Türk Telekom'dan şebeke ve insan kaynağında yapay zeka dönüşümü

Türk Telekom, yapay zekâyı yalnızca teknolojik altyapısına değil, insan kaynağı stratejisine de entegre ederek dijital dönüşümde iddiasını sürdürüyor. Şirket, hem genç yetenekleri geleceğe hazırlıyor hem de mevcut çalışanlarının becerilerini güçlendiriyor

Her şirket yapay zekayı kendi dönüşümlerinde farklı şekilde konumluyor. Türk Telekom da insan kaynağı ve şebeke altyapısındaki dönüşümde yapay zeka teknolojisi kritik rol üstleniyor. Şirketin Gelişim Üssü çatısı altında yürüttüğü Yapay Zeka Kampı'26, nitelikli insan kaynağı yetiştirme hedefiyle genç yeteneklere kapılarını açtı. Programa lisans son sınıf öğrencileri ile mezuniyetinin üzerinden bir yıl geçmemiş, 25 yaşını aşmamış ve aktif olarak çalışmayan adaylar başvurabiliyor. Ön değerlendirme, online sınav ve mülakat aşamalarının ardından seçilen katılımcılar, 22 Haziran-3 Temmuz tarihleri arasında İstanbul Ataköy Konukevi'nde yüz yüze eğitimlerle programı tamamladı.

YÜZDE 26'LIK VERİMLİLİK ARTIŞI
10 günlük bu sertifikalı kampta katılımcılar, Türk Telekom'un İnsan Kaynakları ve Veri Bilimi ekiplerinden mentorluk desteği alarak gerçek hayattan problemler üzerinde çalışıyor. Program, sektör profesyonelleriyle network kurma ve staj imkânıyla erken kariyer döneminde güçlü bir deneyim kazandırmayı hedefliyor. Programın dikkat çeken bir diğer yönü ise tamamen ücretsiz olması. Kaatılımcıların ulaşım ve konaklama giderleri de şirket tarafından karşılanıyor. Yapay zekânın etkisi yalnızca insan kaynağı programlarıyla sınırlı kalmıyor. Şirket içi operasyonlarda da teknoloji fark yaratıyor: ağdaki bir arızayı veya yoğunluğu insan müdahalesi olmadan tespit edip trafiği yeniden yönlendirebilen akıllı sistemler, operasyonel verimlilikte yüzde 26'lık bir artış sağladı.


GÖZ HAREKETİYLE BİLGİSAYAR
Türk Telekom'un yapay zekâ çalışmaları sosyal etki boyutunu da içeriyor. Ocak 2026'da tanıtılan EyeMo projesi, ALS ve felç gibi kas hastalıkları nedeniyle ellerini kullanamayan bireylerin göz hareketleriyle bilgisayarlarını ve çevre ekipmanlarını kontrol etmesine imkân tanıyan, tamamen yerli bir yapay zekâ destekli görüntü işleme çözümü olarak öne çıkıyor. Türk Telekom Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Evren, şirketin üniversite- sanayi iş birlikleri ve Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirdiği bu tür projelerin, dijital dönüşümü toplumun tüm kesimlerine ulaştırma vizyonunun bir parçası olduğunu belirtiyor. Bu tablo, Türkiye genelindeki daha büyük bir eğilimle de örtüşüyor. We Are Social ve Meltwater'ın "Digital 2026 Global Overview" raporuna göre Türkiye, ChatGPT kaynaklı yapay zekâ web trafiğinde yüzde 94.49 gibi dikkat çekici bir oranla dünya birincisi konumunda yer alıyor; bu oran küresel ortalama olan yüzde 80.92'nin belirgin şekilde üzerinde. Türk Telekom'un hem genç yetenek yetiştirme programları hem de operasyonel yapay zekâ uygulamalarıyla attığı adımlar, şirketin dijital dönüşümü yalnızca altyapı yatırımı olarak değil, insan kaynağı stratejisinin merkezine yerleştirdiğini gösteriyor.

***


NE İŞ OLSA YAPARIM DEVRİNİ 'YAPAY ZEKAYLA YAPARIM' ALDI
"Ne iş olsa yaparım" devri artık tamamen kapanıyor. Yeni nesil artık "Yapay zeka ile yaparım" diyor. Artık iş başvuruları yapay zeka ile yapılıyor. 24 Saatte İş verisine göre, katılımcıların yüzde 41'i özgeçmişini yapay zekayla hazırlıyor

Türkiye'de iş arayanların yıllardır tekrarladığı o meşhur cümle değişiyor. Esnekliğin ve azmin sembolü haline gelen "Ne iş olsa yaparım" ifadesi, yerini artık farklı bir özgüvene bırakıyor: "Yapay zekâ ile yaparım" Bu küçük ama anlamlı dönüşüm, aslında iş dünyasının son yıllardaki en büyük kırılmasını özetliyor. Artık 'ne iş olsa yaparım' demek yetmiyor. Asıl fark yaratan, 'yapay zekâ ile nasıl yaparım' sorusuna cevap verebilmek. Türkiye'de bu dönüşümün en çok adaylar tarafında yaşandığı görülüyor. 24 Saatte İş'in bin 36 kişiyle gerçekleştirdiği "Yapay Zekâ ve İş Hayatı" araştırmasına göre katılımcıların yüzde 41'i özgeçmişini yapay zekâ ile hazırlıyor, yüzde 34'ü iş ararken bu teknolojiden destek alıyor, yüzde 20'si ise mülakat hazırlığında yapay zekâyı kullanıyor. Yani "Ne iş olsa yaparım" diyen adayın elinde artık bir de yapay zeka ile özgeçmişi var.

DEĞİŞİM MAAŞLARA DA YANSIYOR
Ama bu değişim şirketlerde aynı hızda ilerlemiyor. Araştırmaya göre çalışanların yalnızca yüzde 13'ü şirketlerinde yapay zekânın düzenli kullanıldığını, yüzde 61'i ise iş yerinde hiç kullanılmadığını söylüyor. Adaylar "yaparım" derken hazır, kurumlar henüz "yaptırıyorum" diyecek altyapıya sahip değil. Buna karşın katılımcıların yüzde 61'i yapay zekânın kendilerini daha üretken hale getirdiğini düşünüyor. Bireysel dönüşümün kurumsaldan çok daha hızlı gerçekleştiğinin bir kanıtı. Bu farkın bedeli de maaşlara yansıyor. PwC'nin AI Jobs Barometer verilerine göre yapay zekâ becerisine sahip çalışanların maaş artış hızı, sahip olmayanlara kıyasla yüzde 42 daha yüksek. 24 Saatte İş Kurucu Ortağı Mert Yıldız, bu dönüşümü şöyle özetliyor: "Araştırmamız çok net bir tablo ortaya koyuyor. Adaylar yapay zekâyı kariyerlerinin doğal bir parçası haline getirmiş durumda. Her 10 kişiden 4'ü CV'sini yapay zekâyla hazırlıyor, 3 kişiden 1'i iş ararken bu teknolojiden destek alıyor. Buna karşılık şirketlerde yapay zekâ kullanımı hâlâ istenen seviyede değil. Bu fark, önümüzdeki dönemin en önemli rekabet alanlarından biri. Yapay zekâ insanların işini elinden almayacak ancak yapay zekâyı etkin kullanan çalışanlar kullanmayanların önüne geçecek. PwC'nin AI Jobs Barometer verilerine göre de yapay zekâ becerisine sahip çalışanların maaş artış hızı yüzde 42 daha yüksek. Artık iş dünyasında yeni ortak dil İngilizce değil, yapay zekâ okuryazarlığıdır. Bu yetkinlik, yeni nesil kariyer yönetiminin en güçlü kaldıraç noktasıdır."

DOĞRU KOMUT ÖNEMLİ
Uzmanlara göre bu yeni sloganın arkasında üç temel beceri yatıyor: Doğru komut verebilme (prompt engineering), yapay zekânın verdiği bilgiyi sorgulayabilen eleştirel düşünme ve rutin işleri devrederek zaman kazanan verimlilik anlayışı. Bu üçlü, artık lüks bir sertifikadan çıkıp işe alım süreçlerinin temel gereksinimi haline geliyor.

***


AKILLI TELEFONDA VERİ ARTIYOR GÜVENLİK ÖNLEMLERİ GERİDE KALIYOR
Siber güvenlik uzmanı Kaspersky araştırmasına göre akıllı telefonlardaki veri miktarı artıyor, ancak güvenlik önlemleri geride kalıyor. Artan kişisel veriler için önlem almak, telefon kaybolacakmış gibi hazırlık yapmak şart

Özellikle yaz tatillerinde akıllı telefon kayıpları artıyor. Kişisel verilerimizi taşıyan telefonlarla ilgili kötü senaryo hazırlığı yapmak şart. Kaspersky'nin gerçekleştirdiği yeni küresel araştırma, internet kullanım alışkanlıklarındaki değişimi ortaya koyuyor. Araştırmaya göre kullanıcıların yüzde 58'i artık internete erişmek için birincil cihaz olarak akıllı telefonlarını tercih ediyo. Bilgisayarlar ise ikinci plana düştü. Bu değişimin en belirgin yaşandığı grup Z Kuşağı: 18-28 yaş aralığındaki katılımcıların yüzde 67'si internete erişim için temel olarak cep telefonunu kullandığını belirtiyor.