AB dijital bağımsızlık savaşını resmen başlattı

Avrupa kendi teknoloji yığınını inşa ederken, Türkiye'nin Dijital Egemenlik stratejisinde fark var mı yoksa aynı oyunun farklı sahneleri mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Avrupa Birliği'nin ABD teknoloji tekelleriyle mücadelesini ve 300 milyar euroluk yatırım planını anlatırken, Türkiye'nin Türk Telekom üzerinden benzer bir stratejiye giriştiğini öne sürmektedir. Ancak Avrupa'nın yasal ve kurumsal çerçevesi ile Türkiye'nin tek şirkete dayalı modeli arasında gerçekten eşit bir adım söz konusu mu?

Avrupa Birliği, dijital altyapı üzerindeki yabancı tekellere karşı köklü bir dönüşüm stratejisi izlemeye karar verdi. İşletim sisteminden bulut hizmetlerine, kimlik altyapısından yarı iletkenlere uzanan strateji teknik bir tercih değil, jeopolitik refleks halini aldı

Avrupa'nın dijital teknolojilerinin ve altyapılarının yüzde 80'inden fazlası ithal ediliyor. Küresel yapay zeka temel modellerinin yüzde 70'i ise Amerika Birleşik Devletleri kaynaklı. Mevcut durumda Amerikalı teknoloji devleri Avrupa'nın bulut altyapısının yüzde 70'inden fazlasını kontrol ediyor. İsveç'te kamu dijital altyapısının yarısından fazlası ABD menşeli sunuculara yaslanırken, Belçika'da Microsoft tek başına bulut pazarının yüzde 70'ini elinde tutuyor.

GÜVENCE SORULDU
Bu tablo, politika çevrelerinde "Dijital Sömürgecilik" deyiminin dolaşıma girmesine yol açtı: Tüm bu çabaların altında yatan temel gerilim ise ABD'nin CLOUD Act'ından kaynaklanıyor. Haziran 2025'teki bir duruşmada Microsoft Fransa yetkililerine, Avrupa verilerinin hiçbir zaman ABD makamlarına iletilmeyeceğine dair bir güvence verip veremeyecekleri soruldu. Verilen yanıt ise şu şekilde oldu: "Hayır, bu güvence verilemez. Veri egemenliği yalnızca Almanya'daki bir veri merkezinde veri depolamak değil.

Egemenlik, o verinin yalnızca ilgili yargı bölgesinin hukuku kapsamında kalmasını gerektiriyor. ABD'ye ait bir şirketi kullanan bir kuruluşun verileri, fiziksel olarak Frankfurt'ta bulunsa bile teknik olarak ABD mahkeme kararlarının erişim alanında." 18 Kasım 2025'te Fransa ve Almanya öncülüğünde Berlin'de bir Avrupa Dijital Egemenliği Zirvesi düzenlendi. Zirve, yapay zeka, veri ve kamu altyapısı alanlarında ortak bir eylem planını hayata geçirdi; 2026'da raporlanmak üzere bir görev gücü oluşturuldu. Akabinde, 5 Aralık 2025'te AB üye devletleri, dijital egemenlik alanındaki ortak tutumlarını "Avrupa Dijital Egemenliği Bildirgesi" adıyla tescil etti. Bu belge hukuki bağlayıcılıktan yoksun olsa da siyasi yönelimi kristalleştiriyor. Kurumsal cephede ise daha somut bir değişim yaşandı. Aralık 2024'te Ursula von der Leyen liderliğinde kurulan yeni komisyon bünyesinde "Teknolojik Egemenlik, Güvenlik ve Demokrasi" sorumluluğuyla yeni bir Yürütme Başkan Yardımcılığı oluşturuldu. Bu göreve Henna Virkkunen getirildi. Virkkunen'in portföyü; yapay zeka, kuantum, bulut, yarı iletkenler ve uzay teknolojilerini kapsıyor.

YAPAY ZEKA VE BULUT YASASI
Avrupa Komisyonu'nun 2026 Çalışma Programı'nın en kritik bileşenlerinden biri olan Bulut ve Yapay Zeka Geliştirme Yasası'nın ilk çeyrek itibarıyla yasama sürecine başladı. 5-7 Mayıs 2026 tarihlerinde Köln'de düzenlenecek Avrupa Yapay Zeka ve Bulut Buluşması 2026 (European AI and Cloud Summit 2026) yasanın teknik detaylarının ve "egemen bulut" standartlarının oylama öncesi son kez geniş çaplı tartışılacağı yer olacak. Yasa, Avrupa'nın ABD ağ teknolojilerine olan aşırı bağımlılığına doğrudan yanıt verme amacı taşıyor. Yine de siyasi irade, en azından şimdilik, kararlı görünüyor. Bir zamanlar dijital politika çevrelerinde marjinal kalan "dijital egemenlik" kavramı, Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen'den eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi'ye uzanan Avrupalı liderlerin gündemine ana başlık olarak yerleşmiş durumda. 2026, bu iddianın kâğıt üzerindeki taahhütten gerçek altyapıya dönüşüp dönüşemeyeceğinin anlaşılacağı yıl olacak.

300 MİLYAR EURO YATIRIM 10 MİLYAR EURO'LUK FON
Regülasyonların ötesinde, daha yapısal bir müdahale arayışı da somutlaşmaya devam ediyor. Mart 2025'te Avrupa'nın önde gelen teknoloji şirketleri ve sektör kuruluşları, Avrupa Komisyonu liderliğine açık bir mektup yönelterek Avrupa dijital altyapısı için "radikal eylem" çağrısında bulundu. Bu çağrı, EuroStack olarak adlandırılan ve yarı iletkenden buluta, işletim sisteminden dijital kimliğe uzanan bütünleşik bir Avrupalı teknoloji yığını inşasını hedefleyen girişimi merkezine aldı. Hareketin içinde, Linux tabanlı bir AB İşletim Sistemi geliştirme önerisi de yer aldı; bu sistem Windows ve macOS'a karşı Avrupa'nın kendi alternatifi olacaktı. Bertelsmann Stiftung'un öncülüğünde hazırlanan EuroStack raporuna göre bu dönüşüm yaklaşık 10 yıl sürecek ve 2035'e kadar 300 milyar euro yatırım gerektirecek. Başlangıç adımı olarak 10 milyar euroluk bir Avrupa Teknoloji Fonu'nun kurulması öngörülüyor. Haziran 2025'te Avrupa Parlamentosu'nun ITRE (Sanayi, Araştırma ve Enerji) Komitesi bu öneriyi destekledi.

AÇIK KAYNAK VE KAMU ALIMLARI
Yazılım bağımsızlığı tartışmasının odak noktalarından biri, kamu alımlarının yeniden yapılandırılması. EuroStack çevreleri, AB'nin mevcut kamu alım direktiflerini (2014/24/EU ve 2014/25/EU) "önce açık kaynak" ilkesiyle değiştirmesini ve tescilli yazılımın yalnızca uygun açık kaynak alternatifi bulunamadığında temin edilebilmesini talep etti. Kimlik altyapısında ise somut bir ilerleme var. Güncellenmiş eIDAS çerçevesi kapsamındaki Avrupa Dijital Kimlik Cüzdanı projesi, tüm üye devletlerin 2026 yılına kadar en az bir sertifikalı cüzdan sunmasını zorunlu kılıyor. 2026'nın ikinci çeyreğinde hayata geçirilmesi planlanan Kuantum Yasası, AB Çipleri Yasası'na benzer bir modelle şekillendirilecek; Avrupa'da kuantum ekosistemi oluşturulmasına yönelik finansman mekanizmaları içerecek. Nitekim Avrupa Çipleri Yasası da arka planda yürürlükte: AB, 2030'a kadar global yarı iletken üretimindeki payını yüzde yirmiye çıkarma hedefini koruyor.


TÜRKİYE'NİN EGEMENLİĞİ YERLİ İNOVASYONLA DESTEKLENİYOR
Türk Telekom, Türkiye'nin teknolojik bağımsızlığını simgeleyen "Dijital egemenlik" stratejisi doğrultusunda, fiber ağını Türkiye'nin her köşesine yayarken, 5G ve ötesi teknolojilerde yerli üretimi odağına alan bir model benimsiyor
Türk Telekom, "Dijital Egemenlik" stratejisini sadece bir vizyon olmaktan çıkararak somut bir teknoloji kalkanına dönüştürüyor. Yerli 5G altyapısından kuantum güvenli haberleşmeye kadar geniş bir yelpazede sunulan çözümlerle, Türkiye'nin verisi yerli imkanlarla korunuyor. Türk Telekom, Türkiye'nin verisini, altyapısını ve siber sınırlarını korumak adına başlattığı "Dijital Egemenlik" hamlesinde vites artırdı. Şirket, 2026 yılı itibarıyla fiber ağını ülkenin yüzde 95'inden fazlasına ulaştırırken, stratejisinin merkezine "tam bağımsız ekosistem" modelini yerleştirmeye odaklanıyor.

DIŞA BAĞIMLILIĞI AZALTMA
Türk Telekom, dijital egemenliğin en kritik ayağı olan 5G teknolojilerinde küresel tedarikçilere olan bağımlılığı azaltmak amacıyla yerli iştirakleri Argela ve Netsia aracılığıyla dünya standartlarında patentler üretiyor. Yerli mühendisler tarafından geliştirilen teknoloji sayesinde, kamu güvenliği ve kritik sanayi kuruluşları için "izole ve güvenli" dijital hatlar oluşturuluyor. Dünya genelinde kabul gören yerli yazılım tanımlı erişim çözümleriyle, donanımdan bağımsız bir haberleşme altyapısının temelleri atılıyor. Dijital egemenliğin temel kuralı olan "Türkiye'nin verisi Türkiye'de kalmalı" ilkesi doğrultusunda Türk Telekom, bulut bilişim ve veri merkezi yatırımlarını genişletti. Türkiye'nin en büyük siber güvenlik merkezlerinden biri olan tesis, yapay zeka destekli tehdit avcılığı (threat hunting) sistemleriyle, kamu ve özel sektöre yönelik saldırıları daha gerçekleşmeden engelliyor. Şirket, geleceğin siber tehdidi olan kuantum bilgisayarlara karşı, Kuantum Anahtar Dağıtımı (QKD) projelerini hayata geçirerek stratejik kurumlar arası iletişimi "kırılamaz" hale getirmeyi hedefliyor. Türk Telekom yetkilileri, dijital egemenliğin sadece bir altyapı meselesi değil, aynı zamanda verinin ülke sınırları içerisinde kalması ve yerli yazılımlarla işlenmesi süreci olduğunu vurguladı. Özellikle uydu entegrasyonlu 5G çözümleri ve savunma sanayii standartlarındaki siber güvenlik paketleri, bu stratejinin en somut çıktıları olarak dikkat çekiyor.