Yazar, CHP'nin iç çekişmelere ve kişisel hesaplara odaklanarak ülkeyi yönetme vizyonundan uzaklaştığını iddia ediyor. Bunu, belediye başkanlarının parti yönetiminde aşırı etkili hale gelmesi ve parti içi muhaliflerin tasfiye edilmesiyle açıklıyor. Ancak bu yapısal krizin, partinin seçmendeki meşruluğunu sorgulamaya açan temel sorun değil midir?
Meseleleri mahkemeye düşen CHP'de uzun zamandır bir kriz yönetimi sorunu var. Gerçi partiyi yönetenler asla bunu kabullenmiyor ve yaşananlarında CHP'nin iktidar yürüyüşünü engelleme amaçlı bir oyun, kurgu olduğunu savunuyorlar ama görünür gerçeklik de şu:
Türkiye'yi yönetmeye talip olduğunu söyleyen ana muhalefet partisi CHP hep kişiler ve onlara bağlı hesaplar üzerine konuşmaktan, ülke sorunlarına, sokağın, vatandaşın sıkıntılarına çözüm üretmek ya da umut olmak noktasına gelemiyor bir türlü. Oysa Terörsüz Türkiye, ekonomi, dış politika, yanı başımızdaki savaş, olası tehditler gibi konuşulan ve bu anlamda da CHP'nin ne düşündüğü merak edilen o kadar çok sorun var ki... Ama CHP için varsa, yoksa tek gündem kendi iç meseleleri, çekişmeleri...
Aylardır süren davalar, soruşturmalardan kaynaklı kaotik bir sarmal durumu söz konusu denilebilir belki ancak, CHP'de vizyon ya da kamuoyuna verdiği algıda değişiklik olduğu da açık... 103 yıllık CHP bir belediyeler partisi hüviyetine büründü sanki... Genel Merkez daha geri planda gibi... Ki bu anlamda bizzat CHP içinden, CHP'lilerden gelen tepkiler de ortada. Şöyle diyorlar:
"CHP'de belediye başkanlarının bu kadar belirleyici ya da parti politikalarını yönlendirici olduğu bir dönem yok... Belediye başkanlarının Genel Merkez üzerinde parti yönetimini belirleme noktasında ciddi ağırlığı, baskısı var. İl başkanları, ilçe başkanlarının belirlenmesinde de devredeler hep. Bu partinin yapısına, genetiğine de geleneğine de aykırı... Belediye başkanlarının, partinin Genel Başkanı, başkan yardımcılarını, milletvekili, belediye başkan adaylarını belirleme ya da müdahale gücü kırılmadıkça, bu etki ve yetki ortadan kaldırılmadıkça sıkıntı var olacaktır..."
CHP'lilere göre; partinin haklarında iddialar, suçlamalar olan her belediye başkanına kefil olması ve koşulsuz savunmasından kaynaklı bir başka sıkıntı daha var... Herhangi bir belediye başkanına yönelik bir olumsuzluk netleşirse, toplum, seçmen de bunu kabul edip "Belediye başkanı yanlış yaptı" derse ne olacak meselesi yani... Bu anlamda daha şimdiden örnekler de bulunuyor nitekim... Hatta söz konusu parti içi muhalifler olduğunda ismi, parti aidiyetine bakılmaksızın anında devreye giren Disiplin Kurulu ve ihraç mekanizmasının neden bu gibi örnekler için geçerli olmadığına dönük ciddi rahatsızlıklar alenileşmiş durumda...
★ ★ ★
Mansur Yavaş'ın son "Artık seyredemeyiz" çıkışıyla CHP'de patlak veren "Yeni bir yol haritası" arayışı da doğrudan bu konuyla ilgili... Bugüne dek parti içinde "sakin güç" profiliyle bilinen Yavaş'ın hafiften manifesto havasındaki sert mesajını Özgür Özel'in Genel Başkanlık pozisyonunu tartışmaya açmak, yetersiz bulmak gibi yorumlayanlar bile oldu, oluyor.. Yavaş'ın belediyelere yönelik operasyonlarla ilgili "ortak tutum belirlenmesi" yönündeki çağrısı ardından yaşanan yeni bir eylem planı hareketliliği de bunu doğrular nitelikte... Demek ki bugüne kadar yapılan 100'ün üstünde mitingle bu iş olmadı, bir kişiye odaklı "Yiğidim aslanım romantizmi" ile insanların motive edilme hesabı tutmadı... Aksine mitinglere ilginin giderek azaldığı, örgütü yorduğu, bıkkınlık yarattığı ve sıradanlaştığı konuşuluyor... Sadece iktidarı eleştirerek "Partimize saldırı, operasyon var" demek yetmiyor belli ki...

4