Bayram dönemlerinde yapılan röportajlar bazen ünlülerin bilinmeyen yönlerini ortaya çıkarır, bazen de aslında herkesin içinde büyüttüğü ortak özlemleri... Bu yıl Sabah Günaydın'ın bayram röportajlarında dikkatimi çeken şey; ne lüks tatiller oldu ne milyonluk yatırımlar ne de gösterişli hayatlar... Verilen mesajların merkezinde aile vardı.
Esra Erol'un "Olmazsa olmaz aile ritüelimiz akşam yemeği" sözü aslında modern hayatın en büyük eksikliğini yüzümüze vuruyor. Aynı evin içinde yaşayan ama birbirine vakit ayıramayan insanlar çağında, aynı sofraya oturabilmek artık büyük bir lüks haline geldi. Çünkü bugün birçok evde televizyon açık, telefon elde ama sohbet yok. O yüzden Esra Erol'un bu cümlesi sadece bir aile düzenini değil, kaybolmaya başlayan bir kültürü anlatıyor.
Mustafa Keser'in "En büyük servetim ailem" sözü ise yılların tecrübesinden süzülen bir hayat özeti gibi... Hayat boyunca alkışlar, sahneler, başarılar, ün gelir geçer ama insanın yanında kalan şey ailesidir. Hele ki yıllardır sanat dünyasının içinde olan bir ismin bunu söylemesi çok kıymetli. Çünkü magazin dünyası dışarıdan çok parlak görünür ama o dünyanın içinde yalnızlık da vardır, kırgınlık da vardır, sahte dostluklar da... Böyle bir dünyanın içinden gelen bir sanatçının "servet" kelimesini ailesi için kullanması çok şey anlatıyor.
Ozan Tufan'ın "Mutlu aile başarı getirir" sözü de spor dünyasının görünmeyen tarafını gösteriyor. İnsanlar futbolcunun sahadaki performansını konuşuyor ama psikolojisini, ev huzurunu, aile desteğini çoğu zaman görmüyor. Oysa insan evinde huzurluysa işine de daha güçlü sarılıyor. Başarı sadece yetenekle değil, insanın ruh haliyle de geliyor.

13