Bugün Kurban Bayramı'nın birinci günü...
Birçok kişi çoktan tatil rotasına ulaştı bile. Kimileri serin yayla havasında dinlenmeyi seçti, kimileri ise yönünü deniz, kum ve güneşe çevirdi. Açıkçası bu yıl bayramın en güzel sürprizlerinden biri, yoğun iş temposuna küçük de olsa bir yaz molası verme fırsatı sunması oldu. Bavullar hazır, rezervasyonlar tamam, tatil moduna geçildi. Peki küçük ama önemli bir soruyu soralım; "Valizinize güneş koruyucunuzu koydunuz mu"
Belki tatilin telaşında ikinci planda kalmış olabilir ama bu detay düşündüğünüzden daha önemli. Çünkü cildimiz henüz yaz güneşine tam anlamıyla alışmış değil. Özellikle uzun süredir kapalı ortamlarda çalışanlar için ilk yoğun güneş teması, cilt açısından ciddi bir stres oluşturabiliyor. "Birkaç saatten bir şey olmaz" diye geçirilen zaman ise çoğu zaman akşamına başlayan kızarıklık, yanma hissi ve günlerce sürebilen hassasiyetle geri dönebiliyor. Üstelik güneş yanığını yalnızca birkaç günlük kızarıklık gibi görmek de yanıltıcı olur. Cilt bariyerinin zayıflaması, leke oluşumuna yatkınlığın artması ve erken yaşlanma belirtilerinin hızlanması işin görünmeyen tarafı. Elbette tatilde güneşten tamamen kaçamayız ama zaten mesele de bu değil. Asıl önemli olan güneşle kavga etmeden doğru şekilde korunmayı bilmek. Nasıl mı Okumaya devam...
Haberin DevamıKORUMA SADECE SAYIYLA ÖLÇÜLMÜYOR
Cildimizi güneşten korumak için aslında doğru güneş kremi kullanmayı da bilmemiz şart. Çoğu kişi, güneş kremi seçerken, doğrudan SPF sayısına odaklanıyor. Ancak bu bir hatadır. Çünkü SPF, esas olarak UVB ışınlarına yani güneş yanığından sorumlu spektruma karşı koruma düzeyini ifade eder. Fakat cilt yaşlanmasını hızlandıran, kolajen kaybını artıran ve derin hasar oluşturan asıl etkenlerden biri UVA ışınlarıdır. Bu nedenle ürün üzerinde "broad spectrum" yani geniş "spektrum koruma" ibaresi de aranmalıdır. Bayram tatilini özellikle deniz kenarında geçirenler için SPF 50 seviyesindeki ürünler daha güvenli bir tercih olabilir. Ancak burada sık yapılan kritik bir hata vardır. O da SPF 50 sürüp, saatlerce korunduğunu düşünmektir. Ancak kötü haber şu ki güneş kremleri terleme, havlu teması, yüzme ve sürtünme ile etkinliğini kaybedebilir. Bu nedenle koruyucuyu yaklaşık iki saatte bir yenilemek ve deniz-havuz sonrası yeniden uygulamak en doğru yöntemdir.
Haberin DevamıHASAR HER CİLT TİPİNDE OLUŞABİLİR
"Benim tenim koyu, bana bir şey olmaz" ya da "Ben zaten kolay kolay yanmam" diye düşünüyorsanız küçük bir uyarı; güneş, sadece açık tenlileri etkilemiyor. Evet, bazı ciltler daha hızlı kızarıyor ama bu, diğer cilt tiplerinin zarar görmediği anlamına gelmiyor. Güneşin verdiği hasar bazen sessiz ilerliyor. O an fark edilmeyen etki, haftalar sonra leke, kuruluk, cilt tonu eşitsizliği ya da erken yaşlanma belirtileri olarak ortaya çıkabiliyor. Özellikle uzun sahil yürüyüşleri, tekne gezileri ya da "biraz hava alalım" diye geçirilen saatler, düşündüğünüzden daha yoğun UV maruziyeti yaratabiliyor. Üstelik yalnızca güneşin tepede ışıl ışıl parladığı zamanlarda değil, gökyüzü kapalı olsa bile UV ışınları cilde ulaşmaya devam ediyor.
Haberin DevamıGÜNEŞTEN KORUNMADA DOĞRU KOMBİNASYON ŞART
Güneşten korunmayı yalnızca krem sürmekle sınırlamak eksik bir yaklaşım olur. Çünkü etkili koruma, birden fazla önlemin birlikte uygulanmasıyla sağlanır. Özellikle çocuklu aileler için bu konu daha kritik hale geliyor. Zira çocuk cildi, UV hasarına karşı daha hassastır. Peki uygulanabilecek basit ama etkili koruma planı ne olmalıdır İşte ayrıntılar...

11