Sınırlar ve krizler

Ortadoğu son günlerde yeni bir gerilimin daha sahnesine dönüştü: Irak'ın, Kuveyt'le olan deniz sınırına ait güncellemeleri içeren yeni bir haritayı BM'ye sunması, Basra Körfezi'ndeki diğer ülkelerin toplu halde tepkisine yol açtı. Körfez İşbirliği Konseyi'nden yapılan resmî açıklamada, söz konusu adımın Kuveyt'in egemenliğini ihlal anlamına geldiği belirtilerek, Bağdat yönetimine haritayı geri çekmesi çağrısında bulunuldu. Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman yönetimleri de ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarla Irak'ın harita atılımını "Kuveyt'in bağımsızlığına müdahale" olarak yorumladılar.

Dönemin Irak lideri Saddam Hüseyin'in 1990'da Kuveyt'i işgalinin akabinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1993 yılında aldığı 833 sayılı karar, Irak'la Kuveyt arasındaki 216 kilometrelik kara sınırını kayıt altına almış, ancak deniz sınırının iki ülke yönetimleri arasındaki müzakerelerle tespit edilmesini öngörmüştü. Irak'ın 2003'te ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon tarafından işgaline kadar kopan Irak-Kuveyt ilişkileri, sonrasında yeniden kurulurken, Irak'taki şiddet, çatışma ve istikrarsızlık atmosferi nedeniyle, sınırlar üzerinden yaşanan ihtilaf uzunca bir süre için buzdolabına kaldırılmıştı. Ancak şimdi bölgede sağlanan görece istikrar, Irak'a eski iddiaları gündeme taşıma noktasında yeterli özgüven ve cesareti kazandırmış görünüyor.

Irak tarafı, aslında 2012'de imzalanan ve ertesi yıl da her iki ülke tarafından resmen onaylanan anlaşmalarla, deniz sınırlarının mevcut durumunu kabullenmişti. 2023'te Irak Parlamentosu'nun üçte ikilik çoğunlukla kabul ettiği bir tasarı ise geçmiş anlaşmaların geçersiz olduğunu, sınırların yeniden belirlenmesi gerektiğini kaydediyordu. Bugün, Irak yönetimi, 2023'teki adımın devamını getirerek konuyu uluslararası platformlara taşıdı. Bu da elbette bölgede yeni bir sınır krizinin patlak vermesini tetiklemiş oldu.

Geriye doğru bir okuma yaptığımızda, Irak-Kuveyt-Suudi Arabistan üçgenindeki sınır ihtilaflarının yüzyıldan fazla bir mazisinin olduğu görülür. Bu bağlamda, 1916 ve 1917 tarihli siyah-beyaz fotoğraflarda özellikle dikkat çeken bazı simalara odaklanmak gerekir:

Bunlardan ilki, Büyük Britanya İmparatorluğu'nun Irak Yüksek Komiseri Sir Percy Cox'tur. 1904'ten 1919'a kadar Basra Körfezi'nin fiilî patronu olan Cox, sadece Büyük Britanya adına bölgeyi yönetmemiş, aynı zamanda bugünkü sınırların belirlenmesinde de kritik bir rol oynamıştır. Diğer bir isim, ünlü İngiliz ajan, kâşif ve seyyah Gertrude Bell'dir. Modern Irak'ın oluşumunda en hayatî rollerden birini üstlenen, Irak'ın sınırlarını çizen, Şerif Hüseyin'in oğlu Emir Faysal'ı 1921'de "kral" sıfatıyla Irak tahtına çıkaran kişidir Bell. Cox 1923'te emekli olarak Londra'ya dönecek, Bell de 1926'da Bağdat'ta intihar edecektir.

Fotoğraflarda boy gösteren üçüncü bir kişi ise, Suudi Arabistan'ın kurucu kralı Abdülaziz bin Abdurrahman Âl-i Suûd'dur. Cox-Bell-Abdülaziz üçlüsünü 1917'de Basra ve civarında gösteren karelerde, elbette üçlü arasında uzun konuşmalar ve bölgenin geleceğine dair müzakereler de yaşanmıştır. Tarihî kaynaklar, bunlardan birinde Abdülaziz'in Kuveyt-Arabistan sınırına dair bazı beklentilerinin İngiliz muhatapları tarafından "Orada petrol olduğundan şüpheleniyoruz, burayı Kuveyt'e bırakacağız" şeklinde karşılandığını aktarır.