Savunma sanayii devi ASELSAN ile Türk Telekom yerli telefon hamlesi için adımları attı. Ürünlerin 2027 yılının ilk yarısında kullanıcılara sunulması bekleniyor. Bu hamle Türkiye'nin teknolojik bağımsızlık hedefi açısından stratejik önem taşıyor
Türkiye'nin akıllı telefon üretim sektörü, küresel bellek çipi krizinin baskısı altında zor bir dönemden geçerken, tüketici dijital deneyimi konusunda uzman Türk Telekom ile savunma sanayi devi ASELSAN, yerli akıllı telefon ile haberleşme cihazları geliştirmek üzere stratejik iş birliği anlaşması yerli telefon konusunda ilk adımları attı. Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin ile ASELSAN CEO'su Ahmet Akyol'un bir araya geldiği toplantıda projenin yol haritası belirlendi. Ankara Ticaret Odası ve Türk Dünyası İş Konseyi de projeye paydaş olarak destek vereceklerini açıklamıştı. Yapay zekâ teknolojisinin tüm akıllı cihazların üretiminde ve tasarımında değişimlere sebep olurken önemli bir fırsat ortaya çıkıyor. 5 yıldan bu yana Aselsan tarafından üretilen antenlerin Türk Telekom şebekesinde kullanıldığını, bu iki şirketin ilk ortaklığı olmadığını vurgulamak gerekiyor.
YERLİLİK ORANINDA ADIM ADIM
Ebubekir Şahin, yerli ve milli haberleşme cihazı üretimini şirketin "kırmızı çizgisi" olarak tanımlarken, Türk Telekom'un artık yalnızca bir telekomünikasyon operatörü değil, teknoloji geliştiren ve ihraç eden bir yapıya dönüştüğünü vurguladı. Akyol ise ASELSAN'ın kuruluşundan bu yana yerli haberleşme sistemleri üretme deneyimine sahip olduğunu, bugüne kadar bir milyondan fazla haberleşme sistemini sahaya sunduklarını hatırlattı. Ayrıca şirketin bu güvenli iletişim ve kritik altyapı birikiminin yeni cihaza da yansıması bekleniyor.
YERLİ BATARYA TEKNOLOJİSİ
Uzun ve kısa vadeli planlarla yerlilik oranı artırılacak. Yerli üretim işlemci ve yerli batarya teknolojisi kullanılması, ayrıca ASELSAN'ın siber güvenlik alanındaki uzmanlığıyla dinleme ve siber saldırılara karşı korumalı bir iletişim altyapısı sunulması hedefleniyor. Telefonun 2027 yılında piyasaya sürülmesi öngörülüyor ancak şirketler, cihazın teknik özellikleri ve kesin çıkış tarihi gibi ayrıntıları henüz resmi olarak paylaşmadı. Projede Türk Telekom'un iştirakleri Argela ve Netsia'nın da rol alabileceği konuşuluyor. Sektör gözlemcilerine göre projenin zamanlaması da ayrıca önem taşıyor. Yapay zekânın hızla yaygınlaşmasıyla birlikte akıllı telefonlar başta olmak üzere tüm akıllı cihazların donanım ve yazılım mimarisi baştan tasarlanıyor, işlemciden işletim sistemine, dijital asistanlardan veri güvenliğine kadar pek çok katman yeniden şekilleniyor.
YAPAY ZEKÂ ŞEKİLLENİYOR
Bu köklü dönüşüm dönemi, yerleşik küresel markaların dahi ürün yol haritalarını yeniden çizmek zorunda kaldığı bir eşiğe denk geliyor. Böyle bir kırılma anında yerli oyuncuların sahaya girmesi, mevcut pazarda köklü bir oyuncuyu birebir taklit etme zorunluluğunu ortadan kaldırıyor ve Türkiye'nin kendi güvenlik, yapay zekâ ve haberleşme birikimini sıfırdan tasarlanan bir ürüne entegre etmesine imkân tanıyor. Bu açıdan bakıldığında ASELSAN-Türk Telekom iş birliği, yalnızca "yerli telefon" hedefiyle değil, yapay zekâ çağında yeniden şekillenen küresel akıllı cihaz pazarında erken konumlanma fırsatıyla da öne çıkıyor.
STRATEJİK ÖNEM TAŞIYOR
Bir yanda çip krizinin tetiklediği fabrika kapanışları ve işten çıkarmalar, diğer yanda ASELSAN ile Türk Telekom'un birlikte hayata geçireceği ve yapay zekâ çağının getirdiği yeniden tasarım fırsatına da denk gelen yerli akıllı telefon projesi, Türkiye'nin akıllı telefon sektörünün önümüzdeki dönemde iki farklı yönde şekillenebileceğine işaret ediyor. Detayları ve çıkış tarihi netleşmemiş olsa da savunma sanayii tecrübesinin sivil haberleşme alanına taşınması, projeyi sektördeki en çok konuşulan gelişmelerden biri hâline getirdi. Sektör temsilcilerinin ortak vurgusu ise net: Yerli üretim altyapısının korunması ve büyütülmesi, yalnızca üretici firmalar için değil, ülkenin sanayi politikası, teknoloji bağımsızlığı ve istihdam hedefleri açısından da stratejik önem taşıyor.
***
ABD'Lİ ŞİRKET TİMUS'U SATIN ALDI
Türk siber güvenlik girişimi Timus, CyberFOX tarafından satın alındı. Timus'un kurucusu ve en büyük hissedarları arasında yer alan Tuğrul Tekbulut, Timus'un unicorn girişimlerden biri olacağına inandığını belirterek, hisselerini elden çıkarmadığını söyledi
Siber güvenlik alanında uzmanlaşan Timus Networks, Logo Yazılım'ın kurucusu Tuğrul Tekbulut ile Ahmet Polat tarafından kurulmuştu ve yatırımcıları arasında Metis Ventures'ın yönettiği bir fon ile TechOne VC ve Logo Ventures yer alıyordu. CyberFOX'un Timus Networks'ü satın almasının ardından konuya açıklık getiren Tuğrul Tekbulut, işlemi klasik bir "exit" olarak görmediğinin altını çizdi. Tekbulut, Timus'un ileride bir unicorn siber güvenlik şirketine dönüşeceğine inandığını belirterek, hisselerini elden çıkarmadığını ve şirketin hissedarlarından biri olarak yoluna devam edeceğini açıkladı. Açıklamanın bir diğer dikkat çekici noktası, satış kapsamı dışında bırakılan bölgelerle ilgiliydi. Tekbulut, anlaşmada Türkiye, KKTC ve Azerbaycan haklarını ayrı tuttuklarını vurguladı. Bu pazarlarda, özellikle KOBİ ölçeğindeki kurumlara yönelik olarak, hizmetin kendisi tarafından Berqnet markası altında sürdürüleceğini belirtti. Berqnet Cyberfox'a yazılım geliştirme ve arge hizmeti vermeye de devam edecek.
BÜYÜYEREK DEĞER KATMAK
Bu açıklamalar, satın almanın ilk bakışta görülenden daha katmanlı bir yapı taşıdığını ortaya koyuyor. Tekbulut'un hisselerini elinde tutması, kurucu ekibin CyberFOX'un büyüme tezine duyduğu güveni gösteren bir sinyal niteliğinde girişimcinin şirketten tamamen ayrılmak yerine sürecin içinde kalmayı tercih etmesi, işlemin yatırımcılar açısından da "satıp çıkmak" değil, "büyüyerek değer yaratmaya devam etmek" çerçevesinde sunulmasına imkân tanıyor. Bölgesel hakların ayrıştırılması ve Türkiye'de Berqnet markasının korunması ise stratejik açıdan dikkat çekici bir tercih. CyberFOX'un satın aldığı Timus/SASE çözümü ABD ve uluslararası orta ölçek pazara, ağırlıklı olarak MSP kanalına odaklanırken Berqnet markası, Türkiye'de daha önce de KOBİ segmentinde yerleşik bir konuma sahipti. Bu ayrım, kurucu ekibin yerel pazardaki marka bilinirliğini ve KOBİ müşteri tabanını koruma isteğini yansıtıyor. Aynı zamanda CyberFOX'un öncelikli ilgisinin küresel orta-üst ölçek pazar olduğunu, yerel KOBİ iş kolunun ise ayrı bir yapı altında büyümeye devam edeceğini gösteriyor. Böylece hem küresel ölçekte CyberFOX'un gücünden faydalanılırken hem de Türkiye'deki Berqnet müşteri ilişkileri ve marka değeri kesintisiz şekilde sürdürülmüş oluyor.
SİBER GÜVENLİKTE KONSOLİDASYON HIZ KAZANIYOR
ABD merkezli siber güvenlik şirketi CyberFOX'un, Türk girişimi Timus Networks'ü satın alması, tek bir platform altında daha fazla güvenlik fonksiyonu sunma yarışını öne çıkarıyor. Kimlik güvenliği, erişim kontrolü, web koruması ve VPN'in yerini alacak çözümler KOBİ ve orta ölçekli müşterilerle yapılan görüşmelerin standart bir parçası haline geliyor. CyberFOX'un CEO'su David Bellini de bunu doğrudan dile getiriyor. Bellini'ye göre müşteriler güvenlik çözümlerini, gerçekten koruma sağlayan ama rafta durmayan ürünler sunan, güvendikleri daha az sayıda teknoloji sağlayıcısından almak istiyor.

3