BM'de küresel vicdanın sesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 22 Eylül 2026 tarihinde Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'nda gerçekleştirdiği tarihi hitap, küresel vicdanın adeta gürleyen bir sesi olarak hafızalara kazındı. Daha önce de defalarca tarihi hitaplarda bulunmuş, insanlığın vicdanı ve umudun sesi olmuştu. Bu konuşma, sadece uluslararası bir toplantıda dile getirilmesi gereken diplomatik bir metin değil; insanlığın kanayan yaralarına bir deva, unutulan mazlumlara bir umut ve dünyanın gözü önünde yaşanan adaletsizliklere bir başkaldırıdır.

Dünyanın muktedirleri kendi çıkarları için dünyayı ateşe verirken ve yapay gündemlerle vakit geçirirken, Cumhurbaşkanımız kalbiyle kelamı arasındaki perdeleri kaldırarak samimi bir duruşla gerçekleri kürsüden haykırmıştır. Bugün küresel adaletsizliğin çarkları arasında ezilen sadece coğrafyalar değil, bizzat insanlığın onurudur. Bu sömürü düzeninin en görünmez özneleri olan, fabrikalarda, tarlalarda ömürleri tüketilen kesimlere selam gönderilen konuşmada, "Asyalı emekçilerin alın teri vahşi kapitalistler tarafından sömürülmeyecek" denilerek, kapitalistlerin sömürü düzenine karşı çok güçlü bir duruş sergilenmiştir. Alın terinin rengi, ırkı, coğrafyası yoktur; fakat ne acıdır ki kapitalistler ve küresel şirketler, Asya'nın ve Afrika'nın emekçilerini sömürmeye devam etmektedir.

Öte yandan, kalbimizin en derin yerinde hiç sönmeyen bir yangın gibi duran Gazze... Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle, "Gazze bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değildir, aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir". Bu cümle, insan olan her yüreği tuzla buz edecek bir ağırlığa sahiptir. Annelerinin kucağında toprağa verilen bebekler, uçurtma uçurması gereken yaşta tahtadan protezlerle hayata tutunmaya çalışan masum yavrular bu dünyanın en somut, en utanç verici gerçeğidir.

Yıkıntıların altında sevdiklerinin naaşlarını arayan Gazzelilerin acısı, salonların soğuk duvarlarında yankılanırken; insanlık suçu işleyen soykırımcı bir zihniyete karşı ses yükseltmek, coğrafi sınırları aşan vicdani bir zorunluluktur. "Gazze, çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampıdır" tespiti, tarihin sayfalarına İsrail devlet terörünün en net vesikası olarak geçmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasının her bir cümlesi kalp ile kelam arasındaki perdelerin kalktığını gösteren ve doğrudan yüreklere dokunan cümleler oldu. Kaybolduğunu zannettiğimiz küresel vicdanın, bitti zannettiğimiz merhametin, örselenmiş adaletin sesi oldu Cumhurbaşkanımız...

Birleşmiş Milletler çatısı altında barışı korumak vaadiyle bir araya gelenlerin, beş ülkenin iki dudağı arasına sıkışmış iradesinin artık iflas ettiğini her fırsatta dile getirdi. "Dünya beşten büyüktür" şiarı, tam da bu sebeple küresel sistemin çürümüşlüğüne karşı insanlığın yegane çıkış kapısıdır. Cumhurbaşkanımız, merhum şairimiz Sezai Karakoç'un dünyaya meydan okuyan şu ölümsüz sözlerini hatırlatmıştır: "Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak..."