Yazar, Avrupa Birliği ülkelerinin İsrail-Amerika ittifakının Ortadoğu'daki sonuçlarına karşı demokratik değerlerine dönüş çabası gösterdiğini, ancak Türkiye'nin benzer otoriterleşme sorunlarında aynı uluslararası tepkiye maruz kalmadığını iddia ediyor. Bu çifte standardı, otoriter rejimlerin haksızlık ve hukuksuzlukları meşrulaştırmaya devam etmesinin mümkün olup olmadığı sorusuna bağlıyor.
Avrupa Birliği ülkeleri içinde, Amerika-İsrail birlikteliğinde Ortadoğu ülkelerinde yaşatılanlara, akıtılan kanlara karşı ilk anlamlı karşı duruş İspanya'dan gelmişti. Trump'ın öncülüğünde açıktan, İsrail'in sesizce yürüttüğü yanlarında savaşmak zorunda oldukları zorlamaları ters tepti. İran'da ön saflardaki liderlerin öldürülmesini hedef alan katliam eylemleriyle de yetinilmeyerek çocukların öldürülmesiyle sürdürülen bombalamaların ardı arkası gelmeyince, AB ülkelerinin geçmişte güçlü olan değerlerine dönme, uyanış tepkileri güçlendi.
Ortadoğu'yu kan revan içinde bırakan çatışmaların ardı arkası kesilmeyince "Büyük Amerika" rüyasındaki büyünün bozulmasıyla sarsılan Amerika'nın kendi toprakları, kendi vatandaşlarını uyandıran, yüz binlerin buluştuğu tepkilerin de ardı arkası kesilmez oldu. Sonuçta Pakistan'ın arabuluculuğunda, İsrail buharlaşmış gibi Amerika ile İran'ın yetkili kişilerini yüz yüze buluşturan bir hafta sonunu geçirdik. Uzlaşmaları kuşkusuz kolay olamayacaktı. Kapıların tam kapanmadığı bir sürece geçilmiş oldu.
Son yılların en kritik düellosu olacağı bilinen Macaristan seçimlerine dönük Amerika ile Rusya'nın var olan yılların iktidarını destekleme işbirlikleri de bir işe yaramamıştı. Ülke içinden ve dışından gençlerin güçlü oy ağırlıklarını koymaları ile 16 yıllık Orban iktidarı düştü. Peter Magyar'ın seçim zaferinin, AB ülkelerinin uzun yıllardır içine düştükleri moral değer kayıplarının yeniden yükselişinde etkin rol oynaması bekleniyor. Kaçınılmaz Amerika-İsrail işbirliğinde kurulmuş Ortadoğu dengelerinin değişeceği beklentilerini de yükseltiyor.
***
Evrensel ölçeklerde değişmeyen tek gerçeklik kuşkusuz otoriterlerin kurdukları haksız-hukuksuz otoriterleşme düzenlerinden kolay kolay vazgeçmeyecekleri gerçeği olmalı, değil mi Avrupa Birliği ülkeleri, uzun yıllardır yattıkları uykularından sarsılmış olarak uyanıp geçmiş değerlerine dönüş çabası içindeki yeni siyasetleri üzerinden yol almanın çıkışında. İran'da geçmişin yönetimlerini onaylamaya kalkışmadan, aşamalı özgürlüklere geçiş yollarının aranmasının ancak kendi çabaları, sorumluluklarıyla gerçekleşebileceğinin vurgulanması ile yola çıkıyorlar.

2