Siber saldırıların yeni hedefi bağlantılı yaşam kültürü olacak

10 yıl içinde bağlantılı araçlara ve cihazlara yönelik siber saldırılar, daha geniş ve sofistike bir yüzeye yayılacak. Araçlar birer "tekerlekli bilgisayar" hâline geldikçe saldırı vektörleri; yazılım, donanım, iletişim altyapısı ve kullanıcı arayüzlerine kadar uzanacak

2035 yılına ilerlerken dijital dönüşüm, yaşamın tüm alanlarını kapsayan bir evreye ulaşacak. Evler, şehirler, sağlık sistemleri ve ulaşım altyapısı gibi temel yapılar "bağlantılı" hâle gelirken, özellikle araçlar giderek daha fazla birer "tekerlekli bilgisayar" olarak konumlanıyor. Bu gelişme; hayatı kolaylaştırırken aynı zamanda yeni ve daha karmaşık siber saldırı vektörleri için geniş bir yüzey de sunuyor. 2035 yılına ilerlerken bağlantılı yaşam; verimlilik, konfor ve sürdürülebilirlik adına büyük avantajlar sunsa da siber güvenlik, bu gelişmelerin en zayıf halkası olabilir. Özellikle ulaşım ve sağlık gibi kritik altyapılarda yaşanacak bir güvenlik açığı, milyonlarca insanın hayatını riske atabilir. Tüm saldırıların yüzde 60'tan fazlası uzaktan erişimle yapılan saldırılar olacak.

BAĞLANTILI CİHAZLAR PATLAYACAK
Teknoloji danışmanlık şirketi IDC'nin tahminlerine göre, 2030 yılına kadar 29 milyar cihaz internete bağlı olacak. 2035'e gelindiğinde bu sayının 35-40 milyara ulaşması bekleniyor. Bunların büyük bir kısmı; araç içi sistemler, akıllı ev cihazları, sağlık izleme araçları, giyilebilir teknolojiler ve endüstriyel IoT cihazları olacak. Statista'ya göre, 2035 itibarıyla yollardaki araçların yüzde 85'inden fazlasının internet bağlantılı olacağı, bu araçların önemli bir bölümünün ise otonom sistemlerle donatılacağı öngörülüyor. Akıllı ev pazarının 2035'e kadar 1.1 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Buna bağlı olarak sensör verilerini manipüle eden fizikseldijital saldırılar artacak.

BİOMETRİK VERİLERLE KONTROL
Bağlantılı yaşam, sadece cihazların sayısındaki artışla değil, bu cihazların ne kadar veri topladığı ve analiz ettiğiyle de şekilleniyor. 2035'e doğru her araç; konum, sürüş alışkanlıkları, biyometrik veriler ve araç içi iletişimleri kaydedecek. Ses, dokunmatik ekranlar gibi yeni bir arayüze dönüşüyor. Kullanıcının kendi sesi biometrik iz olarak tanınacak. Ses kısılırsa elbette kullanıcı kodları, yüz tanıma gibi alternatifler devreye girecek. Akıllı telefonlar bu geçişte güvenlik cihazı rolü de görebilecek. Bu nedenle hem devletlerin hem de özel sektörün siber güvenliğe yönelik daha fazla yatırım yapması, daha sıkı regülasyonlar getirmesi ve kullanıcı farkındalığını artırması gerekiyor. Aksi takdirde, her cihaz bir veri kaynağı değil, aynı zamanda bir tehdit unsuru haline gelebilir. Saldırganlar artık sadece bireysel kullanıcıyı değil, tüm araç filolarını hedef alacak.


AĞA BAĞLI OTOMOBİLLERE SALDIRI 10 YIL ÖNCE BAŞLADI
2035'e henüz ulaşmamış olsak da, bugüne kadar yaşanmış bazı siber saldırılar bu dönüşümün risklerini gösteriyor. İlk olarak 10 yıl önce başlayan saldırının gelecek 10 yılda nerelere ulaşacağını tahmin etmek tedirgin edici. Sadece otomobiller değil, sağlık cihazları da bağlantılı yaşamın riskleri olarak karşımıza çıkıyor. O yüzden yapı taşlarını doğru döşemek önem kazanıyor. Jeep Cherokee Hack'i (2015): Uzaktan bir hacker, aracı durdurmayı başardı. Bu olay, ilk büyük otomotiv siber saldırısı olarak tarihe geçti. Tesla yazılım zafiyeti (2020-2023): Bağımsız araştırmacılar, otopilot sistemine erişim sağlayarak aracı yönlendirmeyi başardı. Sağlık cihazlarında tehlike: Kalp pillerinin Bluetooth zafiyetleri nedeniyle hack'lenebileceği ortaya konuldu.


YENİ NESİL ZAYIFLIKLAR
YAZILIM ZAFİYETLERİ: Otomobil üreticileri, tedarik zinciri boyunca kullanılan açık kaynak kodların güvenliğini sağlamak zorunda kalacak
DONANIM GÜVENLİĞİ: Sensörler, LIDAR sistemleri ve çipsetler, fiziksel müdahalelere karşı korumasız hale gelebilir.
İLETİŞİM ALTYAPISI: 5G6G ağları üzerinden gerçekleşecek V2V (araçtan araca) ve V2I (araçtan altyapıya) iletişimlerde veri bütünlüğü kritik olacak.
KULLANICI ARAYÜZLERİ: Hack'lenebilir ekranlar veya sahte uyarılar, sürücüleri ve yolcuları tehlikeye atabilir.


PROAKTİF VE YAPAY ZEKA DESTEKLİ KORUMA ŞART
2035 yılında geleneksel antivirüs ve güvenlik çözümleri yetersiz kalacak. Artık cihazlar arası veri akışını gerçek zamanlı analiz edebilen, tehditleri önceden tespit eden sistemler gerekecek. Bu noktada Yapay Zekâ (AI) ve Makine Öğrenimi (ML) destekli siber güvenlik çözümleri ön plana çıkıyor. Sıfır güven mimarisi (Zero Trust Architecture) uygulamaları yaygınlaşacak. Davranışsal analiz ile cihazlardan gelen olağandışı veri akışı anında tespit edilecek. Dijital ikizler (digital twins) sayesinde sistemlerin sanal kopyaları üzerinde güvenlik testleri yürütülebilecek. Yapay zekâ destekli araç sistemlerinin kandırılması yeni bir savaş alanı olacak.


AİLENİN SAHİP OLDUĞU HER CİHAZI KORUYUN
Siber güvenlik hizmeti sadece çalıştığınız kurum değil, tüm aile bireylerini içine alan kavram haline geliyor. Bu yüzden tüm cihazlarda ve ailenin tüm bireylerini kapsayan siber güvenlik hizmetleri anlamlı hale gelecek