Adalet er ya da geç tecelli eder

Yıllar boyunca faili meçhul cinayetler ve şüpheli ölümler, Türkiye'nin kanayan yarası olmanın ötesinde, toplumsal bilincimizde 'suçun yanına kâr kaldığı' bir karamsarlık iklimi yaratmıştı. Bu karamsarlık ikliminin dağıtılmasında Adalet Bakanı Akın Gürlek'in üstlendiği rol ve ortaya koyduğu siyasi irade son derece önemli. Gürlek döneminde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, topluma cezasızlıkla çok daha kararlı bir şekilde mücadele edileceğinin de mesajını veriyor. Bu yeni süreçte, kamu vicdanında yara bırakan davalar yeniden incelenmeye alındı.

SONUNA KADAR!
Türkiye'nin en çok konuşulan kayıp vakalarından biri olan Gülistan Doku soruşturmasındaki gelişmeleri herkes yakından takip ediyor. Bu soruşturmada, toplum tarafından vali, emniyet müdürü gibi 'dokunulmaz' olarak algılanan isimlerin de üzerine gidilmesi, toplumda psikolojik ve hukuki açıdan çok önemli bir etki yarattı. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in "Ucu nereye giderse gitsin sonuna kadar gidilecek" açıklaması toplumda 'güçlü olan korunur' algısını kırmakla kalmadı, aynı zamanda yargıya olan güveni de tazeledi.
Faili meçhul dosyalarında yaşanan bu yeni hukuki hareketlilik, sadece Gülistan Doku dosyası için değil, diğer davalar için de zincirleme bir umut etkisi yaratıyor. Gülistan Doku kadar Türkiye'de toplumsal hafızaya kazınmış, 'şüpheli ölüm' veya 'kayıp' denildiğinde ilk akla gelen sembol isimler Rabia Naz, Rojin Kabaiş, Çağla Tuğaltay dosyalarının da yeniden incelenmesi, adaletin geç de olsa tecelli edeceği fikrini pekiştiren bir can suyu niteliğindedir. Özellikle, Doku davasındaki tutuklamalar, Türkiye'de yıllardır kemikleşmiş olan cezasızlık algısının kırılması yolundaki en somut örneklerden biridir.

Cezasızlık algısının kırılması, sadece suçlunun ceza alması değildir. Aynı zamanda toplumun devlete ve adalete duyduğu güvenin yeniden tesisi, toplumsal sözleşmenin yenilenmesidir. Gülistan Doku davasıyla başlayan bu hareketlilik, bize şunu gösteriyor:
Adalet er ya da geç tecelli eder; çünkü hakikat asla sonsuza dek gizli kalmaz...