Bizim anket sizinkini yener!

Siyasettekison gelişmelerin ardından araştırma şirketlerince peş peşeanketleryayımlanıyor. Hemiktidarvemuhalefetdengesi odaklıkim birinciya daönde;hemYeni Parti'yle yeniden şekillenenmuhalefetbloğundaki sıralamanın farklılaşmasından kaynaklı; artıkana muhalefet partisikonumundakiYeni Partiile ayrıldıklarıCHParasındaki oy oranları üzerine... Bu bağlamda da birbirinden farklı sonuçlar içeren çok sayıda araştırma var. Sürekli de yenileri ekleniyor... Kıyaslandıklarında da birincilik, ikincilik anlamında inişli çıkışlı barometre misali dengeler, buna bağlıgörecedeğerlendirmeler niyet okumalar, tartışmalar söz konusu... Ana gövdeden kopanYeni Partiile geriye kalanCHParasındaki durum denildiğinde de hemen hepsinde oranlar farklı olsa da öngörüler açık araÖzel'in partisi lehine. Ancak, ayrılırken sarf edilen "Biz gidersek CHP biter, sıfırlanır" gibisinden son derece iddialı, keskin söylemlerin boşa çıktığı da ortada...

Niyesi açık: Her iki tarafa yakın, hatta doğrudan çalıştıkları bir ya da birkaç araştırma kuruluşu bulunuyor. Herkes de yanlısını, tarafsızını, karşı tarafın görüşünü yansıtanı biliyor. Kim taraftarını konsolide ettirmek için anket yaptırmış, algı hesabında ya da kim gerçeği görmek istemiş, fark ediliyor. Elbette gerçekten tarafsız araştırmacılar,objektif anketlerde yok değil, var ama maalesef genel durum diğeri. O nedenle de anketleregüven,özellikle de sonucu kestirme yüzdeleri epey tartışılır halde... Herhangi bir adayın,partinindurumunu değerlendirirken, tek bir kanaldan sonuca ulaşılması zor...

✶ ✶ ✶

Anketlerin;"Kazanacak aday"veya"yükselen trend"imajı yaratarak kararsız seçmenleri etkileme yönlendirme amaçlarına gelince ki bu anlamda hiç olmadığı kadar yüksek orandakararsız bir seçmenkitlesinden söz ediliyor... Bu hedef kitleninpartileregöre dağılımlarını öngören ve buna dönük tahminlere dayalı anketler de manzarayı epey farklılaştırıyor... Tabii onlar dagöreceyine. Ancak bu noktada daha farklı düşünensiyaset bilimcilerde şöyle diyorlar:

"Kararsız seçmenin çok büyük oranı kararımı verdim ama sana söylemem diyen seçmendir. Çünkü bu hassas bir konu. Kimisi evine gidiyor kimisi sokakta herkesin içinde soruyor o zaten hiç güvenilmez bir araştırmadır. Ama her ortamda sizin siyasal tercihlerinizi birine söylemeniz kolay bir şey değildir. Genelde sosyo-ekonomik statüsü düşük kendine güveni düşük seçmenler ya ben bilmiyorum demek istemedikleri için ya kararlı olsalar dahi o kararı size söylemekten çekindikleri için kararsızım diyebilirler. Önemli bir kısmı bu. İkincisi gerçekten kararsız olanlar da kararlarını kendi tecrübelerine ve konjonktüre, seçim süreçlerindeki gelişmelere göre verirler. O da şu an yok ortada. Dolayısıyla o büyük bir soru işareti.."

Ankete katılıp görüş bildirenlerin deyanıltmaolasılığı da yüksek yani... İnsanlar çekincelerinden ya da özellikle bilerek, isteyerek sorulara yanıltıcı yanıtlar veriyor, verebiliyorlar...