Yazar, 2023 seçimlerini doğru tahmin eden anketlere dayanarak muhalefet ve CHP'nin stratejik hataları üzerinden bir eleştiri yapıyor. İmamoğlu'nun mağduriyet edebiyatının işe yaramadığını, Erdoğan'ın hala önde olduğunu ve CHP'nin erken seçim çağrısının mantıksız olduğunu gösteriyor; ayrıca seküler kesimin yolsuzluk ve ahlak sorunu üzerinden kendi geçmişiyle yüzleşmesi gerektiğini vurguluyor. Pazar poşetlerine konulan rüşvet ve Atatürk portresinin arkasındaki hesaplaşmalar, muhalefet iktidarında da benzer sorunların yaşandığını göstermiyor mu?
2023 seçimlerinin sonuçlarını nokta atışıyla bilen Özdemir Araştırma yeni bir anket yayınlamış. Ümit Bey'in aktardığı rakamlara ve analizlere göre tablo şu:
*
BİR: Ekrem İmamoğlu'nun yargı süreci üzerinden kurgulanan "mağduriyet edebiyatı" pek tutmamış. Seçmenin yüzde 65-70'lik ezici bir çoğunluğu, onun bu suçlamalardan aklanarak cumhurbaşkanı adayı olacağına inanmıyor.
* İKİ: Recep Tayyip Erdoğan; Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş gibi isimlerin karşısında önde. Yönlendirmesiz üçlü aday senaryosunda Erdoğan %50.3, İmamoğlu %34.8, DEM adayı ise %14.9 alıyor.
*
ÜÇ: Artan dış güvenlik tehditleri ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi içindeki çalkantılar, Erdoğan'ın oy oranını her ay düzenli olarak artırıyor.
*
DÖRT: Özgür Özel ile Recep Tayyip Erdoğan'ın karşı karşıya kaldığı bir senaryoda, Erdoğan lehine 18-20 puanlık devasa bir fark ortaya çıkıyor. Hal böyleyken ana muhalefetin sürekli erken seçim çağrısı yapması, siyaseten hiç de mantıklı durmuyor.
7 YAŞINDAKİ ÇOCUĞA SİYASET YAPMAK
Gaziantep'te CHP İl Başkanı, 23 Nisan törenlerinde Mehter Marşı çalan çocuklara sırtını dönerek protesto etmiş. Neymiş efendim, saray kültürünün özendirilmesini protesto ediyormuş.
Yahu insaf. Paris turlarında jetlerle gezenlere, belediyenin paralarını savuranlara, baklava kutularıyla, Rolex saatlerle iş görenlere sırtınızı dönmüyorsunuz da ... Aylarca o gösteri için hazırlanan, heyecandan kalbi pır pır çarpan 7-8 yaşındaki sübyanlara mı gücünüz yetiyor
Özgür Özel bile bu ergen tribini mantıklı bir çerçeveye oturtamamış, kameralar karşısında "galiba bir açı farkı var" diyerek durumu geçiştirmeye çalışmış. Yahu tarihiyle, ecdadıyla barışamayan bir zihniyetin milletle barışması mümkün mü
BİR BEYAZ TÜRKLÜK TRAVMASI OLARAK 'MECMUA'
Hazır okullardan ve çocuklardan açılmışken... Eskiden öğretmenlerin pedagojik formasyonu bir hayli ilginçti.
Sınıfta okumayı ilk söken, 7-8 yaşlarında bir çocuk düşünün. Öğretmen sınıfta soruyor: "Evine mecmua giren var mı". 56 kişilik sınıfta bir tek o çocuk el kaldırıyor. Evde okudukları dergi de Altınoluk. Permalı, uzun tırnaklı, "Cumhuriyet kadını" imajlı o öğretmenimiz sınıfın ortasında yapıştırıyor lafı: "İndir sen indir, ben biliyorum senin o gerici şeylerini!".
Küçücük bir çocuğu arkadaşlarının önünde sırf inançları yüzünden ezip utandırmanın neresi çağdaşlık Başörtülü annelerin fişlenirim korkusuyla veli toplantılarına bile gelemediği o kasvetli günlerden, devletin ders kitaplarını masaların üzerine ücretsiz bıraktığı günlere geldik. Geçmişe güzelleme yapmadan evvel, bu milletin nelere maruz kaldığını çok çabuk unutuyoruz.

25