olarak kullanıyor... Dolayısıyla Irak dünyanın en zengin petrol yataklarına sahip ülkelerden olmasına rağmen; Bağdat halkı günde hâlâ sadece 6-12 saat devlet elektriği alabiliyor. Ulusal sistemdeki kronik yetersizlikler ve kesintiler nedeniyle halk, "Jeneratör Mafyası" olarak bilinen yapıların eline düşmüş durumda ya da gaz lambaları gibi alternatif çözümlerle idare ediyor. Irak zengin petrol ve gaz yataklarına sahip olsa da, ham gazı işleyecek altyapı yetersizliği nedeniyle halk günlük hayatta hâlâ geleneksel tüp gaz kullanıyor. Milyarlarca dolarlık petrol geliri, halkın ihtiyaçlarına değil ABD'li şirketlerin cebine gidiyor çünkü...

13