'Gizemli senaryomuz seyirciyi ekrana bağlayacak'

Geçtiğimiz cumartesi ilk bölümüyle atv'de başlayan 'Mercan Köşk' dizisinde 'Aras' karakterini canlandıran Kubilay Aka, dizinin gizemli senaryosunun seyirciyi içine çekeceğini söyledi: "Bana bu rol ilk teklif edildiğinde senaryosunun tahmin edilemez oluşundan etkilendim. Bir hikayenin finalini daha ilk anda tahmin edemiyorsam, o senaryo bana çekici geliyor. 'Mercan Köşk' de tam olarak öyle. Seyircinin her bölümün sonunda 'Acaba bir sonraki bölümde ne olacak' diye merak edeceğine inanıyorum"

Dizide aileyi birleştiren bir karaktere hayat veriyorsunuz. Aile kavramının hayatınızdaki yeri nedir
Aile, oynadığım karakter gibi benim için de çok önemli. Ben çok aileci biriyim. Ailem Bodrum'da yaşıyor. Kız kardeşim İstanbul'da sadece. Sık sık beraberiz. Aile birbirinin çok zor zamanında da iyi zamanında da kötü zamanında da yanında olabildiğiniz tek yer. Sadece aynı soyadını taşımak değil, birbirine her an destek olabilmekle alakalı bir şey. Çünkü bu yaşadığımız iyi kötü her şey gelip geçici. Dönüp baktığınızda sadece onlar yanımızda oluyor. 'Aras' da benim gibi. O da ailesine sahip çıkmak için birçok zorluğun, yükün altına giriyor. O yüzden anlayabiliyorum onu. Ama Aras'ın ailesi daha karışık ve kalabalık. Orayı yönetmek de biraz ona düşüyor. O yüzden hak veriyorum Aras'a.

Siz aile kurmayı düşünüyor musunuz
Tabii. Günün birinde benim de huzurlu, birbirine bağlı, güzel bir ailem olsun isterim. Ama bunun zamanı ve nasibi olduğuna inanıyorum. Hayatta bazı şeyleri zorlayarak değil, doğru zamanda yaşayarak daha güzel kuruyorsunuz.

DİZİ TARSUS'U TANITACAK

Siz de Ceyhanlısınız. Çukurova insanısınız. Dizi de Tarsus'ta çekiliyor...
Çukurova benim için çok özel bir coğrafya. Oranın toprağı çok bereketli. Türkiye'deki birçok önemli yazar, sinemacı, iş insanı hep bu topraklardan çıkmış. Tarsus da tarihi ve kültürel açıdan inanılmaz zengin. Bence Türkiye'de hâlâ bu zenginliğin yeterince farkında değiliz. Bir oyuncu olarak kendi coğrafyamda, çocukluğumdan tanıdığım o sıcaklığın ve kültürün içinde çalışmak benim için ayrıca güzel. Oranın insanı sizi kolay kolay yarı yolda bırakmaz. Bir birlik duygusu vardır. Mercan Köşk'ün hikâyesiyle birlikte Tarsus'un dokusunun, insanlarının ve güzelliğinin de seyirciye geçmesini çok isterim. Dizinin bölgenin daha fazla tanınmasına katkı sağlayacağına da inanıyorum.

Bu diziyi kabul etmenizdeki en büyük sebep neydi
Senaryonun tahmin edilemez bir durumu var. İlk okuduğumda kendi içimde birçok kez 'Allah Allah' dediğim anlar oldu. Ama sonra "ya olabilir aslında biz de yaşıyoruz" veya "birçok insan da bunları yaşıyor" dediğim çok şey oldu. O bilinmezliğin çok ilgi çekici olduğunu düşünüyorum. Yani bir hikayenin finalini daha ilk anda tahmin edebiliyorsam o senaryo beni çok çekmiyor. Bir oyuncu olarak beni içine çeken şey merak duygusu oluyor. Gizemli bir senaryosu var Mercan Köşk'ün. "Diğer bölüm ne olacak" diye merak uyandırıyor. Hikaye ister istemez içine çekiyor insanı. Seyircinin de her bölümün sonunda "Acaba bir sonraki bölümde ne olacak" diye merak edeceğine inanıyorum.

Konservatuar okumadan bu mesleği yapıyorsunuz. Siz bu açıdan hiç olumsuzluk yaşadınız mı setlerde
Alaylı olmanın dezavantajını yaşamadım. Ama insan bazen kendi içinde eksiklerini çok daha net görüyor. Ben de sette kendimi yeterli bulmadığım zamanlar yaşadım ve tam da bu yüzden eğitim almaya, çalışmaya ve kendimi geliştirmeye devam ettim. Yetenek tabii ki önemli ama tek başına yeterli değil. Yaklaşık 11 yıldır bu işi yapıyorum ve her karakter size başka bir şey öğretiyor. "Ben alaylıyım, zaten bu işi yapıyorum" diyerek devam edemezsiniz. Bir noktadan sonra yeni şeyler öğrenmeniz, yeni araçlar edinmeniz gerekiyor. Mutlaka dezavantaj yaşadığım anlar olmuştur kendi içimde ama avantajını yaşadığım zamanlar daha çok oldu. Kariyerimin ilk yıllarında içgüdülerimle hareket ediyordum. Bugün hâlâ içgüdülerime güveniyorum ama artık kendime dışarıdan bakmayı da öğrendim. Gözlem yapıyorum, eğitim alıyorum, oyuncu koçumla çalışıyorum. Bana "Kendini yeterli görüyor musun" diye sorarsanız, cevabım 'hayır' olur. 50 yaşıma geldiğimde de kendimi tam olarak yeterli hissetmeyeceğim. Ama beni geliştiren de tam olarak bu: Öğrenme açlığımı kaybetmemek.

Hep oyunculuk hayaliniz var mıydı yoksa hayat sizi bu noktaya mı getirdi
İkisi de. Oyunculuk isteğim vardı ama hayatın da beni oraya doğru götürdüğü bir süreç oldu. Çünkü sadece istemekle gerçekleşen bir şey değil. Oyunculuğa başlamadan önce Türk Hava Yolları'nda çalışıyordum. Vatanım Sensin için deneme çekimine girip girmeyeceğimi sordular. Girdim. Ardından birkaç ayrı audition süreci oldu, eğitim aldım ve kendimi bir anda bu dünyanın içinde buldum. Bence herkesin içinde keşfedilmeyi bekleyen bir taraf var.

HAFSANUR BU PROJENİN EN İYİ TARAFLARINDAN BİRİ