Saray'ın 'mutlak butlan'la CHP'yi çalkalama hesapları

Neler yapılabileceği, işin içinden nasıl çıkılabileceğine ilişkin deneyimli siyasetçilerin, hukukçuların, gazetecilerin tartışmalarını, çözüm arayışlarını, herkes gibi ben de izliyor, akılcı çözüm önerilerinden sonuçlar çıkarmaya çabalıyorum. Saatler geçtikçe kendime göre kimi doğrulardan çıkarım yapma çabalarımdan yorulup zaman zaman uyukladığımın da ayrımına varıyorum.

Kendi vurdumduymazlığıma kızmak yerine, atalarımızın "Bir deli kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış" deyişine sığınmayı seçiyorum. Bugün Meclis'te olası gelişmeler üzerinden, sizler için de ipucu olabilecek bir şeyler söyleyebilmek hak götüre, haddimi aşmak yerine, Saray'ın "mutlak butlan"la CHP'yi çalkalama hesaplarının tutmayacağına olan inancımı sizlerle paylaşmayı yeğliyorum. İster sağduyuya inanç, isterseniz dilek olarak kabul edebilirsiniz.

Yıllardır uyanamamanın ardından, çaresizliğin tek çaresinin sokaklara çıkmak olduğunun sayısız dersini almış, bilincine varmış olarak başkaca çıkış yolumuzun olamayacağını sil baştan öğreniyor olarak panikle geri adım atılamayacağına inanmayı yeğliyorum. Yılların sokağın gücüne tanıklık etmenin yaşanmışlıklarının katkıları bir yana... Son yılların uzun raylı sistemli yolculuklarında, ilk kez geçmişin siyasal iç çalkantılarının en içtenlikli anı kitaplarını da arka arkaya okumaya çabalayarak söz konusu çalkantılar üzerinden yaşanmış siyasal gelişmelerin ayrıntılarını da öğrenmeye, dersler çıkarmaya çabalıyorum.

***

Demem o ki sınırsız haksızlık, hukuksuzluklar içinde, kirli düzen içinden çökmüş, işin içinden çıkılamaz noktalara varıldıktan sonra, ezberlenmiş haksızlık-hukuksuzluklar üzerinden oynanan en bildik, en kirli oyunlarla işin içinden çıkılamayacak kadar dibe çöküşten sonra... Aynı türden oyunlar, taktikler üzerinden yola devam edilebilmesinin koşulları tükenmiş oluyor.

Yaşanmışlıklar üzerinden kafanızı fazla şişirmeden, en son 12 Eylül darbesi ile bu ülkede yaşatılanları sadece anımsatmakla yetineceğim. Hani Özal, paraşütle MESS'ten düzenin danışmanlığına geçmiş, sonrasında cumhurbaşkanı seçilmişti. Büyük Zonguldak madenci direnişinin ardından, küçücük bir sendikacının kızının sloganında haykırdığı üzere; "ankaya'nın şişmanı işçi düşmanı" sloganı simge olmuştu.