Cihannüma Derneği, İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı ve Dijital Hafıza Derneği iş birliğiyle hazırlanan "Suriye Raporu: Öngörüler, Teklifler ve Çözümler" başlıklı kapsamlı rapor, geçtiğimiz cumartesi günü, İstanbul Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen geniş katılımlı bir programla kamuoyuna tanıtıldı. Cihannüma Teorik Soruşturmalar ve Öngörüler Dosyası Koordinatörü Prof. Dr. Abdülkadir Macit'in rapor hakkındaki genel bilgilendirmesiyle başlayan programda Cihannüma Derneği Genel Başkanı Selim Cerrah, İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım ve Dijital Hafıza Derneği Genel Başkanı İzzet Şahin de birer konuşma yaparak, Suriye meselesinin Türkiye açısından öneminin ve yapılan çalışmaların sahaya sunacağı katkıların altını çizdiler.
Kendisiyle birçok platformda ortak çalışmalar yaptığımız Prof. Dr. Abdülkadir Macit Hocam rapor için benden "Dünü, bugünü ve yarınıyla Suriye" çerçeveli bir yazı istediğinde, konunun ehemmiyetine binaen, elimdeki bütün diğer işleri bir yana bırakıp hemen vazifemi yerine getirdim. Zira Suriye, bizim için sadece bir komşu ülke değil, aynı zamanda ortak bir yürüyüşün, ortak bir kaderin ve ortak bir geleceğin de paydaşı. Hz. Peygamber'in meşhur hadisinde "Cebrail bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki, komşuyu komşuya mirasçı yapacak zannettim" şeklinde altını çizdiği hususun, ülkelerin komşuluğunda da geçerli olduğu kanaatindeyim. Hele de bu komşu, Suriye gibi et ve tırnak mesabesinde iç içe geçtiğimiz bir ülke ise…
Üstelik Suriye, aynı zamanda bir mikyas ve -o çok kullanılan tabirle- bir turnusol kâğıdı. Dikkatli okurlar mutlaka hatırlayacaktır, bu köşede daha evvel yazmıştım; ben bir kişinin ahlâkî ve vicdânî ölçülere sahip olup olmadığının Suriye meselesinde aldığı tavırla ölçülmesi gerektiğini savunuyorum. Örneğin Suriye'de bir milyon Müslüman öldürülürken ıslık çalarak havaya bakanların, Filistin'deki Müslümanlar için sergilediği "duyarlılık" bana anlamlı gelmiyor. Ve şu soruyu hep soruyorum: "Suriyeli Müslümanların kanı Filistinli Müslümanların kanından ucuz mu ki, Baas'ı sonuna kadar desteklediniz ve yapılanlara sustunuz" Suriye'de Baas rejimini destekleyenlerin, bugün "Rojava" denen mıntıkayla alakalı çıkışlarında da aynı ideolojik yansımaları görüyorum. Baas şakşakçılarının Suriye'nin yeni döneminde mevcut iktidarın attığı adımlara dair yorum yapma hakkının olmadığını da düşünüyorum. Keza, Baas rejimi Suriye'nin kuzeyindeki Kürtleri insan yerine bile koymazken hiçbir reaksiyon göstermeyenlerin, Suriye'de bugün istikrarın sağlanması için atılan bazı adımları "Kürtlere açılan savaş" şeklinde çarpıtmasının düpedüz ideolojik sahtekârlık olduğu kanaatindeyim. Velhasıl, Suriye bir yürek ve insanlık sınavı. Kopyacıları ve kolpacıları orada çok net bir şekilde görebilirsiniz.
Suriye Raporu'nun bana düşen kısmında, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasından sonra başlayan Fransız manda dönemini, Fransa'nın Suriye ve Lübnan'da hangi fay hatlarını canlandırdığını, Baas Partisi'nin kuruluşunu ve siyasî serencâmını, Hâfız Esed'in Suriye'sindeki bazı dönüm noktalarını ve nihayet Beşşâr Esed'in devr-i iktidarını anlattıktan sonra, sözü bugüne getirmiştim:

9