Geçen yılın son günlerinde Venezuela'nın Trump'tan gelen tehdit ve saldırılara çözüm umuduyla meseleyi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne taşıma çabası vardı, onu konuşurken yeni yılın ilk günlerinde ABD'nin operasyonu geldi. Devlet Başkanı Maduro derdest edilip ABD'ye kaçırıldı. Bu; Venezuela'nın çabası sonuç verse, o günlerde BMGK duruma el koysa durum farklı olurdu demek değil elbette…BMGK'nın hastalıklı yapısıyla sadece ABD'nin vetosuyla bile meseleyi görmezden geleceği açık. Kurt kuzuyu yemeye karar vermiş bir kere… Nitekim ABD'nin Venezuela'ya yönelik haydutluğu sonrasında BMGK acil olarak toplandı da ne oldu Hiç...
Rusya, Çin, Fransa başta üye bazı ülkeler uluslararası hukuka aykırı davrandığı gerekçesiyle ABD'ye tepki gösterdiler. ABD'nin BM temsilcisi ise Maduro'nun yalnızca uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlanan bir isim olmadığını, 2024 seçimlerinde seçim sistemini manipüle ettiğini ve bu yolla gayrimeşru biçimde iktidara geldiğini öne sürerek, AB dahil yaklaşık 50 ülkenin Maduro'nun seçilmesini meşru kabul etmemesine rağmen, BM'nin Maduro'yu tanımasını eleştirdi... Ne alakası varsa..BM Genel Sekreter Yardımcısı, DiCarlo tarafından BM Genel Sekreteri Guterres adına yapılan açıklamada da uluslararası hukuka bağlı kalmanın hayati öneme sahip olduğu belirtilerek, "Hukukun gücü üstün gelmelidir" mesajı verildi… Bir de BM Şartı'nın herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı güç tehdidini veya kullanımını yasakladığı hatırlatıldı... Ama sadece o kadar… Ne olacağı, ne yapılması gerektiği yok… Doğrudan Guterres, konuşsaydı da daha farklı bir şey ya da atraksiyon beklenmesi de mümkün değil zaten. Oda en fazla kınamakla yetinirdi... Ki öyle de oldu, geçmiş sayısız örneklerinde olduğu gibi...
★ ★ ★
Kime neyi şikayet edeceksin. ABD'yi BM'ye şikayet edip, gereği yapılsın desen ne olacak, mümkün değil. Orta Doğuda'da aynı şey var, orada da Netanyahu marifetiyle bugün Venezuela'da yaşanmakta olanlar farklı bir boyutuyla sürekli vizyonda... İnsan kasabı diye adlandırılan şuurunu yitirmiş bir katil halihazırda baş tacı yapılıp nereye konulup konulmayacağı bilinmez durumda..Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde savaş suçlarından, soykırımdan yargılanan o katil dünya barışı ve huzuru için var olan BM çatısı altında konuşturuldu üstelik. Kafasına göre de atıp, tutarak, hiç utanmadan bir de "Biz dünyada sivil hassasiyeti en yüksek devletiz" palavrasını salladı. Ardından da BM'nin karargâhında, merkezinde, hem tüzel kişiliğine hem de dünya ülkelerine tehdit savurdu. BM'yi "Yahudi karşıtı bataklık" olmakla suçladı. Israrla gerilimin düşürülmesi çağrıları yapan BM Genel Sekreteri Guterres'i "istenmeyen kişi" ilan ederek, İsrail'e girişini yasakladı. Hem de "İsrail topraklarına ayak basmayı hak etmiyor" diyerek küstahça bir dille… Bunlara BM'nin tavrı, duruşu ne oldu Kimseden "Yeter sıktın artık. Haddini bil" diye ses çıkmadı...Netanyahu'nun küstahlıklarını yalayıp, yuttular...

8