Ne zamandan beri dini değerlerimizle 'alay etmek' sanat oldu

Son günlerde sahne önünde yaşanan tartışmalar, bize popüler kültürün en büyük yanılgısını bir kez daha hatırlatıyor. Şunu çok net ortaya koymak gerekir: Komedyenlik, toplumu güldürme sanatıdır; milyonlarca insanın kutsalını incitme sanatı değildir.
Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisinde dini değerlere yönelik kullandığı ifadeler toplumsal alanda büyük bir tepki ile karşılandı. Kendini solcu olarak konumlandıran ve özgürlükler üzerinden siyasi aktörleri eleştiren birinin, insanların inançlarını mizah malzemesi yapması, dini değerlere saygısızca yaklaşması bence zaten başlı başına büyük bir çelişki.
Bir süredir kendini muhalif olarak konumlandıran bazı tiplerin 'stand-up' adı altında türlü kepazeliklerine şahit oluyoruz. Göktaş da bunun son örneği oldu.
Bugün kendini sahneye atıp, sözüm ona 'stand-up' yapanların, insanların inançlarını, milli ve manevi değerlerini aşağılayan, alaya alan veya küçümseyen ifadelerini "mizah" ambalajıyla piyasaya sürmesi ve bunu meşrulaştırmaya çalışması kabul edilebilir bir durum değil. Kutsal kitaplara, tarihi aktörlere veya köklü geleneklere getirilen filtresiz ve absürt yorumlar, 'mizah' olarak değerlendirilemez. Şimdi bir de bunları alkışlayan, ideolojik körlük içinde kendini kaybetmiş bir kesim de var.
Milli ve manevi değerlerle alay edilmesini adeta bir "özgürlük nişanesi" gibi yücelten bu kesim aslına bakılırsa bir süredir içinde yaşadıkları toplumun gerçeklik algısını bütünüyle yitirmiş durumdalar. Kendi 'ideolojik getto'larından başlarını kaldırıp bir baksalar halkın kutsallarına karşı nasıl bir pervasızlık içinde olduklarını da anlayacaklardır.

BÜYÜK RİYAKARLIK
Belediyelerdeki yolsuzlukları, iç edilen paraları görmezden gelip İmamoğlu ve Özgür Özel'in peşine takılmış bu kesime ne anlatsan boş zaten. Öyle bir öfke nöbeti geçiriyorlar ki milli ve manevi değerlerin tahrip edilmesine alkış tutarak, toplumla nasıl yabancılaştıklarını da açıkça ortaya koyuyorlar.