Okullarda Ramazan ayı etkinliklerine ilişkin tartışmalar devam ediyor. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin talimatıyla evlatlarımızın milli ve manevi değerlerini geliştirmek amacıyla okullara Ramazan etkinlikleri yapılmasına ilişkin genelge gönderildi. Bu genelge gerekçe gösterilerek ortalığı ayağa kaldırdılar. Şeriat, gericilik, laiklik, karanlık, yobazlık kavramlarının boca edildiği 28 Şubat'ın karanlık dönemini hatırlatan bildiriler yayınlanıyor ve açıklamalar yapılıyor.
Müslüman bir ülkenin okullarında Ramazan etkinliği yapılması talimatını veren sen misin diyerek Bakan Yusuf Tekin'e saldırıya geçtiler. Yetmedi, Hükümeti şeriatçı, dinci, laiklik karşıtı olarak ilan ettiler. Milletimizin önemli bir kesimini gerici, karanlık, yobaz olarak itham etmelerini yetmemiş gibi bir de tehdit ediyorlar. Saldırıyı başlatan kendileri olmalarına rağmen 'laiklik suç değildir' maskesinin arkasına sığınarak mağdur rolüne bürünüyorlar.
Neyse ki bunların kim olduğunu biliyoruz. Ramazan etkinliklerinden bile rahatsız olacak kadar İslam düşmanı olduklarını da biliyoruz. Milli ve manevi değerlerimize neden düşman olduklarını da biliyoruz. Her dönemde belli kelimelerin arkasına sığınarak milletimize vurdukları darbeleri ve ödettikleri bedelleri de biliyoruz. Mesele şu ki onlar kurdukları vesayet düzeninin değiştiğini ve Türkiye'nin eski Türkiye olmadığını bilmiyorlar. Eninde sonunda öğrenecekler...
Geçen hafta sözde aydınların laiklik bildirisi, Atatürkçü Düşünce Derneği'nin suç duyurusu ve bazı açıklamalardan sonra şimdi de meslek kuruluşları devreye girdi. Muhalifliği, Türkiye karşıtlığı olarak gören örgütlerden TTB, TMMOB, DİSK ve KESK ortak 'laiklik' açıklaması yaptı. Açıklama metni, bilinen sloganların boca edilmesinden ibaret. Bu kuruluşların İslam karşıtlığı biliniyor. Laikliği maske yaparak değerlerimize saldıran bir metin karalamışlar.
Açıklamada "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ikinci maddesi Cumhuriyet'in niteliklerini 'demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti' olarak tanımlar. Maalesef şurası açıktır ki bu niteliklerin tamamı, demokrasi, laiklik, sosyal devlet ve hukuk devleti ilkeleri son yıllarda ağır bir tahribata uğramıştır." ifadeleri kullanılıyor. 28 Şubat darbesinin ateşli destekçisi DİSK, demokrasinin tahribata uğramasından endişe duyuyor! "TSK kimyasal silah kullandı" yalanını söyleyen TTB, hukuk devletinden bahsediyor. Kamuda başörtülü çalışma özgürlüğüne karşı olan KESK, laiklik ilkesinin tahrip olduğundan yakınıyor. Terör örgütlerine, terör örgütü demeyen TMMOB, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası maddelerine ilişkin endişe yaşıyor. Söylemleriyle eylemleri farklı olan bu yapıların ideolojik bağnazlıkları nedeniyle içinde bulundukları çelişkinin farkında olmaları zor görünüyor.

18