Husiler önce Muha'yı aldı, ardından boğazın ortasındaki Meyyun Adası'nda kontrol sağladı. Sonuç rakamlara anında yansıdı. Günlük ortalama 33 geminin geçtiği su yolunda trafik 24 saatte yüzde 88 gerileyerek dörtrı gemiye düştü, konteyner geçişleri ortalamanın yüzde 86 altına indi. Geçişi tamamlayan az sayıdaki geminin Panama, Singapur, Liberya ve Etiyopya bayraklı olması tek başına bir tablo. Brent'in 110 dolara ulaşması ise faturanın Yemen'de kalmadığını gösteriyor.
Buradaki mesele bir iç savaşın seyri olarak okunmamalı. Küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 10'unu ilgilendiren bir geçitte, erişim koşullarını bir devlet dışı aktörün belirlemesi olarak görünüyor. Seyrüsefer serbestisi yetmiş yıldır bir varsayımdı. Ancak artık müzakere edilen bir değişken.
Küresel Düzenin Sınandığı Yer
Rakamlar meselenin ölçeğini veriyor. Süveyş Kanalı'ndan yılda yaklaşık 19 bin gemi geçiyor ve dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 12'si bu hattan taşınıyor. Babülmendep petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 11'inin, LNG'nin ise yüzde 8'inin güzergahı. Günlük geçiş 2024 başında 8,7 milyon varilken 2026'nın ilk çeyreğinde 9,4 milyon varile çıkmıştı. Yani hat, kriz boyunca daralmadı. Tam tersine küresel sistemin bağımlılığı arttı.
Sistemin verdiği cevap ise düzeni onarmak yerine etrafından dolaşmak oldu. Yani gemiler Ümit Burnu'na yönelmişti. Bu rota Asya-Avrupa hattında sefer süresini 10-15 gün uzatıyor, gemi başına yaklaşık 1 milyon dolara varan ek maliyet çıkarıyor, yakıt, sigorta ve navlunu birlikte yukarı itiyor. Aynı yükü taşımak için daha fazla gemi gerekiyor, arz daraldıkça navlun kıymetleniyor. Bu, küresel enflasyona doğrudan bağlanan bir mekanizma. Mısır cephesinde ise Süveyş gelirlerinin kriz öncesine göre yaklaşık yarı yarıya azalmış olması, faturanın devletlere de kesildiğini gösteriyor.
İkinci mesele eşzamanlılık. Hürmüz'de tansiyon yükselirken Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı petrol boru hattı Irak'tan düzenlenen İHA saldırısının ardından durduruldu. Kapasitesi 2026'nın ilk çeyreğinde günlük 7 milyon varile çıkarılan bu hat, tam da Hürmüz'ü baypas etmek için vardı. Şimdi iki geçit ve bir baypas aynı anda baskı altında. Küresel enerji lojistiğinde artık tek noktalı olmaktan ziyade çoklu ve birbirini besleyen bir risk var.
Üçüncüsü ve en az konuşulanı, ikinci dereceden etkiler. Donanma unsurlarının Aden Körfezi'nden Hürmüz'e kaydırılması bir güvenlik boşluğu yarattı ve korsanlık geri döndü. IMO verilerine göre Somali açıklarında bu yıl en az 15 saldırı bildirildi. 2013'ten bu yana yılda birkaç olay görülürken 2025'te bu sayı beşti. Mayıs'tan bu yana yalnızca Aden Körfezi'nde sekiz saldırı oldu. Yani bir boğazdaki askeri hamle, iki bin kilometre ötede bir suç ekonomisini yeniden ayağa kaldırdı. Sistemin kırılganlığı tam olarak bu. Kaynaklar bir yangına kaydırıldığında ötekiler kendiliğinden büyüyor.
Bölgesel Denklem: Mekke'nin İlk Sınavı Bir Boğazda
Bölgesel katmanda tablo bir abluka-karşı abluka mantığına oturmuş durumda. Husilerin askeri sözcüsü uluslararası ticaret gemilerine yönelik genel bir tehdit bulunmadığını savunurken Suudi gemilerini ilan edilen yasak kapsamında tutuyor. Bu, kapanma yerine seçici kontrol demek ve aslında daha zorlu bir durum. Zira kapanma ölçülebilse de şarta bağlı geçiş ölçülemez.
Türkiye burada yeni bir konuma geçti. 7 Ağustos'ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırının hepsine yapılmış sayılmasını öngörüyor. Anlaşma henüz devrede değil. Henüz onay tamamlanmadı, Türkiye'nin paktı muhtemelen ekimde TBMM'ye sunacağı belirtiliyor, ortak müdahale mekanizması kurulmadı ve Riyad'ın resmi bir askeri yardım talebi bulunmuyor. Pakistan Ordusu Sözcüsü uygulama ayrıntılarının gizli olduğunu, amacın kolektif caydırıcılık olduğunu söylerken Pakistan Savunma Bakanı Havace Asif, çatışmanın Suudi Arabistan'a sıçraması halinde anlaşmanın "kesinlikle yürürlüğe gireceğini" ifade etti. Eşik tartışması canlı, eşiğin kendisi belirsiz.
Ankara'nın maruziyeti ise lojistik. Somali'deki varlık yani büyükelçilik, TURKSOM askeri eğitim üssü, donanma refakatinde yürüyen açık deniz arama faaliyetleri Süveyş-Kızıldeniz hattından besleniyor. Personel ve acil kargo havadan taşınabilir olsa da ağır teçhizat ve donanma rotasyonları boğazdan geçmek durumunda. Nitekim Somali'nin ticareti kopmayacaktır. Zira Körfez ve Asya ile ticaretini Hint Okyanusu üzerinden yürütüyor. Ancak Ankara-Mogadişu hattının güvenliği için rasyonel pozisyon, Yemen'in içine çekilmek yerine Riyad'a savunma düzeyinde destek verirken taraflar arasında mesaj taşıyabilen bir aktör olarak kalmak.

2