Kilidi açamadık

Dünya Kupası'na 24 yıl aradan sonra gitmenin coşkusuyla çıktık Avustralya maçına. Rakibin 7. katılımı, tabii ki kıta avantajı ile birlikte organizasyondaki tecrübesi bizden fazla doğal olarak... Montella beklenen kadroyu sahaya sürerken rakibin özelliklerini biliyorduk. Fizik gücü yüksek, hava toplarına hakim ve ikili mücadelelerde sert temaslı oynayan bir ekip. Karşımızda kompakt bir duvar ile skor arayacağımızı biliyorduk.

Nitekim ilk yarı istatistiklerine baktığımızda nerdeyse tek kale oynamışız, ancak final istatistikleri istediğimiz gibi olmadı. Arda'nın kalecide kalan vuruşu ve Abdülkerim'in yan direkten dönen şutu haricinde aksiyon bulamadık. Avustralya sabırla bizi karşıladı ve tek hızlı hücumunda golü buldu. Özetle rakibin planı buydu ve tuttu.

Planları tuttu

Biz yerden ayağa paslarla seti tercih ettik ama yetmediğini gören Montella, ne yapmalıydı... Böyle maçları klas ve yaratıcı isimlerle çözme seçeneği devreye girmeliydi. Kenan Yıldız ve Can Uzun ile Yunus ilk akla gelen isimler. Yan ortalarda kafa vuracak bir Deniz Gül devreye sokulabilirdi. Kısaca ilk yarı bitiminde aklımıza düşen bunlardı, çünkü skoru koruma duygusu ile rakip karşısında puan veya puanlar almak için risk almamız gerekiyordu. Beklenen hamle geldi, Kenan Yıldız, Barış Alper'in yerine sahadaydı. 2. yarıda baskı, pozisyon vardı ama aradığımız gol yoktu. Israrla kanatları denedik, ortadan şutlarla rakip kaleyi yokladık, ancak Avustralya duvarını aşamadık.