Yazı, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Suriye'nin önemli liderlerinden Şükrî Kuvvetli'nin yaşamı ve mirasını, son kızının vatan toprağına dönüşüyle hatırlatıyor. Baas rejiminin zulmünden arınan Suriye'nin yeni döneminde, ülkenin evlatlarının teker teker geri döndüğünü vurgularken, bu geri dönüşün coğrafî dönüş mü, yoksa toplumsal uzlaşı ve hafıza tamiratı mı olduğu sorusu açıkta kalıyor.
Şam, tarih boyunca kozmopolit bir kültür ve ticaret şehriydi. Uzun Osmanlı asırlarında da bu özelliğini korudu, hatta geliştirdi ve belirginleştirdi. İmparatorluğun dağılmaya doğru ilerlediği dönemlerde dahi, Şam ahalisi içindeki seçkin ailelerin ve eşrafın yükselişi sürüyordu. Onlardan biri, 1700'lerin ikinci yarısında Bağdat'tan Şam'a göç eden Kuvvetlilerdi.
Zenginliğinin esas kaynağını ticaret oluşturan Kuvvetli ailesi, Bağdat-Şam ve Şam-Arabistan rotalarında çok güçlü ticaret ağları tesis etmişti. Şam'da yerleştikleri Şâğûr semti de tarihî surların hemen güneyinde, şehrin hatırı sayılır insanlarının yaşadığı bir bölgeydi. Dolayısıyla, elde ettikleri servet, kendilerine aynı zaman siyaset, kültür ve sanat muhitlerinin de kapısını açmıştı. 1860'dan sonra Şam'ın en güzel semtlerinden Ğûta'da çiftlikler kuran Kuvvetli ailesinin fertleri, Sultan II. Abdülhamid'in devr-i saltanatında Şam bürokrasisi içinde önemli makamlara gelmeye başladılar. Ahmed Kuvvetli ziraat bankasının yönetimini üstlenirken, Murad Kuvvetli şehir konseyi başkanlığına, Hasan Kuvvetli de Şam Ticaret ve Ziraat Odası reisliğine atandı. Ailenin 21 Ekim 1891 günü dünyaya gelen oğlu Şükrî Kuvvetli ise, Suriye yakın tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olacaktı:
Ailesinin imkânlarının yardımıyla seçkin bir temel eğitim alan Şükrî Kuvvetli, 1908'de yüksek öğrenim için İstanbul'a gönderildi. Beş yıl boyunca kaldığı şehirde Türkçeyi mükemmel biçimde öğrenen Şükrî, 1913'te Mekteb-i Mülkiye'den mezun olduğunda, imparatorluğu dağıtacak olan kasırga da kopmak üzereydi. Kuvvetli Şam'a döndü, Osmanlı bürokrasisi içindeki görevine başladı, ancak ertesi yıl Arap coğrafyasındaki dengeler sarsılmaya başlayacak ve genç Şükrî de kendisini Arap milliyetçiliğinin dalgaları içinde bulacaktı. Jön-Türklerin Arap cephesindeki izdüşümü olan Fetât cemiyetine katılan Kuvvetli, Osmanlı İmparatorluğu'na siyasî açıdan herhangi bir karşıtlık içinde değildi; savaş sonrası dönemde de Fransız mandasına karşı milliyetçilerin safında konumlandı.
Fransızlar tarafından sürekli kovuşturulan ve hatta 1920'de emlâkına el konularak sürgüne gönderilen Şükrî Kuvvetli, 1936'da Suriye'ye döndü ve maliye bakanlığını üstlendi. Şahsî duruşu ve ailesinin gücü, 1943'te Kuvvetli'yi Suriye cumhurbaşkanlığı vazifesine taşıdı, onun döneminde ülke Fransa'dan bağımsızlığını kazandı (17 Nisan 1946). Fakat ne var ki, 1949'da İsrail tarafından desteklenen Suriye general Husnî Zaîm'in sahneye koyduğu askerî darbeyle Kuvvetli devrildi ve yeniden sürgüne gönderildi. 1955'te ülkesine dönen Kuvvetli cumhurbaşkanlığı sorumluluğunu omuzladı, ancak 1958'de Cemal Abdunnâsır'ın baskı ve telkinleriyle "Birleşik Arap Cumhuriyeti"nin kuruluşu uğruna koltuğundan feragat etti. 1961'de Suriye'de gerçekleştirilen yeni bir askerî darbe, Mısır'la kurulan birliği dağıttı; 1963'teki Baas darbesi ise Suriye yakın tarihinin en korkunç dönemini başlattı. Şükrî Kuvvetli tekrar sürgüne gitti ve Beyrut'a yerleşti. Bu onun son sürgünüydü...

4