Son günlerde toplumun neredeyse ortak derdi haline gelen bir konu, AK Parti MYK toplantısında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sunduğu sosyal medya düzenlemesiyle yeniden gündemin tam ortasına oturdu. Sunumun ardından oluşan yankı boşuna değil. Çünkü mesele artık sadece ekran süresi değil, çocukların ruhu, güvenliği ve geleceği.
Hepimiz görüyoruz; daha ilkokul çağındaki çocuklar ellerinde telefonla büyüyor. Ne izlediklerini bilmiyoruz, kimlerle yazıştıklarını takip edemiyoruz. Şiddet, cinsellik, dolandırıcılık, zorbalık... Hepsi birkaç tık ötede. İşte bu yüzden 15 yaş sınırı, ailelerin çocuklarının hesaplarını kontrol edebilmesi, şikayetlere hızlı dönüş zorunluluğu ve çocuklara yönelik reklamların engellenmesi gibi başlıklar sadece birer madde değil, aslında birer koruma kalkanı.
Bu düzenleme "yasak geliyor" diye küçümsenecek bir adım değil. Aksine geç kalınmış bir önlem. Avrupa'da başlayan uygulamalar, Avustralya'daki örnekler ortada. Bizde de artık aileler yoruldu, öğretmenler uyarıyor, uzmanlar yıllardır alarm veriyor. Sosyal medya çocukların oyun alanı değil; kontrolsüz bir sokak gibi. Herkesin girip çıktığı, kimin ne yaptığı belli olmayan bir sokak.
Magazin dünyasında bile bunun etkisini görüyoruz. Anne baba olan birçok ünlü isim son dönemde çocuklarını sosyal medyadan uzak tutmaya çalışıyor, yüzlerini saklıyor, ekran sürelerini sınırlıyor. Çünkü onlar da tehlikenin farkında. Bir fotoğrafla başlayan masum paylaşımın, nasıl kötü ellere düştüğünü defalarca gördük.

1