Yazı, okullardaki şiddet olaylarını toplumun her kesiminin sorumluluğu olarak tanımlarken, aslında ideolojik muhalifler ve dijital mecralar üzerinde duruyor. Dijital oyunlar, pornografi ve 'sapkın akımlar'ın şiddeti sıradanlaştırdığını ileri süren yazar, çocukları korumaya yönelik bir kanun teklifini destekliyor; ancak bu çerçevede, yazarın muhalif sendikalara ve laiklik taraftarlarına yönelik eleştirileri, sorunun çok boyutlu çözümlenmesini gerçekten sağlayacak mı?
Şanlıurfa'da ve Kahramanmaraş'ta iki okulumuzda yaşanan saldırılar nedeniyle acımız büyük. Kaybettiğimiz öğretmenimiz ve öğrencilerimiz yüreğimizi yaktı. Bir tarafta hayatlarını kaybeden masum çocuklarımız ve fedakar öğretmenimiz, diğer tarafta masum çocuklarımızı ve öğretmenlerimizi katledecek kadar canileşmiş çocuklar. Tekil olaylar olsa da toplumda şiddet meselesine dair her birimize düşen sorumluluklar var.
Okullarda yaşanan şiddetin nedenlerini iyi araştırmak kadar çözümlerine ilişkin gerçek tespitler yapmakta önemlidir. Okullarda yaşanan şiddet olaylarını azaltmak için bakanlıklara, okul yönetimlerine, öğretmenlere, ailelere ve toplumumuza sorumluluklar düşmektedir. Bu sistem içinde yer alan bir halkanın bile sorumluluğunu yerine getirmemesi yaşanan acıların devam etmesine neden olacaktır.
Bazı ideolojik eğitim sendikalarının yaptığı gibi meseleyi siyasi polemiklere malzeme yapmak sorunun çözümüne katkı sağlamayacaktır. Bu sendikalar, Ramazan ayında öğrencilerimizin milli ve manevi değerlerini geliştirmek ve dayanışmalarına katkı sağlamak için okullara yazı gönderen Milli Eğitim Bakanımıza günlerce saldırdılar. Öğrencilerin milli ve manevi yönlerini geliştirecek her faaliyeti irtica ve laiklik karşıtlığı olarak gördüler. Milli ve manevi değerleri artıracak ve güçlendirecek her icraata saldıran, onları gericilik ve irtica olarak niteleyen kafalar, bugünkü şiddet ortamının oluşmasında katkıları olduğunu görmeliler.
Aileyi ve çocuklarımızı sapkın akımların etkilerinden kurtaracak politikaları ne zaman konuşmaya başlasak aynı koronun tepkisiyle karşılaşıyoruz. Sapkın akımları özgürlük maskesiyle savunmaya geçiyorlar. Çocukları pornografinin ve dijital oyunların olumsuz etkilerine karşı koruyacak yasa tekliflerini ve faaliyetleri konuşmaya başladığımızda da meseleyi laiklik ve özgürlük mecrasına taşıyorlar. Geldiğimiz noktada artık kalıcılar çözümler üretmek için meseleyi bağlamından koparan ideolojik kesimleri dikkate almamak gerekir.

20