RTÜK, atv'de yayınlanan Esra Erol'un programına 'çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkilediği' gerekçesiyle 8 milyon TL para cezası verdi. RTÜK'ün uyguladığı bu ağır ceza dijital ile geleneksel kitle iletişim araçları arasındaki denetim adaletsizliğini yeniden gündeme getirdi.
Lafı eğip bükmeye gerek yok, görünen o ki RTÜK, televizyonları mikroskopla denetlerken, yabancı internet devlerini ve dijital platformları uzaktan inceliyor. Şimdi atv'ye 'çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkilediği' gerekçesiyle ceza kesen RTÜK; çocuklar ve gençler için her türlü argo, cinsellik, sapkınlık, yasaklı madde gibi içinde birçok olumsuzluk barındıran yayınlara neden böyle müdahale etmiyor Bu dijital platformlar 'abonelik sistemi' ile yani paralı olduğu için mi
Ulusal televizyonlarda yayınlanan diziler, programlar sıkı denetim içindeyken, dijitalde yayınlananlara kesilen ceza, televizyonun yanında devede kulak kalıyor...
ORANTISIZ DENETİM
Yaşanan orantısız bu durum ise şu soruyu gündeme taşıyor: Bir içeriğin toplumsal ahlaka uygunluğu veya çocuk-gençleri olumlu/olumsuz etkileme potansiyeli izleyicinin cebinden çıkan parayla mı ölçülüyor Paran varsa dijitalde olumsuz öğeler içeren yayınları izleyebilirsin demenin başka bir yolu değil midir bu 'orantısız denetim' sistemi
RTÜK'ün 'parayla abone' olunan dijital platformlara toleranslı, parasız yayın yapanlara ise sıfır tolerans yaklaşımı denetim sistemindeki çifte standardı da gözler önüne seriyor.
Gençlerimizin veya çocuklarımızın ahlakı da maneviyatı da 'para' ile esnetilebilecek bir yapıya sahip değildir. Eğer çocuklarımızın ahlakı ve ruh sağlığı korunmak isteniyorsa, bunun ölçüsü izleyicinin bütçesi üzerinden değil içerik üzerinden olmalıdır.

12