Hayal kırıklığı!

Şampiyonlar Ligi'ne Lizbon'da merhaba diyen Galatasaray'ın zorlu Sporting deplasmanında, ilk yarı yediğimiz gol hariç, her şey planlandığı gibiydi. Okan Buruk kısmen şaşırtan bir kadro çıkarsa da sahadaki mücadele ve futbol doğru oyunu bize gösterdi. Pas kalitesi yüksek orta alan ile rakibe momentumu vermezken az ama etkili ataklar yaptık 2. golü de çok rahat bulabilirdik. Öyle organize hücumlar yaptık ki tam Osimhen'lik maçtı dedirtti. Barış Alper o bölgenin yabancısı değil, ama Barış eski performansında değil sorun orada. Sane, saman alevi gibi bir iyi bir kötü oynarken mutlak bir golü de çok rahat pozisyonda dışarı atarak takımını 2. golden etti. Genel anlamda ilk yarıyı değerlendirmek gerekirse gerçekten iyi bir başlangıç oyunu ortaya koyduk, panik yapmadan topu tutup rakibi koşturup baskı yemedik. Yediğimiz gol gerçekten ceza alanı içinde orta alandaki isimlerin savunma zaaflarından geldi ve kolay bir vuruşla topu ağlarımızda gördük.

Leao ile başlasa...

İkinci yarı için Okan Buruk'un rakibinde daha da üstümüze geleceği ve risk alacağını düşünerek kulübeden ofansif kozlarımızı sahaya sürmesini bekledik... Ancak 60. dakikada oyuncu değiştirme hastalığı ve basit bir penaltı sonrası ağır bir karar ve 2-1 yenik duruma düştük. Sane ısrarı yenik duruma düşene kadar sürdü ve Leao'yu nihayet oyuna soktu Okan Buruk... Ancak iş işten geçmiş gibiydi çünkü Sporting rüzgârı arkasına almıştı, Salazar'ın frikik golüyle oyun ritmimiz iyice kayboldu. Oysa ikinci yarının başında Leao ile başlasa gol arayan risk alan rakip karşısında çok daha etkili olurdu Portekizli yıldız. İşte bu anlarda yönetimin Şampiyonlar Ligi oynayacak bir ekip için transferde ne kadar geç kaldığını daha iyi anladık. Oysa sezona yeni transferlerle hazırlanılsa çok daha güçlü, bu seviyeyi kaldırabilecek bir takım olurdu dün geceki gibi tek devrelik değil...