Menderes ve arkadaşlarına vefa

Türk demokrasi tarihinin en kara sayfalarından birisi de 27 Mayıs 1960 askeri darbesidir. Darbe sonrasında Yassıada'da kurulan düzmece mahkemelerde yapılan sözde yargılamalar sonucu 17 Eylül 1961'de Başbakan Adnan Menderes, 16 Eylül 1961'de ise Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildi. Milletimizin kalbinde büyük bir acı olarak halen tazeliğini koruyan meşum idamların dün 65. yıl dönümüydü.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, milletimizin yüreğinde büyük bir yara olan Menderes ve arkadaşlarının katledilmesinin yıl dönümünde bir mesaj yayınladı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ise bugün İstanbul'da "Vesayet İnşalarına Karşı Millî İrade Mücadelesi Paneli" düzenliyor. Panel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın açış konuşmasıyla başlayacak. Akademisyenler, darbeyi ve hukuk ihlallerini masaya yatıracak. Programda ayrıca "Cumhurbaşkanlığı Arşivinden Fotoğraflarla Demokrasiye Vurulan Darbe: 27 Mayıs" adlı kitabın tanıtımı da yapılacak. Tarihe not düşmek adına önemli bir program olacak.

ADNAN MENDERES

27 Mayıs darbesi; basın, üniversiteler, askeri cunta ve CHP organizasyonunda yapılmıştır. DP iktidarının 10. yılında yapılan darbeyle Anayasa ve TBMM feshedildi. Ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, hükümet üyeleri, DP milletvekilleri ve üst düzey bürokratlar için yargılamalar, işkence ve acıyla dolu bir dönem başladı. Ne yaman çelişkidir ki Anayasa'yı fesheden darbeciler, DP'lileri Anayasayı ihlal suçuyla yargıladılar.

Merhum Menderes'e yönelik haysiyet cellatlığı yaptılar. Uzun yıllar ülkeyi tek parti olarak yönetmeye alışan CHP, mağlubiyeti bir türlü hazmedemedi. Menderesi ve partisini yıpratmak için her türlü yalan ve iftiraya başvurdular. Menderes ve arkadaşları ile Demokrat Parti kirli propagandayla nefret odağı haline getirildi. Uyduruk iddialarla Menderes'in idam edilmesi yetmezmiş gibi ailesinden onu astıkları ipin parasını istediler. 27 Mayısçılar insanlığı utandıracak zulümler yaptılar.

FATİN RÜŞTÜ ZORLU

Çok parlak bir eğitime sahip olan Zorlu, iyi bir diplomattı. 1954'te milletvekili seçildi ve 1957-1960 yılları arasında da Dışişleri Bakanı oldu. Uydurma gerekçelerle katledildi. Bir teğmen tarafından kolları tutularak dövüldü.

Kendisine atılan iftiraların ağırlığı altında ıstırap çeken duruşu yargılamalarda dikkat çekiyordu. İftira ve yalanlara karşı savunmalarını cesurca yapıyordu. Bir keresinde şunları söylemişti: "Başsavcı davaların hepsinde ortaya attığı iddialara deliller göstermiyor, gösteremiyor...1954 yılında da temiz bir sicille politikaya geçtim. Fakat Ziya Paşa'nın da dediği gibi politikada dedikodu oklarının nişan tahtası oldum. Bizde de bana ait olmayan bir şatonun resmi çekilerek, yine Ağa Han'ın otomobilinin resmi çekilerek bana ait oldukları iddia edildi... Bütün bu dedikodular, milyonluk mevduat, şatolar hepsi burada sıfıra inmiştir... Bunların hepsi yalan."