Bu kafa kendi uçağını bile düşürür!..

Sandıkta kaybedeceğini anlayan katil Netanyahu'nun "seçimlerden önce düşmanlarımızın bize saldırmaya çalışacağına dair işaretler var" palavrasında niyet açık:

Seçimleri erteletmek, mümkünse de uzunca bir süre...

Kendisine karşı bir cephe oluşturan muhalefet partileri, "ülkeye yönelik bu kadar ciddi bir tehdit varsa bize de anlatman gerekir" diyor ama onların taleplerini de endişelenmeyin, ulusal güvenliği halihazırda etkileyen bir durum söz konusu değil diye geçiştiriyor bu nedenle...

Ne tesadüf ki (!) bunlar konuşulurken de Dubai'den Tel-Aviv'e sefer yapan ve içinde tamamı İsrailli yolcuların olduğu Flydubai uçağındaki kokpitte pilotlar arası kavga, uçakta panik, bir yolcunun kahramanlık hikayesi (!) gibi olağan dışı gelişmeler yaşandı... Ne olduğu hâlâ belirsiz bu garip olaya anında İsrail'den gelen açıklama ise bildik nakarat:

Tam teşekküllü cihadist bir terör saldırısı!..

İnandırıcı oldu mu Değil. Muhtemelen sadece kendileri inandı kendi yalanlarına... Çünkü; 11 Eylül saldırılarıyla özellikle ilişkilendirilmesi ABD'ye ve uluslararası topluma bir mesaj ve uçakta Filistinli kimse olmamasına rağmen de sanki onlar tarafından yapılmış ya da İran menşeli bir cihadist saldırı gibi lanse edilmeye çalışıldığı belli... Sanki İsrail sürekli teröre maruz kalıyor ve mücadele veriyormuş gibi bir algı yaratma, "yetiş abi" diye ABD'yi kazıklayıp savaşa çekme masalı yani... Nitekim kendi ülkesinde bile bunun bir seçim hamlesi olduğuna dönük haberler, yer aldı... Yarın bir gün pilotlardan biri MOSSAD ajanı çıkarsa da hiç şaşırtıcı olmaz!..

★ ★ ★

Bu durumda endişelenmesi gereken de İsrail halkı aslında. Gazze'ye yönelik alçak bir planı hayata geçirebilmek için 7 Ekim saldırısının gerçekleşmesine ve kendi halkının ölümlerine bilerek göz yumduğu iddia edilen bir katilden söz ediyoruz nihayetinde... Dolayısıyla sapkın düşüncelerinden kaynaklı güvenlik yutturmacasıyla halkını feda etmekten kaçınmayan hastalıklı bir kafadan her türlü pislik beklenir... Netanyahu'nun 7 Ekim sonrasında HAMAS'ın elindeki rehineler konusuna yaklaşımı da bilinen durum zaten... Rehinelerin hayatları, kendi vatandaşları falan da hiç umurunda olmadı Netanyahu'nun. Üstelik başından beri HAMAS'ı elindeki rehineleri öldürmesi için tahrik etti... Böyle bir şey olsun da hele de bir video görüntüsü falan ortaya çıkarsa dünyayı ayağa kaldırırım hesabıyla... İsrailli Siyo-Nazi bakanların "Rehineleri öyle fazla düşünmemeli, olabildiğince acımasız davranmalı, her yeri yakıp yıkmalıyız" gibisinden şuursuz çıkışları da hafızalarda. Çok sayıda rehineyi de hedef gözetmeksizin attıkları bombalarla kendileri öldürdü. Bunu da serbest bırakılan iki kadın rehine anlattı bizzat. Onların Netanyahu, tarafından nasıl aforoz edildikleri de malum...

Bu gerçeklikte akla gelen de her ne kadar uygulamadan kalktı denilse de İsrail askerlerinin esir, rehine durumuna düşmesini önlemek için kasten, bilerek, isteyerek öldürülmelerini öngören Hannibal Protokolü'ydü... Daha en başından beri bu vahşi prosedür ekseninde rehinelerin hayatlarının da gözden çıkarılma durumu söz konusuydu... Kurtarılma imkânı yoksa rehin alanlarla birlikte ölsünler diye... Anlaşma sağlanıp HAMAS rehineleri serbest bırakmasaydı, hepsinin sonu da böyle olacaktı büyük olasılıkla...