Türk Telekom, insan kaynağı politikalarına yapay zeka ve yeni nesil teknolojileri entegre etti. Şirket, hem genç yetenekleri geleceğe hazırlıyor hem de mevcut çalışanlarının becerilerini geliştiriyor. Bu yolla, operasyonel verimliliğini % 26 artırdı
Türk Telekom'un genç yetenek yetiştirme programları ile operasyonel yapay zekâ uygulamalarında attığı adımlar, şirketin dijital dönüşümü yalnızca bir altyapı yatırımı olarak değil, insan kaynağı stratejisinin merkezine yerleştirdiğini gösteriyor.
Türk Telekom Gelişim Üssü çatısı altında yürütülen Yapay Zeka Kampı'26, nitelikli insan kaynağı yetiştirme hedefiyle genç yeteneklere yönelik kapılarını açtı. Programa lisans son sınıf öğrencileri ile mezuniyetinin üzerinden bir yıl geçmemiş, 25 yaşını aşmamış ve aktif olarak çalışmayan adaylar başvurabildi. Ön değerlendirme, online sınav ve mülakat aşamalarının ardından seçilen katılımcılar, İstanbul Ataköy Konukevi'nde yüz yüze eğitimlerle programı tamamladı. Tamamen ücretsiz olan ve katılımcıların ulaşım ile konaklama giderlerinin de şirket tarafından karşılandığı 10 günlük sertifikalı kampta katılımcılar, Türk Telekom'un İnsan Kaynakları ve Veri Bilimi ekiplerinden mentorluk desteği alarak gerçek hayattan problemler üzerinde çalıştı.
VERİMLİLİK HAMLESİ
Yapay zekânın etkisi, insan kaynağı programlarının ötesine de taşındı. Şirket içi operasyonlarda devreye alınan akıllı sistemler, ağdaki bir arızayı veya yoğunluğu insan müdahalesi olmadan tespit ederek trafiği yeniden yönlendirebiliyor. Bu uygulama, operasyonel verimlilikte yüzde 26'lık bir artış sağladı. Türk Telekom'un yapay zekâ odaklı çalışmaları sosyal etki boyutunu da kapsıyor. Ocak 2026'da tanıtılan EyeMo projesi, ALS ve felç gibi kas hastalıkları nedeniyle ellerini kullanamayan bireylerin göz hareketleriyle bilgisayarlarını ve çevre ekipmanlarını kontrol etmesine olanak tanıyan, tamamen yerli bir yapay zekâ destekli görüntü işleme çözümü olarak öne çıkıyor.
YAPAY ZEKA WEB TRAFİĞİ ARTTI
Şirketin insan kaynağı stratejisindeki bu dönüşüm, Türkiye genelindeki daha geniş bir eğilimle de örtüşüyor. We Are Social ve Meltwater'ın "Digital 2026 Global Overview" raporuna göre Türkiye, ChatGPT kaynaklı yapay zekâ web trafiğinde yüzde 94.49 ile dünya birincisi konumunda bulunuyor. Bu oran, yüzde 80.92 olan küresel ortalamanın belirgin şekilde üzerinde.
***
HATA AVCISI TÜRK GİRİŞİMİ 500 BİN DOLAR YATIRIM ALDI
Yapay zeka teknolojisini kullanarak uygulamaların "hata avcısı" haline gelen Türk girişim kayIQ. ai 500 bin dolar yatırım aldı. Yazılım, telekom, perakende ve finans sektöründe uzmanlaşan girişim, küresel yolculuğa hazırlanıyor
Bağımsız araştırma kuruluşu Mordor Intelligence'ın verilerine göre, küresel yazılım test pazarı 2026 yılında 54.44 milyar dolara ulaştı ve 2031'e kadar yıllık yüzde 12.92 büyüyerek 99.94 milyar dolara çıkması bekleniyor. Bu büyümenin arkasındaki en önemli itici güç ise yapay zekâ destekli otomasyona geçiş. Nitekim yalnızca yapay zekâ destekli test ve kalite güvence çözümlerine bakıldığında tablo çok daha çarpıcı... Bu alt pazarın 2025'te 9.32 milyar dolar seviyesinden 2026'da 11.99 milyar dolara yükseldiği, 2031'e kadar ise yıllık yüzde 26.88 büyüyerek 39.43 milyar dolara ulaşmasının öngörüldüğü belirtiliyor.
Bir bankacılık uygulaması güncellendiğinde, bir e-ticaret sitesine yeni bir ödeme ekranı eklendiğinde ya da bir sigorta şirketi mobil uygulamasını yenilediğinde, o uygulamanın çökmeden, hatasız ve sorunsuz çalıştığından kim emin oluyor Bugüne kadar bu iş büyük ölçüde insan gücüyle, saatler süren manuel kontrollerle yapılıyordu. Türkiye merkezli girişim kayIQ.ai, bu süreci yapay zekâya devrediyor. Dijital ürünlerin kalite kontrol süreçlerini yapay zekâ ile otomatikleştiren kayIQ. ai, kuruluş aşamasında kurucu ortaklar ve Magis Teknoloji'nin sağladığı 500 bin dolarlık tohum yatırımla faaliyete başladı. Magis teknoloji araların telekom sektöründe Türk Telekom, perakendede Carrefour gibi şirketlere hizmet verirken test yazılımı konusuna da yatırım yapmayı tercih ediyor.
YÜKÜ YAPAY ZEKA ÜSTLENİYOR
Yatırımcı Magis Teknoloji adına açıklama yapan İsmet Gökduman, dijital ürün geliştirmenin geleceğinin özerk yapay zekâ sistemlerinden geçtiğine inandıklarını belirtti. Gökduman, kayIQ.ai'nin sektörün en büyük sıkıntılarından biri olan kalite güvence süreçlerine yenilikçi bir çözüm getirdiğini vurgulayarak, platform sayesinde operasyonel yükün yapay zekâya, stratejik kararların ise insan ekiplerine bırakıldığını söyledi. Gökduman, kurucularla birlikte tohum aşamasında sağladıkları kaynağın yalnızca bir finansman desteği olmadığını, geleneksel kalite otomasyonunu dönüştürecek bu vizyona duydukları güçlü inancın bir göstergesi olduğunu ifade etti.
KALİTE HIZA UYUMLU OLACAK
kayIQ.ai Kurucusu Tolga Özel ise, yapay zekâ sayesinde dijital ürünlerin artık çok daha hızlı geliştirildiğini, ancak kalite süreçlerinin bu hıza aynı oranda ayak uyduramadığını söyledi. Özel'e göre kullanıcıya ulaşan uygulamalardaki küçük hatalar bile şirketler için ciddi ticari kayıplara ve kullanıcı memnuniyetsizliğine yol açıyor.
Ürün ekiplerinin bugüne kadar test senaryoları hazırlamak, bozulan otomasyonları elden geçirmek ve sürekli değişen uygulama arayüzlerine uyum sağlamak için çok fazla zaman harcadığını belirten Özel, kayIQ.ai'nin bu yükü insan emeğinden alıp yapay zekâ ajanlarına devrettiğini anlattı. Özel, platformlarının gereksinimlerden otomatik olarak test senaryoları üretebildiğini, uygulama arayüzlerini kendi başına keşfedebildiğini, bozulan süreçleri otomatik onarabildiğini ve bir sürümün yayına ne kadar hazır olduğunu gerçek zamanlı ölçebildiğini vurguladı.
HATA OLUŞMADAN YAKALAMAYI SAĞLIYOR
kayIQ.ai'nin geliştirdiği sistemde bir yapay zekâ ekibi tüm işlemleri tek başına yürütüyor. Test senaryolarını kendisi oluşturuyor, uygulama ekranlarını kendi kendine geziyor, bir hata fark ettiğinde bunu otomatik olarak işaretliyor, hatta bazı bozulan test adımlarını kendi kendine onarabiliyor. Şirketin tabiriyle bu yaklaşıma "agentic AI", yani kendi kararlarını alıp aksiyon üretebilen yapay zekâ mimarisi deniyor. Amaç, yeni bir uygulama sürümünün kullanıcıya ulaşmadan önce yayına hazır olup olmadığını neredeyse anlık olarak ölçebilmek. Böylece kalite kontrol, geliştirme sürecinin her aşamasına yayılan sürekli bir güvenlik ağına dönüşüyor.

16