Magazin dünyasında son on güne bakınca insanın aklına şu soru geliyor: Biz ünlülerin hayatını mı izliyoruz, yoksa artık onların sosyal medya için hazırladığı hayatı mı
Bir tarafta nişanlar, düğünler, tatiller... Sıla Türkoğlu ile Ata Ayyıldız nişanın ardından soluğu teknede aldı. Burak Yörük ile Tuana Yılmaz nikah için Roma'yı seçti. Eskiden ünlünün düğününe girmek magazin gazetecisinin başarısıydı. Şimdi düğün sahibi zaten fotoğrafı, videoyu, gelinliği, yüzüğü birkaç dakika içinde milyonlarca kişiye servis ediyor.
İşte magazinin yeni gerçeği bu...
Artık ünlüler kendi muhabirleri, kendi fotoğrafçıları, hatta kendi yayın yönetmenleri oldular. Ne kadarını görmemizi istiyorlarsa o kadarını görüyoruz. Kavga varsa önce imalı bir paylaşım geliyor. Ayrılık varsa birlikte çekilmiş fotoğraflar siliniyor. Soyadı profilden kaldırılıyor ve milyonlarca kişi bunun ne anlama geldiğini tartışmaya başlıyor. Merih Demiral ile Heidi Lushtaku cephesinde ayrılık iddialarının, sosyal medyadaki soyadı değişikliğinin ardından yeniden alevlenmesi bunun son örneklerinden biri. Üstelik taraflardan henüz resmi bir açıklama yok.
Yani artık bazen tek kelime edilmeden bile magazin haberi yaratılabiliyor.
Ama son günlerin bana göre en çarpıcı haberi Cem Yılmaz'dı. Geçirdiği kalp krizinin ardından sağlığına kavuşması, sigarayı bıraktığını açıklaması aslında hepimize küçük ama önemli bir hatırlatma yaptı. Şöhret, para, başarı, alkış... Hiçbiri sağlık olmayınca anlam taşımıyor.
Ardından Serhat Kılıç'ın henüz 51 yaşında aramızdan ayrılması geldi. Birkaç gün önce ekranda gördüğünüz, sahnede alkışladığınız bir insanın bir anda hayattan çekilmesi magazinin bütün o parlak dünyasını susturmaya yetiyor. Çünkü perde kapanınca geriye takipçi sayısı değil, insanlarda bıraktığınız iz kalıyor.

11