Venezuela petrolüne çöken ve bu hukuksuzluğu kahramanlık destanı(!) gibi anlatan ABD'nin uyuşturucu karteliyle mücadelenin yanı sıra gerekçelerinden biri de neydi "Venezuela, Hizbullah ve İran ile iş birliği yapıyor. "Bunu da bizzat ABD Dışişleri Bakanı Rubio dillendirdi ve şöyle dedi:
"Maduro, Hizbullah ve İran'ı kendi bölgesinde faaliyetler yürütmeye davet ediyor, izin veriyor..."
Venezuela gibi İran petrolüne de çökmek, hatta rejimi değiştirmek niyetiyle saldıran ama hiç beklemediği dirençle şaşkına dönen ABD onurlu bir çıkış ararken, parlak fikirlerden birini de Amerikan iç istihbaratı FBI şöyle yumurtladı:
"İran, ABD'nin Batı kıyılarını, Kaliforniya'yı İHA'larla vurabilir..."
Gerekçesi de "ABD'nin ele geçirdiği ve İran kaynaklı olduğu değerlendirilen şifreli bir iletişimin, ülke dışındaki 'uyuyan hücreler' için olası bir operasyonel tetikleyici niteliği taşıyabileceğine" dayandırıldı…
Dolayısıyla akla gelen soru da şu:
Nereden çıktı bu FBI meselesi bir anda. ABD çekilmenin mi yoksa çekilmemenin mi yolunu yapıyor
Zira varsayalım böyle bir saldırı olsa kimin daha çok işine yarar meselesi aslolan… İran böyle bir şey yapabilir mi İsterse en azından deneyebilir belki, hatta bunun için uyuyan hücre tetiklenmesine falan da gerek duymaz ama CIA ve özellikle de MOSSAD, bir örtülü operasyonu büyük bir memnuniyetle yapar ya da yaptırır…Sinagoga saldırı girişimi gibi hafiften hareketlenmeler de başladı nitekim… Trump'ın varsa, ciddiyse savaşı bitirme, çekilme niyetini engellemek, Amerikan halkının "İran'a durduk yere neden saldırdın" baskısını ortadan kaldırmak için... Kimyasal silah yutturmacasıyla İrak'ı işgal eden, bir milyon insanın ölümüne neden olan bir ABD ve bilerek, isteyerek kendi halkının ölümüne göz yumup o bahaneyle de Gazze'ye çöken, katliam- soykırım yapan bir İsrail'den söz ediyoruz nihayetinde...
★ ★ ★
Kaldı ki böyle bir saldırı olmasa, palavra diye nitelendirilse bile FBI'ın böyle bir istihbaratı sızdırarak neye, kime hizmet ettiği de açık...Hak, hukuk denildiğinde de dünyanın BM'nin iki yüzlü tavrı, duruşu da ortada. Haklıdan değil güçlüden yana bir düzen söz konusu...Nitekim daha yeni Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) haksız, hukuksuz saldıran, sivilleri, okulları hedef alan ABD ve İsrail'i değil, onlara karşı BM 51. madde gereği meşru müdafaa hakkını kullanıp karşılık veren İran'ı kınadı. Rusya ve Çin'in çekimser kaldığı bu kararla da İran iyice yalnızlaştırıldı, daha bir izole hale geldi...İran'ın sahada kıramadıkları direncini masada kırmak istiyorlar belli ki. Kaybedecek hiçbir şeyi yok noktasına gelen İran'da kırılan gururunu, onarmak adına var gücüyle saldırıyor. Evet İran çok ciddi hasar aldı, alt yapısı harap bir ülke var. Ama teslim de olmadı, tezgahlara, tuzaklara rağmen parçalanmadı...İran'ın yeni kadrosunun çok dirençli çıktığı, Devrim Muhafızları gücünün daha da arttığı ortada...Dolayısıyla çok daha radikal, sert ve atak bir İran yönetimi görebiliriz... Yeniden diriliş, yeniden ben varım diye bir faaliyet içine girecektir İran...

10