Şöhretin son durağı saygıdır

Bir sanatçı hayata veda ettiğinde geriye filmleri, şarkıları, anıları ve milyonların hafızasında bıraktığı iz kalır. Ama ne yazık ki bazen cenaze törenleri, vedanın önüne geçen görüntülerle hafızalara kazınıyor.
Son günlerde bunun en çarpıcı örneğini Kadir İnanır'ın cenaze töreninde yaşadık. Türk sinemasının yaşayan efsanelerinden birine veda edilirken, bir yanda gözyaşları vardı, diğer yanda ise cep telefonlarını kaldırıp o anı kaydetmeye çalışan insanlar... Yasın yerini merakın, saygının yerini gösterişin aldığı anlar, ister istemez insanı düşündürdü.
Magazin, elbette hayatın renkli tarafını anlatır. Alkışları da yazar, ödülleri de, kırmızı halıyı da... Ama siyahın hâkim olduğu bir günde artık haberin değil, insanlığın konuşması gerekir.
Bir sanatçıyı gerçekten sevmek, onun tabutunun önünde fotoğraf çektirmek değildir. Onun yıllarca emek verdiği eserleri hatırlamak, bıraktığı mirasa sahip çıkmaktır. Çünkü objektifler kapanır, manşetler değişir ama saygı kalıcıdır.
Son yıllarda sosyal medya hayatımızın merkezine yerleşti. Yaşadığımız her anı paylaşma isteği, ne yazık ki acının bile önüne geçmeye başladı. Cenazeler sessizliğin mekânı olmaktan çıkıp görüntü üretme alanına dönüşüyor. Oysa bazı anlar paylaşılmak için değil, sadece yaşanmak içindir.
Sanat dünyasının büyük isimleri birer birer aramızdan ayrılıyor. Onlarla birlikte bir dönem de kapanıyor. Geriye kalan bizlerin göstereceği vefa. Çünkü bir toplumu güçlü yapan sadece yıldızlarını yetiştirmesi değil, onları uğurlamayı da bilmesidir.