12 Eylül darbesi

Yarın 12 Eylül darbesinin 46'ncı yıldönümü. 12 Eylül 1980 askeri darbesi, Türkiye siyasi tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir. Darbe ülkemizi geriye götürdüğü gibi arkasında çok ağır bir insani dram, kitlesel tutuklamalar ve sistematik işkenceler bıraktı.

Darbe sonrasında sıkıyönetim ilan edildi. Resmi verilere göre yaklaşık 650 bin kişi gözaltına alındı ve fişlendi. Açılan 210 bin davada, sıkıyönetim mahkemelerinde binlerce insan yargılandı. Bu süreçte toplamda 50 kişi idam edildi. Dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren'in "Asmayalım da besleyelim mi" sözü, darbecilerin insan hayatına bakışını özetleyen bir hafıza kaydıdır.

Darbenin başı Kenan Evren "Bir sağdan bir soldan astık" sözüyle insanlık dışı eylemlerine trajik bir gerekçe bulmuştur. Bu ifadeler idam kararlarında sözde tarafsız davranmış bir darbecinin akılalmaz söylemleridir. Emir-komuta zinciri içinde gerçekleştirilen darbeyle, sadece mevcut siyasi partiler kapatılmadı aynı zamanda sendikaları ve sivil toplumu tamamen ezmeyi hedefleyen bir baskı ortamı kuruldu.

Darbeciler ülkeyi açık bir cezaevine dönüştürdüler ve sistematik işkenceler yaptılar. Ankara Mamak Askeri Cezaevi ve Diyarbakır 5 No'lu Askeri Cezaevi başta olmak üzere, ülkenin dört bir yanındaki hapishanelerde insanlık onuru ayaklar altına alındı. Askıya alma, elektrik verme, dayak, hücrelerde psikolojik baskı ve aşağılama, lağım sularında bekletme gibi en vahşi işkence yöntemleri uygulandı. Bu işkenceler neticesinde 171 kişi can verdi. Hayatta kalan binlerce insan ise hayatlarının geri kalan kısımlarında bu işkencelerin etkilerini yaşamaya devam ettiler.

DARBE MAĞDURU SENDİKALAR NASIL DARBECİ OLDU

Darbe yönetiminin ilk emirlerinden biri DİSK'in ve Hak-İş'in faaliyetlerinin durdurulması oldu. Grevler yasaklandı, işçilerin kazanılmış haklarında geriye gidiş oldu ve sendikaların mal varlıklarına el konuldu. 12 Eylül'de darbeye maruz kalan DİSK, 28 Şubat darbesinin en ateşli destekçilere arasında yer aldı.

Dönemin DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak, 28 Şubat'ta yayınlanan MGK bildirisine destek verdiği açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı: "MGK rejim tehlikesinin üstüne gitmiştir. Aynen destekliyor ve katılıyoruz. Ama bundan sonrası sivillerin işidir. Silahlı Kuvvetler görevini yaptı. Sıra sivillerde" diyordu. Budak, bir taraftan 'silahlı kuvvetlerin' darbesine destek verdiğini söylerken diğer taraftan da darbenin 'silahsız kuvvetleri' olarak görevin artık kendilerinde olduğunu söylüyor.

Nitekim darbeye verdiği destek nedeniyle darbecilerden 'aferin' almıştı. Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı darbeci Güven Erkaya'nın hatırlarının yer aldığı bir kitapta DİSK'in darbeye desteğini şu ifadelerle takdir ediliyor: "Bu sefer işi silahsız kuvvetler çözsün dedim. Bu mesaj alındı. Bundan sonra, sivil toplum kuruluşları bütün güçleriyle harekete geçti. Sendikalar, Atatürkçü dernekler, üniversiteler ve basın harekete geçti. Mesela ben Rıdvan Budak'ın (DİSK Genel Başkanı) başında bulunduğu sendikanın bu alandaki faaliyetlerini, çok büyük eylemler ortaya koyduğunu hatırlıyorum." 12 Eylül darbesinde bedel ödedikten 18 yıl sonra yapılan 28 Şubat darbesine destek vermek DİSK tarihi açısından büyük bir utançtır.