Kutluyorum...

Şampiyonlar Ligi ayrı bir seviye. Burada koşmadan, mücadele etmeden kaliteyi yükseltmeden, tempo yapmadan başarılı olamazsınız. Dün gece Galatasaray öyle bir ilk yarı oynadı ki bu söylediklerimin hemen hemen hepsini yaptı. Tabii ki bu futbol risk almadan olmaz ve pozisyon da verebilirsininiz. Evet bunları da yaşadı Sarı-Kırmızılılar, futbol şansı da yanındaydı ve kalesinde gol görmeden soyunma odasına gitti. Batrakov iki nefis gole imzasını atarken hem de oynadığı futbolla, katkıyla takımın parlayan yıldızıydı. İlk yarıda 2 golün çok üstünde skoru daha da yukarı çıkartabilirdi, o anlarda da şans Stuttgart'ın yanındaydı. Okan Buruk sahaya 4'lü savunma ile çıktı ama oyun içinde Lemina'nın da stoper hattını üçlediğini gördük. Orta alandaki birbirini tamamlayan oyuncular, kanatlardan da Barış Alper ve Yunus ile büyük destek aldı... Tabi ki Osimhen'in baskılı ama etkisiz oyunu etkili hale gelirse işler daha iyiyi gider gibi... Kısaca ikinci yarıdaki beklenti bu şekildeydi taraftarın gözünde...

Hatasız oynadı

İkinci yarı skoru korumak ve ayakta kalmak gerekiyordu. Çünkü rakibin kolay lokma olmadığını biliyorduk. Gerçekten ilk yarıdaki kadar ofansif anlamda etkili gözükmedik, ancak orta alanda güçlüydük. Böyle maçlarda kaleci performansı çok önemlidir ve uğurcan gerçekten kalesinde devleşti, hatasız oynadı. Tecrübeli kaleci çok kritik dakikalarda çok kiritik kurtarışlarla rakibin direnci ve umutlarını kıran isimdi. Son 15 dakika Okan Buruk yorulan isimleri alıp, doğru hamlelerle maça damgasını vurdu. Dün genel olarak tam anlamıyla görevini yapmayan oyuncu yoktu. Osimhen biraz gününde olsa belki de farkı artırabilirdik ama onun da kötü oynama hakkı var sanırım ve dün gece kullandı bu hakkını. Özetle muhteşem bir galibiyet ve Şampiyonlar Ligi'nde iddiasını daha güçlendiren Galatasaray izledik. Sahada taraftarıyla bütünleşen oyundan hiç kopmayan Sarı Kırmızılılar, tarihi bir zafere daha imza attı kutluyorum...