Robotların 'bencil' ya da 'vicdanlı' davranıp davranamayacağı uzun zamandır tartışılan bir konu. Güncel araştırmalar gösteriyor ki, robotlar aslında bir vicdana sahip değil. Algoritmalar ve insan davranışlarından elde edilen veriler sayesinde ahlaki kararları taklit etmeyi öğreniyorlar
Çocuklar gibi robotlar da insan davranışlarından, verilerden, algoritmalardan besleniyorlar. İnsanlığın bugüne kadar bıraktığı izlerden öğreniyorlar. Yapay zekâ sistemleri etik kararlar almak için çoğunlukla makine öğrenmesi algoritmaları ve büyük veri setleri kullanıyor. Örneğin araştırmacılar, insanların gerçek hayattaki etik yargılarını içeren büyük veri setleri oluşturarak AI modellerini bu örnekler üzerinde eğitiyor.
Bir çalışmada geliştirilen "Scruples" veri seti, 32 bin gerçek hayat hikâyesi ve yaklaşık 625 bin etik değerlendirme içeriyor. Bu veri sayesinde yapay zekâ sistemleri hangi davranışların toplum tarafından "doğru" veya "yanlış" görüldüğünü öğrenebiliyor.
Benzer şekilde geliştirilen "Delphi" adlı yapay zekâ sistemi, "Arkadaşına yardım etmek iyi bir davranıştır" gibi etik yargıları öğrenmek için derin öğrenme modelleri kullanıyor.
Ancak araştırmacılar, sistemin bazen önyargılı veya tutarsız kararlar verebildiğini de vurguluyor. Robotlar insanları gözlemleyerek değerlerimizi öğrenebilir.
ÇOCUKLAR GİBİ DAVRANIŞTAN BESLENİYORLAR
Bazı araştırmalar ise robotların sadece veri setlerinden değil, insan davranışını gözlemleyerek de değer öğrenebileceğini gösteriyor. "Inverse reinforcement learning" adı verilen yöntemle geliştirilen bir modelde robotlar, insanların davranışlarını izleyerek hangi eylemlerin ödüllendirildiğini veya kaçınıldığını çıkarabiliyor. Bu sayede robotların farklı toplumların değerlerine uyum sağlayabileceği düşünülüyor.
Araştırmacılar bu yöntemi şöyle açıklıyor: İnsanlar nasıl çocuklukta çevresini gözlemleyerek ahlak öğreniyorsa, AI sistemleri de insan davranışlarından değer sistemi çıkarabiliyor. Peki biz kendi değer sistemimizi nasıl aktaracağız
VİCDAN DEĞİL MATEMATİK ETKİLİ OLUYOR
Bilim insanlarının çoğuna göre robotların gerçek bir vicdanı yok. Onların yaptığı şey, etik kararların matematiksel modelini çıkarmak. Örneğin bazı sistemler, bir eylemin "iyi" ya da "kötü" olma ihtimalini hesaplayan algoritmalar kullanıyor. Bu modeller bağlama göre değişebilen etik değerlendirmeleri hesaplayabiliyor. İnsanları bile etkileyebiliyor. İlginç bir şekilde robotların verdiği etik öneriler sadece makineleri değil, insan kararlarını da etkileyebiliyor.
Bir araştırma, insanlara zor ahlaki kararlar verilen bir deneyde robot tavsiyelerinin katılımcıların kararlarını önemli ölçüde değiştirdiğini gösterdi. Robotların ahlakı aslında insanlardan geliyor. Uzun bir süre robotlara insanlar eşlik etmeye devam edecek. Ancak robotlara bıraktığımız işlerin kararının nasıl verildiğini hesabını nasıl soracağız. Robot ya da insan destekli robotlarla yaşamda adaletin ve vicdanın hesabını vermek zorundayız.
Bugünkü bilimsel görüşe göre, robotların davranışlarının kaynağı üç şey: Algoritmalar, karar verme kuralları, veri setleri...
Yani robotlar gerçekten "iyi" veya "kötü" olmuyor; sadece insan toplumunun değerlerini matematiksel modeller aracılığıyla taklit ediyor.
Türk Telekom, sunucuları sıvıya gömdü
VERİ MERKEZİNDE SOĞUTMA DEVRİMİ
Yapay zekâ ve 5G'nin tetiklediği küresel enerji krizinin tam ortasında Türk Telekom, tamamen yerli mühendislikle geliştirdiği Sıvı Daldırmalı Soğutma Sistemi'ni (SDSS) İstanbul Esenyurt Veri Merkezi'nde canlı işletime aldı. Ocak 2026'da gerçekleşen bu adım, Türkiye'de bir ilk olmanın ötesinde, küresel ölçekte de dikkat çekecek teknik göstergeler taşıyor.
Sektörde yaşanan dönüşümün arka planına bakmak gerekiyor. Yapay zekâ iş yüklerinin hızla artması ve hiper ölçekli veri merkezlerinin genişlemesiyle birlikte geleneksel hava soğutma sistemleri, fiziksel ve ekonomik sınırlarına dayanmış durumda. Hava sistemleri artık tek başına gerekli performansı, verimliliği ve çevresel dengeyi sunamıyor; sıvı soğutma ise ileriye doğru net bir yol sunuyor. Bu dönüşüm küresel bir pazara da yansıyor: JPMorgan verilerine göre yapay zekâ sunucu sıvı soğutma sistemleri için küresel pazar, 2025'teki 8,9 milyar dolar seviyesinden 2026'da 17 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor. Microsoft, Google ve Meta gibi teknoloji devleri bu alanda pilot çalışmalar yürütürken, Türk Telekom bu sistemi kendi Ar-Ge kapasitesiyle geliştirerek ticari ölçekte işletime alıyor.
Sistemin teknik mantığı, adından da anlaşılıyor: Sunucular hava yerine elektriksel olarak yalıtkan, ısı iletkenliği son derece yüksek bir sıvının içine tamamen daldırılıyor. Bu sayede geleneksel hava soğutmalı sistemlere kıyasla ısı transferinde bin 600 kata varan verimlilik artışı ve soğutma enerjisinde yüzde 80'e ulaşan tasarruf elde ediliyor. Veri merkezlerinin enerji verimliliğini ölçen temel gösterge olan PUE (Güç Kullanım Etkinliği) değerinde sektör ortalaması 1,5 dolaylarında seyrederken, Türk Telekom'un SDSS çözümü bu değeri 1,02 ile 1,06 arasında rekor seviyelere taşıyor.
Faydalar yalnızca soğutma verimliliğiyle sınırlı kalmıyor. Hava kanalları, yükseltilmiş döşeme ve yüksek hacimli iklimlendirme altyapılarına olan ihtiyacın ortadan kalkması, veri merkezinin fiziksel ayak izini önemli ölçüde küçülterek aynı alanda daha fazla sunucu konuşlandırılmasına olanak tanıyor. Rutubet, korozyon, oksitlenme ve titreşimden arındırılmış çalışma ortamı sayesinde donanım arıza oranlarında iki kata kadar iyileşme sağlanırken, kuru tip dış soğutma yöntemiyle su tüketimi de tamamen ortadan kalkıyor. Enerji tasarrufu ile karbon salımındaki azalma ise doğrudan yüzde 30 düzeyine ulaşıyor.
2021'den bu yana Esenyurt Veri Merkezi'nde test edilen sistem, beş yıllık kapsamlı bir Ar-Ge sürecinin ürünü. Türk Telekom Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Evren, bu çalışmanın yalnızca operasyonel bir iyileştirme olmadığını vurguluyor: "Tasarımından işletimine tamamen Türk mühendisliğinin imzasını taşıyan SDSS, yerli Ar-Ge kabiliyetimizin ve inovasyon yetkinliğimizin küresel arenadaki gücünü kanıtlıyor."
Sistemin yalnızca Esenyurt ile sınırlı kalmayacağı da belirtiliyor; SDSS, şirketin daha kapsamlı veri merkezi dönüşüm stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Sektör analistlerine göre küresel veri merkezi sıvı soğutma pazarı 2028'e kadar güçlü bir büyüme sergileyecek; bu büyümenin ana itici gücü yapay zekâ ve yüksek performanslı bilgi işlem uygulamaları olacak. Türk Telekom, bu dönüşümde teknoloji ithal eden değil, teknoloji üreten tarafta yer almayı hedefliyor.

5