Masada anlaşma var mutfakta hesap başka

ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasındaki son görüşmenin resmi başlıkları ticaret, yapay zeka, yarı iletkenler, nadir toprak elementleri ve tarifeler olsa da, asıl soru şu: Çin gerçekten teknoloji pazarını açmaya mı başladı, yoksa Batı'ya sadece "gösterişli bir tabak" mı sundu

Hızlı tüketimin, anında sonuç almanın ve pragmatik "fast-food" siyasetinin temsilcisi, hamburger tutkusuyla bilinen Donald Trump, amerikan kapitalizminin en parlak yıldızlarını yanına alarak Pekin'e indi. Karşısında ise binlerce yıllık devlet aklını, meşhur 'Pekin Ördeği' ritüelinin zarafeti ve stratejisiyle sunan Şi Cinping yönetimi var. Masadan herkes mutlu kalkar mı
Yıllar önce Çin'de son dakika restorana girdiğimizde Pekin Ördeği siparişimizi zor da olsa kabul ettiler. Bir baktık başlangıç söylediklerimiz yerine Pekin Ördeği geldi. İki kez geri göndermemize rağmen yeniden geldi. Çünkü başlangıçta Pekin Ördeği derisini farklı garnitürlerle sunarak tekrar geri götürüyorlarmış. Bunu sunumun parçası olduğunu yaşayarak öğrenmiş olduk. Benzer durum Çin ile ABD zirvesinde olması muhtemel.

İŞ DÜNYASININ ŞAMPİYONLAR LİGİ ÇİN'DE
Trump'ın Pekin'e getirdiği kadro, adeta küresel ekonominin "Şampiyonlar Ligi" gibi: Teknoloji dünyasının rock yıldızı Elon Musk (Tesla), yapay zekanın efendisi Jensen Huang (Nvidia), tedarik zinciri dehası Tim Cook (Apple), Boeing'den Kelly Ortberg, BlackRock'tan Larry Fink, Blackstone'dan Stephen Schwarzman, Cargill'den Brian Sikes ve Citi'den Jane Fraser. Bu görkemli heyetin amacı net: Beyaz Saray Sözcüsü aXAnna Kelly'nin deyimiyle, "Amerikan halkı adına ülkemize daha fazla iyi anlaşma sağlamak." Havacılık, tarım ve enerji sektörlerinde Çin'den koparılacak devasa satın alma taahhütleri masada. Ancak Çin kültürü ve diplomasisi, bir hamburgerin doğrudanlığına sahip değildir. Onlar masaya, görsel bir şölen olan "Pekin Ördeği"ni getiriyorlar.

ZAFER İLLÜZYONU
Pekin Ördeği'nin sırrı doyurucu etinde değil; nar gibi kızarmış çıtır derisinde, masaya getirilip büyük bir ustalıkla dilimlenmesinde ve tatlı soslarla kreplere sarılarak sunulması. Yani ana unsur şovdur, vitrindir. Çin yönetimi, Trump'ın iç siyasette satabileceği, altın harflerle yazılmış büyük manşetlere ve şatafatlı "zaferlere" ihtiyacı olduğunu çok iyi biliyor. Bu nedenle Trump ve beraberindeki iş dünyası devlerine tam bir diplomatik ritüel sunuluyor. İkili görüşmelerin ardından Cennet Tapınağı'nda (Temple of Heaven) yapılacak o büyüleyici kültürel tur ve ardından gelecek olan ihtişamlı devlet yemeği, bu ritüelin sosu niteliğinde.

TATLI EKŞİ SOSLAR HAZIR
Masadaki "çıtır deri", tarım ve havacılık anlaşmaları olacak. Çin'in kendi gıda güvenliği için zaten devasa miktarda soya fasulyesine (Cargill) ve büyüyen havacılık sektörü için uçaklara (Boeing) ihtiyacı var. Ancak Pekin yönetimi, zaten planladığı bu milyarlarca dolarlık alımları, Trump'a verilmiş tarihi bir taviz gibi paketleyecek. Hamburger tutkunu Trump, bu hızlı ve kalorili diplomatik zaferi alıp Amerikan çiftçisine ve işçisine "Çin'e diz çöktürdük" diyerek sunacaktı. Görünüşe bakılırsa beklenen oldu.
Türk misafirperverliği Çin kültüründe de kendini gösterir. Masadan hiçbir misafir aç kalkmasın diye her damağa uygun lezzetler ve soslar kendini gösterir. İşin en şatafatlı kısmı ise şüphesiz Musk, Cook ve Huang'ın masadaki varlığı. Amerika'nın teknoloji devleri, Çin pazarındaki konumlarını korumak istiyor. Çin, "Gülümsemenin ardına hançer saklamak" şeklindeki geleneksel stratejisiyle Apple ve Tesla'ya bazı pazar kolaylıkları sağlayabilir, finans devleri Citi ve Black- Rock için birkaç regülasyonu esnetebilir. Ancak yapay zeka, veri egemenliği ve ileri teknoloji çiplerindeki o stratejik "ana yemeği" asla paylaşmayacağını düşünüyorum. Ekrandaki görüntü dostane kadeh tokuşturmaları olacak ama ABD-Çin teknoloji savaşı, kapalı kapılar ardında tüm şiddetiyle devam edecek.

DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN HESABI
Pekin Ördeği servis edilirken ilk olarak çıtır deri sunulur. Gösterişlidir, iştah açıcıdır, masadaki herkesi memnun eder. Ancak ördeğin etine, yani asıl doyurucu kısmına ulaşmak her zaman kolay değildir. Çin'in ABD'ye verdiği mesaj da biraz buna benziyor:
"Bakın, bazı tavizler veriyoruz" deniyor; fakat stratejik çekirdek alanlar hâlâ sıkı biçimde korunuyor. Son zirvede Washington'un temel beklentisi üç başlıkta toplanıyordu: Amerikan teknoloji şirketlerine Çin'de daha fazla alan açılması, Nvidia gibi şirketlerin yapay zeka çiplerinin Çin'e erişimi ve Çin'in ABD üzerindeki nadir toprak elementi baskısını azaltması.
Çin ise karşılığında daha çok 'yönetilebilir tavizler' sundu. Tarım ürünleri alımı, bazı nadir toprak ihracat kısıtlamalarının yumuşatılması ve belirli ticaret bariyerlerinde geçici esneme gibi başlıklar öne çıktı. Ancak teknoloji tarafında Pekin'in attığı adımlar dikkatle incelendiğinde, bunların kontrollü ve sınırlı olduğu görülüyor. Örneğin ABD tarafı Nvidia'nın gelişmiş yapay zeka çiplerinin Çin pazarına daha rahat girmesini istiyor. Fakat Washington'daki güvenlik çevreleri buna ciddi direnç gösteriyor. Çünkü mesele artık ticaret değil; doğrudan 'yapay zeka üstünlüğü'. Reuters'a göre görüşmelerde çip ihracat kısıtlamaları ana gündem bile yapılmadı. Bu da tarafların en kritik konuda hâlâ birbirine güvenmediğini gösteriyor. Çin tarafı ise dışarıya 'Açılıyoruz' mesajı verirken içeride tam tersini yapıyor olabilir. Son yıllarda Çin'in teknoloji stratejisinin merkezinde 'yerli bağımsızlık' var. Huawei'den SMIC'e kadar birçok Çinli şirket, Batı teknolojisine bağımlılığı azaltmak için devlet destekli büyük bir dönüşüm içinde. Çin şunu çok iyi biliyor: ABD'nin en büyük korkusu Çin'in askeri ve teknolojik olarak yapay zeka yarışında öne geçmesi. Çin'in en büyük korkusu ise ABD'nin teknoloji ambargolarıyla büyümesini boğması. İki taraf da birbirine muhtaç ama aynı zamanda birbirinden korkuyor. İşte bu yüzden zirveden tam bir 'kontrollü yakınlaşma' görüntüsü çıktı. Çin, ABD'yi tamamen karşısına almak istemiyor. Özellikle ekonomik yavaşlama döneminde yabancı yatırımcı güvenine ihtiyaç duyuyor. Ancak aynı zamanda veri, yarı iletken, yapay zeka altyapısı ve dijital egemenlik gibi stratejik alanları da açmak istemiyor.