CHP'de mutlak butlan nöbeti nüksetti!..

CHP'de 'mutlak butlan' kararı çıkarsa Kılıçdaroğlu geri dönecek mi, yoksa Özel yönetimi partiyi kontrol altında tutabilecek mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazarın iddiası, CHP'nin 38'inci Kurultay'dan beri içsel çatışmalarla boğuştuğu ve olası bir mahkeme 'mutlak butlan' kararının partide büyük bölünmelere yol açabileceğidir. Bunu öne sürmesinin nedeni, Özel-İmamoğlu ikilisinin önceki Kılıçdaroğlu yönetimini tamamen devre dışı bırakma girişimi olarak değerlendirmesidir. Yazının kilit argümanı ise: böyle bir karar çıkarsa, Kılıçdaroğlu sadece partiye değil, o dönemde görevde olan herkesin tekrar görev almasını da tetikleyeceği için, taraflar arasında yapıcı bir mutabakat sağlanması mümkün müdür?

CHP'li belediyelerle ilgili yolsuzluk soruşturmaları ve mahkeme süreçleri devam ederken, partide kurultay davasına ilişkin "mutlak butlan" nöbeti nüksetti bir de... İstinaf aşamasındaki davada bir duruşma tarihi falan yok, süreç mahkemenin iş yükü, davanın karmaşıklığına göre değişkenlik gösterse de Ankara kulislerinde dillendirilen yakın zamanda karar çıkacak beklentisi ve mutlak butlan olasılığından kaynaklı olarak... Dolayısıyla CHP'de şu sıralar ağırlıkla konuşulan yine mutlak butlan kararı çıkarsa, olursa buna karşı bir plan var mı yok mu meselesi... CHP'den kopma, ayrılma ya da farklı bir parti, yapılanma olasılıkları da tartışmaların odağında... Varsayalım böyle bir karar çıkarsa daha önce "belki kabul etmeyebilir" denilen önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu kararlı bir dönüş havasında zira... Kılıçdaroğlu'na yakın isimler de şöyle diyorlar:

"Böyle bir karar çıkarsa Kemal Bey görevi kabul edecek; partiyi güvenli limana götürerek, yolsuzluk, hırsızlığa bulaşmış CHP'ye leke sürmüş kişilerden arındıracak. Bunda çok kararlı..."

CHP'nin şimdiki Genel Başkanı Özel ve kurmayları ise yeniden alevlenen tartışılan "mutlak butlan" senaryoları için hâlâ "süreç odaklı olduğu" yorumunu yapıyorlar. Mutlak butlan kararı çıkarsa da "Canımızı veririz, CHP'yi teslim etmeyiz" görüşü hâkim Genel Merkez'de... Ama olası bir mutlak kararı durumunda kim kimle hareket edecek, eder parti içi dinamikler ne tepki verir, saflar nasıl gerçekleşir hesapları yapılıyor bir yandan da... Genel Merkez'in de kafası karışık ve acabalarla dolu endişeli bir hava içinde belli ki...

★★★

Bu da beklenen bir durum aslında... Uzunca bir süredir aynı çatı altında "CHP'liyim" diyenler birbirlerine tahammül edemiyor, diğerini CHP'li olarak görmek istemiyor. Parti içi muhalefetten gelen cılız çıkışlar, sesler bile hainlik olarak yaftalanıyor, arkasında da iktidar partisi yönlendirmesi varsayılıyor... Anında da siyaseten linç kampanyası ve jet ihraçlar devreye sokuldu, sokuluyor... Bu bağlamda yüzlerce kişinin partiyle ilişiği kesildi. CHP denilince akla gelen isimler, ağır abiler bile bu linç ikliminden nasibini aldılar... Niyesi de açık:

Şaibeli iddiasıyla mahkemelik olan 38'inci Kurultay'da seçimi kazanan değişimci ekip Genel Başkan Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ikilisi o tarihten itibaren önceki Genel Başkan Kılıçdaroğlu taraftarlarını kazanmak, bir bütün olarak CHP'yi inşa etmek yerine partiyi tam olarak kontrol altına alacakları bir hizip hareketi yürüttüler. Kendileri de daha önce Kılıçdaroğlu'nun ekibinde, kadrosunda yer almalarına rağmen... Özel, son olarak CHP'nin TBMM Grup Başkanı'ydı mesela... Bugün CHP yönetiminde olan pek çok isim de Kılıçdaroğlu döneminde de hemen hemen aynı görevlerdeydiler yine... Bu durumda olası bir mutlan kararında "tanımayız, partiyi teslim etmeyiz, Genel Merkez'e kimseyi sokmayız" havasındaki CHP'lilere denilecek de şu aslında: