Bir şamar alayına yeter...

İsrail ve Yunanistan kimi zaman Türkiye'ye yönelik boylarından büyük tehditkâr sözler sarf ediyor, kimi zaman da gerçeği kabullenip sanki övüyormuş havasında "NATO üyesi Türkiye, ittifakın en büyük ikinci ordusuna sahip, Kafkasya'dan Orta Doğu'ya etkisi artan bölgesel bir güç konumuna yükseldi" diye mazlumu oynuyor... Her ikisiyle de anlatmak istedikleri zırvalık, kafalarındaki şeytanlık aynı aslında:

Ülkelerinin tehdit altında olduğu yutturmacasıyla abileri ABD'yi devreye sokmak...

Bu bağlamda Türkiye'ye karşı özellikle sosyal medya üzerinden yürütülen aşağılık bir kampanya da var.. Yahudi, Rum, Ermeni lobileri eşgüdüm halinde Başkan Trump, Pentagon ve Dışişleri Bakanlığı'nı etkilemek amacıyla yoğun baskı yapıyor. Satılmış senatörler ya da yancıları medya tarafından ısrarla ve sıkça Trump'a yalan-yanlış sipariş sorular yönlendiriyor. Mesela İsrailli bir gazeteci Beyaz Saray'da Trump'a daha yeni "Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'i tehdit etmeyi sürdürüyor. Sizce İsrail ile Türkiye arasında bir çatışma çıkma ihtimali var mı Ayrıca Türkiye'ye F-35 satacak mısınız" diye provokatif bir soru yöneltti. Trump'ın verdiği ve hiç beklemedikleri cevap da daha önceki benzer sorularda olduğu gibi yine aynıydı:

"Cumhurbaşkanı Erdoğan, benim çok iyi bir dostum ve birlikte çok iyi çalıştık. Onu seviyorum. Kendisi müthiş bir lider ve çok güçlü bir kişi. Böyle bir şey duymadım. Türkiye ile böyle bir şeyin olacağını sanmıyorum. O bana saygı duyuyor, ben de ona saygı duyuyorum. Bunun da ötesinde, aramızda iyi bir dostluk var..."

Günde üç kez fikir değiştiren, farklı şeyler söyleyen, öngörülemeyen biri olarak bilinen, tanınan Trump söz konusu Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye olduğunda hep istikrarlı bir görüntü veriyor yani...

★★★

Trump tarafından sürekli "akıllı ol" diye uyarılan Netanyahu'nun asıl karın ağrısı da bu zaten...İsrail bölgede İran'a karşı ilk kez ABD'nin de kendisiyle birlikte savaştığı bir model oluşturdu... ABD bugüne kadar İsrail'e koşulsuz destek sağlıyordu, görüntü ağırlıkla siyaseten havasındaydı... Bu defa ise ortak harekat planı içerisinde bir saha müttefikliğine dönüşünce İsrail hepten şımardı, cesaretlendi... Aldığı gazla da katil Netanyahu ve Siyo-Nazi bakanları Türkiye'yi hedef alarak "Türkiye çok ağır bir bedel ödeyecek; İran'dan daha kötü bir duruma düşecek" gibi abuk sabuk çıkışlar yapıyorlar. Korku Siyo-Nazi kafaları sarmış belli ki.. Derin bir şizofreni haliyle gerçek ile hayali ayırt edemiyorlar...Sanıyorlar ki; Trump'ı uyutupkandırırsak, Türkiye'yi frenleyebiliriz... Soykırımcı Netanyahu ve katil kabinesinin kimyasını bozan bir başka neden de şu elbette:

Türkiye katil Netanyahu ve İsrail ordusunun yaptığı katliamları, soykırımı, mezalimi dünya kamuoyuna en fazla taşıyan duyuran devlet oldu...Filistinli çocukları, bebekleri acımasızca katleden İsrail'in uluslararası kamuoyunda mahkum olması noktasında büyük katkı sağladı. Dünyanın her köşesinden İsrail'e karşı duyulan öfke, nefret, dolayısıyla nasıl yalnızlaştıkları da ortada.. Bu da Netanyahu ve tescilli katillerin şu anda yaşadıkları en büyük korku. Dünyada ABD desteğini de yitirirlerse bu mahkumiyetin kendilerine neye mal olacağını biliyor ve büyük hezeyan yaşıyorlar. ABD desteğini kaybetmemek adına da her türlü alçaklığı, şeytanlığı zorluyorlar..