'Made in Europe' ve Türkiye'yi bekleyen riskler

Avrupa Birliği (AB), sanayi üretimini kıta içinde güçlendirmek, başta Çin ve ABD olmak üzere dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla "Made in Europe" (Made in EU) politikasını devreye sokmaya çalışıyor. Bu kapsamda otomotiv, batarya, rüzgar/güneş enerjisi gibi kritik alanlarda kamu alımları ve teşvikler için yüzde 70 gibi yüksek yerlilik oranları getirilmesini hedefliyor.

Fransa ve Almanya, 16 Ekim'de otomotiv sektörü için ortak bir anlaşmaya vardıkları açıkladı. Taslak anlaşmaya göre otomotiv sektörünü canlandırmak için emisyon kurallarını gevşetme kararı aldılar. Almanya'nın baskısıyla, "Made in Europe" tanımı sadece 27 AB üyesiyle sınırlı kalmadı; AB üyesi olmayan İngiltere ve Norveç de belirli şartlarla kapsama dahil edildi.

Fransa ve Almanya'nın anlaşması yasa teklifinin yürürlüğe girdiği anlamına gelmiyor. "Sanayi Hızlandırıcı Yasa Teklifinin" yürürlüğe girebilmesi için diğer AB üye ülkeleri ve Avrupa Parlamentosu tarafından resmen onaylanması gerekiyor. Ancak AB'de ekonomik ve siyasi ağırlıkları nedeniyle Almanya ve Fransa'nın anlaşması yasa teklifinin geçme ihtimalini artırıyor. Yasa teklifine 6 bine yakın değişiklik önergesi verilmesi ise durumun tartışmalı olduğunu gösteriyor.

Türkiye Bu Konuda Neler Yapıyor

Fransa başta olmak üzere bazı AB üyesi ülkeler kapsamın genişletilmesini istemiyorlar. Almanya, AB üyesi olmayan önemli ticaret ortaklarının da dahil edilmesini savunuyor. TOYOTA yetkilileri, Türkiye ve Japonya gibi güvenilir ortakların kapsama alınmasını istiyor. AB içinde bazı üye ülkeler de nitelikli işgücü olan kaliteli üretim yapan Türkiye'nin kapsama dahil edilmesini savunuyor.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat başkanlığında 19 Ekim'de "Made in Europe" planına karşı Türkiye'nin atacağı adımların kararlaştırıldığı kritik bir toplantı yapıldı. Otomotiv sektörünün çatı örgütlerinin başkanlarının katıldığı toplantıda, Türkiye otomotiv sanayisinin ve tedarik zincirinin Avrupa'daki bu yeni yasa kapsamına tam olarak dahil edilmesini sağlamak amacıyla yürütülecek diplomatik ve ticari girişimlerin devam ettirilmesi kararı alındı. Gümrük Birliği ortağı olan Türkiye'nin, projenin en başından itibaren "eşdeğer ve eşit bir ortak" olarak kabul edilmesi için Brüksel'deki AB-Türkiye İş Zirvesi dahil olmak üzere diplomatik girişimlerini yoğunlaştırma kararı alındı. Ayrıca ülkemizde otomotiv sektöründeki işçilerin önemli bölümü üyesi olan Türk Metal sendikası Genel Başkanı Uysal Altundağ'da bu konuda çalışıyor. Altundağ, yönetiminde olduğu uluslararası sendikalarda ve işbirliği içinde olduğu AB üyesi ülkelerin sendikalarıyla Türkiye'nin kapsama alınması için girişimlerde bulunuyor.

Ekonomi ve İstihdama Etkisi

Made in Europe, Türkiye'yi içine almadan hayata geçerse en fazla otomotiv sektörü etkilenecek. Ayrıca çimento, demir çelik ve kimyasallar sektörleri de olumsuz etkilenecek. Türkiye uzun yıllardır ekonomik büyümesini Avrupa'ya ihracat ve Avrupa ile bütünleşme üzerine kurdu. Bu konuda önemli mesafe kat etti. Bugün gelinen noktada Çin'in etkisiyle Avrupa'da ortaya çıkan korumacılık dalgası nedeniyle Türkiye'nin tek pazardan dışlanması kabul edilemez. Zira İngiltere'nin ve Norveç'in daha baştan 'Made in EU' kapsamına alınacağının ifade edilmesi ve Türkiye konusunda belirsizlik olması Avrupa'nın çifte standardı olarak görülmelidir.