Türkiye'de ünlü isimlerin boşanma süreçleri hepimizin gözü önünde yaşanıyor. Ne yazık ki bu süreçlerde dikkat çeken en önemli nokta, tarafların birbirlerine karşı en ufak bir nezaketi bile göstermekte zorlanmaları. Normalde boşanma, hayatın içinde olabilecek bir şeydir. İki insan anlaşamadığında yollarını ayırabilir. Ama mesele bu noktadan sonra başlıyor. Çünkü bu ayrılıklar sadece iki yetişkinin dünyasında kalmıyor, işin içine çocuklar da giriyor. Çocukların adı mahkeme dosyalarında geçiyor, onların hayatı sosyal medyada tartışma konusu oluyor, küçücük kalplerinin kaldıramayacağı sözler uluorta söyleniyor.
Ünlü isimler için işler daha da karmaşık. Çünkü sadece aile arasında kalması gereken meseleler, binlerce kişinin gözünün önünde sergileniyor. Eşler birbirlerini suçlarken, karşılıklı açıklamalar yaparken, aslında unuttukları çok önemli bir şey var: O çocuklar büyüyecek, bir gün anne babalarının bütün o kavgalarını okuyacaklar. Ve işin en acısı, bu kavgaların içinde kendilerini bir tartışma unsuru gibi görmek, onların hayat boyu taşıyacağı bir yara olacak.
Aslında beklenen çok basit. Yetişkinler gibi ayrılmak, saygıyı kaybetmeden yolları ayırmak, çocukları merkeze koymak. Ama ünlülerde bu pek olmuyor. Çünkü şöhret, hırs, egolar, hatta kimi zaman maddi çıkarlar devreye giriyor. Basının da ilgisi eklenince, işler iyice çığırından çıkıyor. Herkes kendi haklılığını kanıtlamaya çalışıyor, karşı tarafı küçültmeye, yıpratmaya çalışıyor. Fakat sonunda kaybeden hep aynı; Çocuklar...
Toplum da bu manzaradan etkileniyor. İnsanlar ünlülerin özel hayatlarını izledikçe, ayrılığın kavgasız olamayacağına inanmaya başlıyor. Oysa olması gereken tam tersi. Sessiz, saygılı, birbirine düşman olmadan biten ilişkiler, aslında çok daha değerli bir mesaj verir. Ama bizde nedense boşanmak, kavganın diğer adı gibi görülüyor.