A Ligi'nin ağır yükü

A Ligi'nde üst üste gelen üç mağlubiyet derin bir gerçeği yüzümüze çarptı; bu lig mevcut yapımız ve futbol anlayışımızla bize bir kaç beden büyük geldi... Dünya Kupası'ndan bu yana üzerimizden atamadığımız o ölü toprağı sahadaki her adımda ve özellikle yedek bankında kendisini hissettirmeye devam ediyor...

Belçika, gözü kapalı hücumlar yapmadı, oyunu domine etmek gibi bir derde de düşmedi. Hem de evinde seyircisinin önünde oynamasına rağmen... Ancak Kevin De Bruyne faktörü vardı. Tecrübesi, oyun aklı ve kriz anlarındaki liderliğiyle Belçika'nın az ama öz hücum etmesini ve elbette aradığı net sonucu almasını sağladı. Biz ise hücum organizasyonu gibi görünen fakat skora dönüşmeyen beyhude bir eforun ötesine geçemedik.

Milli Takımı özetleyen en net kavram "bal yapmayan arı" çokluğu... Koşuyoruz, topu çeviriyoruz, ciddi biçimde yıpranıyoruz da ama iş üretkenliğe gelince sıfırız... Ana kraliçe konumundaki Arda Güler tek başına çabalamaktan hem oyun kurup hem ceza sahasında gol aramaktan yoruldu. Ona eşlik edecek, yükünü hafifletecek ikinci bir akıl sahada yoktu. Tıpkı İtalya ve Fransa maçlarında olduğu gibi... Arda'nın bu yalnızlığında Kenan Yıldız'ın eksikliğini iliklerimize kadar hissettik... Kenan'ın kenardan getirdiği dinamizm ve birebirdeki cesareti olmadan rakip savunmaları dengesiz yakalamak nerede ise imkansız hale geliyor...

Montella cephesinde sular durulacak gibi değil... Hem kadro tercihleri hem de sistemleri ciddi şekilde tartışmaya açık... İkinci yarıda oyunun kontrolü de top da uzun süre bizim elimize geçti ancak gerçek bir santrfor eksikliğinin getirdiği duvara toslama hali Montella'nın oyun ezberini bir kez daha bize gösterdi.