CHP'deki çözümsüzlük süreci!..

CHP'nin son yerel seçim başarısı, yerel yönetim krizine dönüştü... Belediye başkanlarının kimisi yolsuzluk soruşturmaları altında ya da tutuklu ve yargılanıyor, etkin pişmanlıktan yararlanıp itirafçı olanlar da var... Kimisi ise "Bu CHP bizim CHP değil" diye istifa edip AKP'ye geçti ya da geçmenin eşiğinde... Çok sayıda CHP'li belediye meclis üyesi de öyle...

Meseleleri mahkemeye düşen, peş peşe gelen istifalarla sarsılan CHP'de uzun süredir kriz yönetimi sorunu var bir de. Gerçi partiyi yönetenler asla bunu kabullenmiyor ve yaşananların da CHP'nin iktidar yürüyüşünü engelleme amaçlı bir oyun, kurgu olduğunu savunuyorlar ve gidenleri anında hainlikle yaftalıyorlar ama görünür gerçeklik de ortada:

Ana muhalefet partisinin krize yaklaşım tarzında bir sorun olduğu açık. CHP yönetimi, siyasi bağlılığını koruyan belediye başkanlarına sahip çıkıyor ve onlarla ilgili iddiaları ciddiye almamayı seçiyor. Ancak aynı isimler partiden ayrıldığında, geçmişteki tüm iddialar bir anda doğru kabul edilmeye başlanıyor. Parti içerisinde oldukları müddetçe haklarında herhangi bir disiplin işlemi başlatmayı reddeden parti yönetimi, CHP'yi terk eden belediye başkanını yolsuz ve ahlaksız olarak damgalamakta bir an tereddüt etmiyor. Bu durumda da CHP'lilerin birbirlerine sormaları, sorgulamaları, yanıt aramaları gereken soru da şu aslında:

CHP Genel Merkez yöneticileri her giden belediye başkanının arkasından bunun yolsuzluk soruşturması, dosyası var dediğinde o belediye başkanlarının varsa yolsuzluk ve hırsızlık yaptığının farkında olduklarını itiraf etmiş olmuyor mu

Bunun devamında gelen ikinci soru da "eğer iddialar doğruysa ya da varsayılıyorsa parti olarak niye gereğini yapıp o kişilerin siyaseten biletini kesmediniz" elbette...

Ama herkes ne olduğu değil de nasıl anlatıldığı üzerinden kim haklı ya da haksız diye sorgulama peşinde. Ya da bulunduğu taraf olarak ne anlamak lazıma getiriyor meseleyi...

★ ★ ★

Tam bir yankı odası muhabbeti, fanatik tribün taraftarı tavrı ve siyaseten son derece sıkıntılı bir meselenin sorumluluğunu başkalarına yükleme, bir fail yaratma durumu söz konusu... Bunu da söylemleri, üslubu, tarzıyla CHP Genel Başkanı tetikliyor en başta... Hatta "iktidara geldiğimizde hesabını soracağız" gibi hafiften tehdit dili de var. İstifalara, ayrılıklara elbette bir kırgınlık, kızgınlık gelişmesi normal, olabilir ama bu bizzat Genel Başkan'ın müdahil olup partide zaten var olan ötekileştirme tartışmalarını tetikleyecek, tırmandıracak hatta olası kırılmalara neden olabilecek bir tarza dönüştüğünde ciddi sıkıntı yaratacağı açık ve net... Herkes de bunu konuştuğuna göre de demek ki bir mesele var ortada... Kaldı ki eğer bir ayrılma istifa durumu varsa ve o kişinin partide kalması önemseniyorsa yapılması gerekenler açık: İnsanları tehditle daha da fikren soğutmak, uzaklaştırmak değil, öncelikle parti olarak varsa yanlışlar, hatalarla yüzleşmek ve kucaklayıcı olmak...Ama ne yapılıyor CHP'deyken övülenler ayrıldıklarında anında siyasi lince uğruyorlar. Özellikle de önceki Genel Başkan Kılıçdaroğlu'na yakın duran, 38'inci Kurultay'da destek olan herkesin üzeri çizilmiş belli ki.. Hepsi bugün olmasa bile zaman içerisinde özellikle de seçim zamanında liste tercihlerinde hüsran yaşayacaklar büyük olasılıkla... Zira CHP'li vekiller arasında "sağdan gelip Parti Meclisi'ne alınanlara vekillik garantisi de verildi" diye hafiften kaynama durumu söz konusu...