Kısa bir video… Başında sarığa benzer bir başlık bulunan ince, zayıf bir şeyh efendi konferans salonuna giriş yapıyor… Öğrenciler kendisini selamlamak için sıralanmış. Çocukların görünüşlerinden Asyalı oldukları anlaşılıyor. Girişteki ikisi şeyh efendiyi selamlarken biraz fazla eğilince, azara yakın bir ihtarla karşılaşıyorlar: "Eğilmeyin! Rabbiniz dışında kimsenin karşısında eğilmeyin! Muhabbet başkadır, aşırı ihtiram ve ubudiyet başkadır. Uzatın elinizi, iki erkek gibi tokalaşalım!" Sıradaki öğrencileriyle dediği şekilde tokalaşıyor, ardından vakur adımlarla konuşma yapacağı kürsüye doğru yürüyor.
Genelde tam tersi manzaralarla çokça karşılaştığımız için, bu sahne haliyle dikkatimi çekmişti. "Kim bu zat" diye araştırdığımda, karşıma son derece sıra dışı bir profil çıktı:
İsmi Muhammed Hasan Hîtû (Hito veya Heyto telaffuzları da var) idi. 10 Ekim 1943'te, Şeyhâniyye aşiretinin evladı olarak Suriye'nin başkenti Şam'da dünyaya gelmişti. Şeyhâniyye, soyları Şeyh Abdulkâdir Geylânî'ye, onun vasıtasıyla da Hz. Hasan'a kadar uzanan köklü bir Arap aşiretiydi. Muhammed Hasan Hîtû'nun ailesi uzun süre Kürt mıntıkalarında yaşadığı için genelde Kürt zannedilse de neseben Arap ve Şerif'tiler.
Muhammed Hasan Hîtû'nun babasının babası, Osmanlı İmparatorluğu ordusunda komutan olarak görev yapmış seçkin bir askerdi. Hîtû ailesi ise, daha çok içinden çıkan âlim ve ârif zatlarla biliniyordu. Muhammed Hasan Hîtû'nun babası Şeyh Hasan bebeklik ve çocukluk çağlarında öksüz ve yetim kaldığından dolayı, oğlunun terbiyesine azami özen gösteriyordu. Nitekim genç Muhammed, Şam'da hem İslâmî usulle hem de modern okullarda
çok sağlam bir eğitim almıştı.
Lise üçüncü sınıfa gelinceye dek, bu başarılı gencin bütün hedefi Almanya'ya giderek, orada mühendislik ve astronomi eğitimi almaktı. Ancak dönemin atmosferi ve Şam ulemasının kendisinin üzerindeki tesiri sebebiyle, birdenbire fikrini değiştirdi ve Mısır'a giderek İslâmî ilimlerde derinleşmeyi hedeflemeye başladı. Babası ise, oğlunun bu planına kesin bir şekilde karşıydı. Gerekçesi de yine o devrin şartlarında ikna edici görünüyordu: "Maddî anlamda ciddi sıkıntı çekersin. Ben oğlumun milletin zekât ve sadakalarıyla yaşamasını istemiyorum!" İtiraz istemeyen Şeyh Hasan, oğlunu zorla Şam Üniversitesi Jeoloji bölümüne kaydettirdi.
Suriye'de Baas Partisi'nin 8 Mart 1963'te darbeyle iktidara gelişinin ertesinde, Muhammed Hasan Hîtû bir gün babasına "okulun kendilerini saha araştırması için Ürdün'e gezmeye götürdüğünü" söyleyerek ailesiyle vedalaştı. Esas niyeti, Amman'dan Kahire'ye geçmekti. Bunun için babasından habersiz pasaport bile çıkarmıştı. Nitekim öyle yaptı. Babasının kendisine kızmasına aldırmayarak soluğu Kahire'deki Ezher Üniversitesi'nde aldı. İyi ki de bu tercihi yapmıştı: Zira Baas diktası Suriye üzerindeki boyunduruğunu sıkıştırdıkça, istikametini korumak isteyen âlimlere ya hicret veya hapis yolu görünmeye başlamıştı.

4