Bugünkü yazımın konusunda yine sevgili arkadaşımız Ergin Yıldızoğlu'nun dünkü Cumhuriyet gazetesinde 9. sayfamızda yayımlanan "Ayrılmak zor!" başlıklı yazısının etkisi oldu. Amerika ile Avrupa arasındaki 300 yıla dayanan bağımlılık ilişkisini özetlemiş. Okurlarımızın büyük çoğunluğunun ayrıntıları üzerinden bilgilerinin olamadığı, bölgesel ilişkilerim, köken bağlantılarımdan önemli kimi bilgiler, tanıklıklar üzerinden katkıları paylaşmak istedim.
Köken olarak Tito Yugoslavya'sından, parçalanma öncesi 1956 yılında yaşadığımız göçmenlik bağlantıları üzerinden, doğrudan yakın aile, akrabalıklar bağlantılı, çevremle tanıklıklarımdan kimi anlamlı paylaşımlarımızı okurlarımıza da aktarmanın katkıları olabileceğini düşündüm. Kimilerini yaşanılan tarihlerle bağlantılı güncel yazılarımdan okumuş Cumhuriyet okurları için de yararlı bir anımsatma olabilir.
Tito, 3. dünya liderliğinden ayrılışı sonrası bile Yugoslavya'nın parçalanmaması yolunda çok çaba göstermiş olsa da Amerika'nın tipik projelerinden birinin tuzaklarının acıklı, kanlı parçalanma sonuçlarını önleyemedi. Laf aramızda, yine de Tito'ya dönük güçlü bağları gözeterek açık savaş silahlarını kullanmak üzere ölümüne kadar beklemeyi yeğledi. Amerika, silahlı ve de parasal donanımlarında kuşkusuz ekonomik, akılcı bir proje ile yola çıkılmış, yardım, destek görüntülü ekonomik katkılarında Makedonya'ya öncelik vermişti.
İç parçalanma savaşlarında ırklar, daha da yoğunluklu dinler ayrımcılığı üzerinden parçalanma çatışmacılığında, kaçanlar için ağırlıklı Arnavutluk ile Makedonya toprakları üzerindeki kamplara etkin parasal yardımlar eksik edilmemişti. Dönemler, ayrılıkçı can pazarı çatışmalardan kaçışlardaki sığınmacı kamplarının her iki alandaki kamplarında, 300 bin-500 binlik kampların varlığından kapı açılıyordu. Amerika'nın insan hakları gerekçeli bombardımanlarında ise hedef tahtasına Sırbistan ile Kosova'nın bombalanmaları oturtulmuştu.
***
atışmacılığın tarafları içinde bir yerlere oturtulamayacak, sivil yakın akrabalarımız da içlerinde olarak sonunda evlerini terk etmek zorunda kalanlara, açıklaması olamayacak bir biçimde Makedonya'ya giriş yasağı bir bayram gününde konmuştu. Yer kalmadı gerekçeli giriş yasağı ile yüz binlerin, Makedonya girişinde yağmur çukurunda zorunlu tutuluşlarının görüntüleri elbette dünyaya gösterişli görüntüleriyle yansıtılmıştı.

5