Türkiye, son yirmi beş yılda hayata geçirdiği Milli Teknoloji Hamlesi sayesinde savunma sanayisinde köklü bir paradigma değişimi yaşamıştır. Geçmişte tamamen dışa bağımlı ve küresel üreticilerin açık bir pazarı konumunda olan ülke, bugün kritik teknolojileri kendisi tasarlayan, yazılımlarını geliştiren ve üreten küresel bir oyun kurucu haline gelmiştir. Bu dönüşüm, sadece askeri gücü artırmakla kalmamış; diplomasi, ekonomi ve uluslararası ilişkilerde de Türkiye'ye çok güçlü bir stratejik hareket alanı kazandırmıştır.
2002 yılından bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yürütülen kararlı politikalar, savunma sanayi projelerinin hacminde ve bütçesinde devasa bir büyüme sağlamıştır. 2002 yılında 5,5 milyar dolar bütçeli 62 savunma sanayi proje yürütülürken, günümüzde bu sayı 18 kat artarak 1000'in üzerine, toplam bütçe ise 19 kat yükselerek 100 milyar doların üzerine çıkmıştır. Sektörün gelişmesinde çok önemli etkisi olan AR-GE bütçesi, 24 yılda 70 kat artış göstererek 49 milyon dolardan 3,5 milyar doların üzerine taşınmıştır.
Bu yoğun gayretlerin neticesinde savunmadaki dışa bağımlılık oranını yüzde 80'lerden yüzde 20'lere indirilmiş; belirli stratejik ürünlerde ise yerlilik oranını yüzde 95'in üzerine taşımıştır.
ENGELLER AŞILDI
Türkiye'nin bu başarıya ulaşması kolay olmadı. Savunma sanayisinin millileşmesini istemeyen küresel güçler; parasıyla ürün vermeme, gizli veya açık ambargolar uygulama ve fiyat kırma gibi yöntemlerle yerli üretimi baltalamaya çalışmıştır. Bu engelleme çabaları aslında yeni değil. Cumhuriyetin erken dönemlerinde Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil ve Şakir Zümre gibi vizyoner müteşebbislerin uçak, silah ve mühimmat üretimleri, dönemin bürokratik ve siyasi engellerine takılarak akamete uğratılmıştır. Bugünün Türkiye'si, geçmişteki bu acı tecrübelerden ders çıkararak, mandacı zihniyetlerin engellemelerine inat, Türk mühendis ve teknisyenlerinin adanmışlığıyla savunma sanayinde dünya çapında projelere imza atıyor.
TEKNOFEST'LER
Sektörün gelişmesinde ve toplumsal farkındalık oluşmasında TEKNOFEST'lerin etkisi göz ardı edilemez. Genç nesilleri savunma, uzay ve havacılık alanlarına yönlendiren ve gençlere ilham veren bu festival, ilk yıl 550 bin kişiyi ağırlarken, sonraki yıllarda milyonlarca ziyaretçiye ulaşmış ve gençlerin sektöre yönelik özgüvenini inşa etmiştir. Geçtiğimiz günlerde yapılan TEKNOFEST Güneydoğu, toplam 1,5 milyon ziyaretçiyi ağırlamış ve Anadolu'da düzenlenen en büyük TEKNOFEST olarak tarihi bir rekor kırmıştır.

18