Yazar, Barcelona'dan hareket eden Sumud Filosu'nu insanlığın vicdanının sesi olarak sunuyor ve Gazze'ye uygulanan kuşatmanın kırılması gerektiğini savunuyor. Bu iddiayı İsrail'in soykırım ve işgal politikalarıyla, emperyalist Batı'nın komplisitesiyle ve medyanın baskısıyla gerekçelendiriyor. Ancak, dini-ideolojik dil ve saldırgan anlatım tarzına rağmen, böyle bir filonun gerçekten insani amaçlara hizmet edip edemeyeceği veya siyasi bir araç olmayacağı sorgulanabilir mi?
Sadece Gazze'ye yapılan kuşatmayı değil, insanlığın ruhuna vurulan prangayı kırmak için Sumud Filosu yeniden yola çıktı...
İspanya'nın Barselona Limanı'ndan hareket eden Küresel Sumud Filosu, Gazze'ye yönelik ablukayı kırmak ve insani yardım ulaştırmak amacıyla bir kez daha yola çıktı. 50'den fazla ülkeden sivil toplum kuruluşunun destek verdiği filoda, şimdilik 70 ülkeden katılımcılar yer alıyor. Bu sayı giderek artacak ve bu sefer yüzlerce gemiyle Gazze'ye uzanacak.
Gazze'deki zulme karşı vicdanın sesi olmak için yüzlerce gemiyle yola çıkan Sumud Filosu, işgalci Siyonist İsrail ve soykırım ortağı emperyalist Batı'nın insanlığı esir alma çabasına karşı kararlı bir duruş, boyun eğmeyen bir iradeyi temsil ediyor.
İşgalci katillere tepki göstermek için daha önce de karadan ve denizden defalarca sefer düzenlendi. İsrail ve suç ortağı Batı ülkeleri bu seferleri zorbaca engelledi, sesini kısmak için her yolu denediler.
Ama engel olamadılar, olamayacaklar da...
Kötülüğün yeryüzü temsilcisi Siyonist Yahudiler ve onların emri eri haline getirdiği emperyalist Batı saldırganlığına karşı normal bir dünyada, devletlerin ordularıyla yapması gerekeni, sivil insanlar canlarını da ortaya koyarak yapma çabasında.
Aksa Tufanı'yla başlayan süreç dünyanın artık eskisi gibi olamayacağını gösterdi. Askeri, siyasi ve ekonomik baskıyla dünyayı sömürü aracına, insanlığı da kullanışlı robotlara çevirmeye çalışan işgalcinin maskesini indirdi. Siyonizmin ne kadar vahşi sapkın ve arsız olduğunu gören insanlar artık her fırsatta küresel sömürü sitemine karşı isyan etmeye başladı.
Kalabalıkların gözlerine perde çekmek için kullandıkları Holywood, yalan üzerine inşa ettikleri medya gücü ve insanların kursağına geçirdikleri ekonomik pranga vicdanlardan gelen sesi bastıramıyor artık.
İnsanlık, olması gerektiği şekilde, Filistin-Gazze'yi insanlığın, özgürlük ve direnişin temsilcisi olarak görmeye, İsrail ve suç ortağı AB-D'yi ise şeytani düzenin sahibi olarak görmeye başladı.
İşgalci israilin 3 yıl boyunca Gazze'de yaptığı soykırım yapılan ateşkes ile durmadı. Siyonistler her gün onlarca Filistinliyi öldürüyor, adım adım işgal alanını genişletiyor, çoluk çocuk demeden Filistinlileri esir alıp, esirlere işkenceye devam ediyor.
Ateşkese garantör ülkeler belirlenen kararları uygulayamadı. İsrail saldırganlığı artırıp daha da yaygınlaştırdıkça Filistin'de yaptığı katliam ve işgaller gündemden düşmeye başladı. Filistin'de yaptığı işgal ve soykırımın hesabı sorulmadığı için başka ülkelere saldırmaya başladı. Devamlı dile getirdikleri gibi, Arzı Mevud-Büyük İsraili gerçekleştirip bütün insanlığı köleleştirmeden durmayacakları ortada.
Bu yüzden, İsrail saldırganlığını durdurmanın yolu işgal ettiği Filistin topraklarından başlamalı. Filistin-Gazze, insanlığın kurtuluş noktası derken söylemek istediğimiz budur. Filistin düşerse insanlık düşer çünkü Siyonist mahluklar Filistin'i, bütün insanlığı esir almak için işgal ettiler.
Dikkatler ABD-İsrail'in İran ve Lübnan'daki saldırılarına kaymışken, işgalci İsrail katliamlarına artırdı, Filistinli rehineler için idam cezasını getirerek soykırımı yargı sistemine dahil etti ve eşi benzeri görülmemiş yasa dışı toprak gaspları yapmaya devam ediyor.

17