Çekilme değil gerek kalmadı diye okunmalı

Terörsüz Türkiye ve Bölge hedefi denildiğinde en başta bazı çevrelerde bu meselenin Terörsüz Türkiye bağlamında, ayağındasıkıntı olmadığı fakat Terörsüz Bölge konseptininnasıl hayata geçirileceğine dair birtakım, endişeler, kaygılar vardı. Gelişmeler gösterdi, gösteriyor ki;ortaya konulan kararlı irade, çok kapsamlı stratejiyle süreç aşama aşama sistematik bir şekilde Türkiye'nin doğrudan hâkim olduğu bir durumda hem Suriye'de hem Irak'ta hükümetlerle kurduğu koordinasyonlarlailerliyor... Sahada zaman zaman çatlak sesler çıkıyor ama kayda değer durum değil bunlar... Suriye'deki entegrasyon sürecini, Suriye PKK'sının tasfiyesini konuşurken, şimdi Irak'ta tasfiye süreci başlamış durumda. Türkiye ve Irak anlaştı: PKK'nın Sincar'daki varlığına son verilecek... PKK ve türevleri açısından Sincar çok sembolik bir yerdi. Kandil ile Suriye arasındaki bir köprü gibi görüyorlardı. Sözde DAEŞ'e karşı mücadele bahanesi, palavrasıyla orayı işgal etmişlerdi. Şimdi silahlarını, bırakacaklar, onlar kayıt altına alınacak ve entegre olacaklar. Bu süreç de Irak ordusuyla koordineli bir şekilde Türkiye'nin takibinde yürütülecek yine... Bu aşamaya gelinmesinde de tabi ki Türkiye'nin sınır ötesi harekâtları, Pençe-Kilitoperasyonları çok büyük rol oynadı. Dış politikasındaki aktif ve proaktif hamlelerle Türkiye'nin bölgede artan nüfuzunun doğrudan etkisi bugünleri getirdi...

★★★

Bunlar da Türkiye'nin, yarım asra yakın bir süredir farklı terör örgütlerine (ASALA, PKK, DHKP-C, DAEŞ, FETÖ vb.) karşı yürüttüğü çok boyutlu ve zorlu bir mücadelenin sonucu elbette... Dolayısıyla Türkiye'nin attığı, atacağı her adımda verilen sözler ve mutabakatların somut sonuçlarını görme, teyit etme kararlılığı çok açık ve net. Mesela Irak'la yapılan son mutabakatta "Sincar'da devlet otoritesinin bütünüyle tesisi, silahlı unsurların varlığına son verilmesi, Irak'ın bu güvenlik uygulamalarının kaydettiği ilerleme çerçevesinde; kararlaştırılan mekanizma ve zaman çizelgesi doğrultusunda kademeli olarak devredileceği" vurgulanan Başika yerleşkesiyle ilgili 9-10 yıl önce yaşanan gerilim vardı... Ekim 2016'da başlayan ve dokuz ay süren Musul'u DAEŞ'ten kurtarma harekâtı sırasında Irak'ın Ankara Elçisi'nin "Musul operasyonundan sonra Başika'dan askerlerin çekilmesi konusunda iki taraf anlaştı" sözleri havayı bulandırmıştı... Hemen arkasından da Türkiye'nin açıklaması ve net tavrı şöyleydi:

"Bütün bölge terör örgütlerinden arındırıldıktan sonra oturulup tekrar değerlendirilecek..."

Yani bölgeden sadece DAEŞ değil PKK da temizlenene kadar Türkiye'nin askeri varlığı orada bir keyfiyet değil, zorunluluk olarak devam edecek... Bu da Türkiye'nin Başika'dan çok daha önceleri için de geçerli olan bir durum zaten...

O günlerde konuştuğum (13 Ocak 2017 tarihli yazımız), PKK saldırılarının yoğun olarak yaşandığı 1991-1995 yıllarında Diyarbakır Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı görevinde bulunan Emekli Orgeneral Necati Özgen, 1992'nin sonbaharındaKuzey Irak'ta yapılan ve bizim de gazeteci olarak en kritik aşamalarına tanık olduğumuz operasyonu anımsatarak, şunları anlatmıştı: