Öncelikle birbirlerinden çok son derece olumsuz hava ve saha şartları ile mücadele etmek zorunda kalan iki takımın oyuncularını da tebrik etmek gerekiyor. Böyle bir tarih için yapılabilecek en kötü seçimdi Olimpiyat Stadı. Esasen o stat hiçbir zaman için doğru bir seçim olamaz. Bu arada Süper Kupa maçlarının sezon açılışının hemen öncesinde oynanması çok daha isabetli olacaktır.
Maça gelirsek, ezeli rakibi üzerinde çok büyük bir üstünlük kurdu Fenerbahçe ve bunun neticesinde de kupaya uzandı. Esasen gerek sarı- lacivertlileri bugünkü noktaya getiren süreç gerekse de bunun sonucu olan kupa, çok rahat bir şekilde Tedesco'nun zaferi olarak adlandırılabilir. Fenerbahçe'nin başına geçtiğinde ne zaman gönderileceğine dair papatya falları açılan Domenico Tedesco, tırnaklarıyla kazıyarak yaptı yerini. O kırılgan takımı yılmayan, mücadeleci, savaşçı bir kimliğe büründürdü. Sonuçta da pozitif futbol, ligde ciddi bir şampiyonluk şansı ve Galatasaray'ı yenerek kazanılan bir Süper Kupa geldi. Şüphesiz dünkü finalde de net bir şekilde hissedildi Tedesco'nun etkisi. Her anlamda final derbisine daha iyi hazırlanan ve yine her anlamda rakibinden daha iyi olan Fenerbahçe'ydi. Sarı- lacivertli oyuncular müthiş bir inanmışlıkla, inançla mücadele ettiler ve görevlerini en iyi şekilde yaptılar. Elbette ön plan çıkan Matteo Guendouzi oldu. 7 Ocak'ta Lazio formasıyla Fiorentina'ya karşı 90 dakika mücadele etmesinin ardından 8 Ocak'ta İstanbul'a gelip Fenerbahçe'ye imza atan ve takımla tek antrenmana çıkıp direkt ilk on birde derbiye başlayan Fransız futbolcu, müthiş performansı ve ilk maçında attığı güzel golüyle maça damga vurdu. Onun bu performansının ardından Fenerbahçe orta sahasına yıllardır aranan kanın bulunduğunu büyük oranda söyleyebiliriz. Ligin en iyi orta sahasına karşı çok iyi mücadele etti, ayakta kaldı ve neticesinde de istatistiklere de yansıyan bir başarı elde etti Guendouzi.
Elbette takımın genel olarak geldiği yer, ara transferdeki Guendouzi ve Musaba tercihleri ve bu oyunculara ilk maçlarında direkt ilk on birde görev verilip başarı elde edilmesi de yine bir teknik direktör marifeti. Tedesco'yu bu anlamda da tebrik ve takdir etmek gerekiyor. Tabii onun yanında Fenerbahçe'nin yeni yönetimini de. Gereksiz tartışmalara girip daha alt kalitede oyuncular almak yerine teknik direktörün isteği doğrultusunda kaliteli nokta transferler yaptılar. Bu da sonuca yansıdı ve bir kupa ile karşılığını buldu.
Galatasaray'a gelirsek, Okan Buruk sıradan bir lig maçı edasında çıktı Fenerbahçe derbisine. Zaten orijini bek olmayan ve bu nedenle de defansif yönü zayıf olan Sallai yerine ligdeki derbi mücadelesinde olduğu gibi sağ bekte Davinson Sanchez veya hiç olmadı Kaan Ayhan, stoperde
de Lemina ile başlanabilirdi final derbisine. Nitekim Sanchez'in sağ bek, Lemina'nın da stoperde olduğu diziliş başarılı olmuştu Kadıköy'deki mücadelede. Bunun dışında hücum bölgesindeki yıldızları sönünce ileride de etkili olamadı Galatasaray. Kanatlarda Sane ve Barış Alper Yılmaz, on numarada da Yunus Akgün çok etkisiz kaldılar. Hâlâ tam anlamıyla hazır olamayan Icardi'nin çabası da tek başına bir işe yaramadı. Defansına da yardıma geldi Arjantinli golcü ama Fenerbahçe'nin ikinci golünde onun kontrol ettiği Oosterwolde topu ağlarla buluşturdu.

12