Yasaklasanız da…

Taha Kılınç
03.12.2025
1

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray yetkililerine verdiği bir direktifle, Müslüman Kardeşler Teşkilâtı'nın (kısaca: İhvân) bazı kollarının "terör örgütü" olarak tanımlanıp tanımlanamayacağıyla alakalı bir rapor ve inceleme hazırlanmasını istedi. Amerikan basınına yansıyan ayrıntılara göre: Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Hazine Bakanı Scott Bessent ve Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, konuyla alakalı olarak hazırlayacakları kapsamlı raporu 30 gün içinde Trump'a sunacak. Trump'ın, İhvân'ın özellikle Mısır, Lübnan ve Ürdün'deki kollarının ABD'nin ulusal menfaatlerine ve Amerikan vatandaşlarının güvenliğine tehdit oluşturup oluşturmadığının araştırılmasını istediği kaydediliyor. Söz konusu raporda İhvân'ın "terör örgütü" ilân edilmesi gerektiği sonucuna varılırsa, ekonomik yaptırımlardan seyahat kısıtlamalarına, çok sayıda isim için bir dizi yasak gündeme gelecek.

Geçtiğimiz hafta Teksas Valisi Greg Abbott, İhvân'ı "yabancı terör örgütü ve uluslararası suç yapılanması" ilân ederek, eyalet çapında bir takım yasal engellemeleri resmî olarak yürürlüğe koymuştu. Bu çerçevede İhvân'la iltisaklı olduğu iddia edilen ABD'li bazı İslâmî oluşumların Teksas'ta arazi satın alması, mescit, İslâm kültür merkezi ve okul açması yasaklanmıştı. Trump'a sunulacak raporun neticesinde İhvân'ın ABD devletinin yönetim kademesi tarafından da "terör örgütü" şeklinde kabul edilmesi durumunda, benzer yasaklama ve kısıtlamaların ABD'deki İslâmî oluşumların faaliyetlerinin daraltılması amacıyla kullanılması söz konusu olabilecek.

1928'de Mısır'ın İsmâiliyye şehrinde -o dönemde henüz 22 yaşında olan- Hasan el Bennâ ve altı arkadaşı tarafından kurulan İhvân, tarih sahnesine çıkışının üzerinden neredeyse bir asır geçtikten sonra bile, dünyanın çok çeşitli ülkelerince "tehdit" olarak algılanmayı sürdürüyor. Geride kalan süreç boyunca sürekli örselenmesine, tartaklanmasına, dışlanmasına ve şeytanlaştırılmasına rağmen, İhvân'ın bugün hâlâ böylesine yoğun biçimde gündemi işgal edebilmesi, teşkilâtın köklerini ne kadar derinlere saldığının apaçık bir göstergesi.

İhvân, uzun tarihi boyunca şiddetten, silahlı kalkışmalardan ve suikast vb. türü yöntemlerden hep uzak duran, hatta sırf bu sebeplerle kendi içindeki radikal unsurların ayrılıp başka yapılanmalar kurmak üzere uzaklaştığı bir hareket. İhvân'ın, İslâmî çevrelerde tartışma konusu olan demokrasi, halkın yönetimi belirlemesi ve seçimlerle iktidarın el değiştirmesi gibi noktalarda benimsediği müspet tavır, teşkilâtın, Arap ve İslâm dünyasında Selefî tandanslı kesimlerin tarafından tekfir edilmesine yol açarken, yine aynı sebeple Arap ve İslâm dünyasındaki bazı yönetimler İhvân'ı "tehlikeli bir rakip" olarak algılıyor. Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri yönetimlerinin teşkilâta karşı geliştirdiği katı ve menfi yaklaşımın arkasında bu bakış açısı var. İhvân bu haliyle, "Ne İsa'ya ne Musa'ya" yaranamayan bir yapılanma. Fakat gündemden de düşmüyor, düşemiyor.